1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
165
Okunma
Sen gittikten sonra bir başka sessiz buralar,
Artık esmiyor rüzgar da eskisi gibi.
Ve güneş doğmuyor pencereme sen yoksun diye,
Ben mi? Ben ise işte öyle bıraktığın gibi...
Sokaklar bir başka sessizdi sen gittiğinde,
Lambalar ise seninle birlikte sönmüştü.
Bizden başka herkes çoktan evine dönmüştü,
Biz mi? Biz işte öyle bildiğin gibi...
Birçok şey yarım kalmıştı o gece, biliyorsun;
İzlediğimiz film, tabaktaki tatlı, bardaktaki çay...
Hatta yarımdı o gün gökyüzündeki ay,
Sonra mı? İşte bildiğin gibi...
Bazı vedalar sessiz olur derlerdi ya,
Sessizlikten sonrası hep bir kızılca kıyamet.
Bir alev sardı ki içimi, işte koptu o kıyamet,
Nasıl mı? İşte senin gittiğin o gün gibi...
İşte senin gittiğin gibi düştü içime o kızılca kıyamet,
Çınlayan o sesler sanki siren değil, üflenen bir Sur’un sesi.
Hiç insanın kesilir mi böyle birden nefesi?
Söyle, yarılır mı insanın böyle göğsünün kafesi?
Her şey yarım kaldı o gün ; izlediğimiz film, tabaktaki tatlı, gökteki ay...
Sen dolunayların kadınıydın,
Ve hiç sevmezdin yarım kalan hiç bir şeyi ,
Cümleler yarım kaldı ,
Boğazımda düğümlendi adın,
Aç gözlerini , aç be kadın!
Nasıl böyle beni yarım bıraktın......
Bir veda etmeden böyle hiç gidilir mi?
Senden sonrası kızılca kıyamet biliyorsun.
Uyanır mısın bilmem, daldığın o geri dönülmez derin uykudan ,
Ya da gelir misin rüyalarıma ve sorar mısın nasılsın diye bilmem ama;
Eğer sorarsan beni?
İşte bir kıyametin ortasında nasıl kalırsa , tek başına yarım bir insan,
Yani nasıl bıraktıysan o gün beni ,
İşte öyle her şey bıraktığın gibi...
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.