0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
43
Okunma
Hasret...
İnsan ömrüne sığmayan,
bir tek kelimeye sığdırılan en büyük acıdır.
Kimi zaman bir bakıştır hasret,
kimi zaman yarım kalan bir cümle,
kimi zaman da gecenin en sessiz vaktinde
yastığa düşen tek damla gözyaşıdır.
Sen gittikten sonra
saatlerin sesi değişti.
Dakikalar ağırlaştı,
geceler uzadı,
sabahlar ise eskisi gibi doğmamaya başladı.
Eskiden güneş doğunca umut doğardı içime.
Şimdi güneş bile sensiz üşüyor sanki.
Kuşlar ötüyor ama ben duyamıyorum,
çiçekler açıyor ama renkleri solmuş gibi geliyor.
Çünkü sen yoksun...
Her köşe başında seni aradım.
Geçtiğin sokaklarda ayak izlerini aradım.
Rüzgârın getirdiği her kokuda seni hissetmeye çalıştım.
Kalabalıkların içinde yüzlerce insana baktım,
belki bir an olsun gözlerin gözlerime değer diye.
Olmadı...
Hasret, insanın içini sessizce yakan bir ateşmiş.
Ne dumanı görünür,
ne de alevi...
Ama yüreği her gün biraz daha kül edermiş.
Geceler en büyük şahidim oldu.
Ay, sırdaşım oldu.
Yıldızlar gözyaşlarımı saydı.
Sessizlik bile benimle konuştu.
Defalarca adını fısıldadım karanlığa.
Belki rüzgâr sana götürür diye...
Belki bir gece sen de uykundan uyanır,
sebebini bilmediğin bir özlemle
beni hatırlarsın diye...
İnsan bazen kavuşmaktan değil,
unutulmaktan korkuyor.
İşte benim korkum da buydu.
Bir gün sesimi unutmandı,
gülüşümü unutmandı,
adımı duyunca yüreğinin titrememesiydi.
Oysa ben seni
nefes alır gibi sevdim.
Kalbimin her atışı
adını söyledi.
Dualarımın en güzel yerinde
hep sen vardın.
Bir gün döner misin diye
kapıları kilitlemedim.
Pencereleri kapatmadım.
Belki gelirsin diye
ışıkları söndürmedim.
Her akşam umutla bekledim.
Beklemek...
Ne zor kelimeymiş.
Bekleyen bilir zamanın nasıl durduğunu.
Takvim yapraklarının nasıl ağır ağır düştüğünü.
Bir telefon sesinin insanı nasıl ayağa kaldırdığını,
ardından gelen sessizliğin ise
nasıl dizlerinin üzerine çökerttiğini.
Ben seni beklerken
mevsimler geçti.
İlkbahar geldi, çiçekler açtı.
Yaz geldi, güneş yaktı.
Sonbahar yapraklarını döktü.
Kış karlarını serdi.
Ama içimdeki mevsim hiç değişmedi.
Orada hep sensizliğin ayazı vardı.
Bazen aynaya baktım.
Saçlarıma düşen beyazları gördüm.
Yüzümde çoğalan çizgileri gördüm.
Hepsinin altında tek bir sebep vardı:
Hasret...
Ne zaman adını duysam
kalbim ilk günkü gibi çarpıyor.
Ne zaman sevdiğimiz bir şarkı çalsa
zaman duruyor.
Çünkü bazı insanlar gitse de
yürekten çıkmıyor.
Biliyor musun?
İnsan bazen ağlayamaz bile.
Gözyaşları tükenir.
Acılar susar.
Ama özlem susmaz.
Her gece seni düşünerek uyudum.
Her sabah seni düşünerek uyandım.
Hayat devam etti,
insanlar güldü,
şehirler kalabalıklaştı.
Ben ise içimdeki boşlukla yaşamayı öğrendim.
Yine de sevgime küsmedim.
Çünkü gerçek sevgi,
karşılık beklemeden sevebilmektir.
Eğer bir gün yollarımız yeniden kesişirse,
sana kırgınlık anlatmayacağım.
Sadece gözlerinin içine bakacağım.
Çünkü bazı duyguları kelimeler anlatamaz.
Bir bakış,
binlerce cümleden daha güçlüdür.
Ve eğer o gün hiç gelmezse...
Bil ki seni sevmekten hiç vazgeçmedim.
Bu kalp, son nefesine kadar
adını en güzel dua gibi taşıyacak.
Çünkü hasret,
gerçek sevginin sessiz çığlığıdır.
Ve ben...
Ne kadar zaman geçerse geçsin,
hangi şehirde olursam olayım,
hangi mevsimde yaşarsam yaşayayım,
gözlerimi her kapattığımda
aynı dileği fısıldayacağım:
"Bir gün...
Belki bir gün...
Hasret biter,
yollar birleşir,
ve iki yürek yeniden aynı gökyüzünün altında,
aynı sevdayı paylaşır."
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.