2
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
51
Okunma

Kirazın yanağında parlardı gül damlası
Gelinciklerin renginden
Farkı yoktu hiç gülden
Güneş her sabah öpücük kondururdu
Rüzgarın parmakları hafifçe okşar severdi onu
Kirazın yaprağında yaşardı gül damlası
Ağlaması aslında gülmeydi
Annesi babası bunu bileydi
İnsanlardan uzak masallardaki bir devdi
Sorsalardı ona keşke niye doğduğunu bileydi
Karanfiller gibi kokardı gece gündüz
Giyinirdi al etek pötikare pembe buluz
Arkadaşı ellerinden tuttu
Uçurumun başına gelince usulca boşluğa itti
Annesi babası bile onun var olduğunu unuttu
Kelebeğin kanadında uçardı gül damlası
Cennetten farksızdı aslında iç dünyası
Tertemiz dilekleri içinden dışına süzülürdü
Annesiz bir kedi yavrusu görse derinden üzülürdü
Gülenle güler ağlayanla ağlar ölenle ölürdü
Dünya ile yıldızı barışamadı bir türlü
Baktı etrafına dedi ki hangi tür uzun ömürlü
Gülmeleri kalmıştı çünkü yarım
Yalancılar derlerdi seni sonra ararım
Nereden geldim ebedi değilsem hangi dalda varım
Yanlışlara bulandı pespembe umutlarının hepsi
Bülbülün nağmesinde kayboldu gitti şen sesi
Mutlu edebilmekti gayesi kendinden gayrı herkesi
Gökkuşağından düşürdü onu bir şimşek çakması
Ahlarına sarıldı acı ile sarmalandı kısacık ömrünce gül damlası...
Gülhan Çeliktaş
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.