3
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
75
Okunma
Bir hüzün bırakacaksam eğer,
Akşam ışığının camdan çekilişi kadar olsun…
Sonra sessizce geçeyim,
Hayatın cümlesinden düşen bir kelime gibi.
Ne yazın kavurucu soluğunda çatlasın dudaklarım,
Ne kışın ayazı titretsin ardımdan gelenleri.
Göğün rengi solgun bir huzura dönsün.
Yağmur karıştırsın toprağa son hatıramı.
Giderken ilişmeyeyim günün telaşına.
Sabah perdeleri aynı ışıkla açılsın,
Çaylar aynı buğuyla tütsün masalarda.
Öğle vakti kimsenin lokması
Ansızın kedere kesmesin.
Akşam kapılar her zamanki gibi açılsın.
Ben..
Yalnızca eksilmiş bir ses kadar
Fark edileyim.
Bir nehrin sislere karışan son kıvrımı gibi
Çekeyim kendimi zamanın içinden.
Sade bir veda olsun benimkisi,
Gösterişsiz..
Gürültüsüz...
Tam da hayatın farkında olmadan güzelleştiği bir anda,
Fırından yeni çıkmış ekmeğin sıcaklığı dolaşırken sokaklarda,
Pencerelerde çiçekler gün ışığını sessizce toplarken,
Bir çocuğun kahkahası uzak bir avludan yükselirken,
Yokluğum karışsın kalabalıklara.
Yaşadığım hayata bırakılmış
Küçük ve zarif bir teşekkür gibi.
Sadece hafif bir sükût kalsın.
Bir pencerenin akşamla dolduğu anda
Usulca çekilen ışık gibi.
Adım...
Okunmuş bir mektubun sonunda kalan
Beyazlık gibi kalsın
Ardımda kırık bir kalp bırakmadan,
Bir ahın gölgesini değdirmeden kimsenin ruhuna.
Sessizce kapanan bir kapı kadar doğal,
Usulca sönen bir mum kadar hafif.
Rüzgârın alıp götürdüğü
Kuru bir yaprak gibi
Karışayım mevsimlerin hafızasına.
İkindi vakti olsun mümkünse.
Gölgenin uzadığı,
Sokakların sesini kısmaya başladığı,
Gökyüzünün altın bir tülle örtündüğü o saat.
Ne çalan telefonlar irkiltsin yürekleri,
Ne kara bir haber bölünsün sofralara.
Camlarda son güneş dolaşırken,
Kuşlar yavaşça susarken,
Şehrin kalbinden telaş çekilirken
Geçsin vedam.
Belki sıradan bir çarşamba,
Belki kimsenin adını anımsamayacağı sakin bir perşembe.
Ne gün bütünüyle bitmiş olsun,
Ne de hayat bütün ışıklarını toplamış.
Zamanın eşiğinde duran o duru arafta
Bir satır arası kadar eksileyim dünyadan.
Yaşamak…
Kırılmadan eksilmenin bilgisidir biraz,
Bir kalbe değip yankısını rüzgâra emanet etmek,
Kabuk bağlamış acıların üstünden ışık gibi geçmektir.
Gitmek de böyle bir vakarla olmalı,
Günün son altını akşama bırakışı gibi,
Bir yaprağın toprağın hafızasına karışması kadar sessiz.
Öyle bir vakit olsun ki gidişim,
Eylülün ince ışığı değsin taşlara,
Nisanın yumuşak yağmuru
Yıkasın ömrümün son izlerini.
Ter düşmesin mezar taşıma.
Üşümesin kürek tutan eller.
Sadece derin bir sükût...
Bir ömrün çekildiği yerde
Kalan son beyaz boşluk.
08.08.2026
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.