Bir maruzatım var devlet babaya Devran bizi derde saldı diye yaz Muhtaç olduk tezek yakan sobaya Bu yıl ürün elde kaldı diye yaz
Keseler boş, cepler yırtık, el kuru Yağmur yağmaz tarla kuru göl kuru Ağaç kuru, yaprak kuru, dal kuru Ovaları duman aldı diye yaz
Hep mi kara yazı bizde yazılar Bedenler çürüdü yürek sızılar Gurbete düşeli yavru kuzular Anaların gözü doldu diye yaz
Doktor görmez bizim köyün hastası İş bulamaz çırak ile ustası Bu sene de kraliçe pastası Garip halka ekmek oldu diye yaz
Hele yaz ki oğul halimiz yaman Bize medet etmez bu ahir zaman Sesimizi duyun yetişin aman Yoksa ölüm yola geldi diye yaz
Paylaş:
4 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Kalburabastî Efendi Hazretleri meşhur fötr şapkası, uzun cübbesi ve bastonuyla salona girdi. Sayın Bayram Emir’in Maruzat şiirini okudu. Daha ilk kıtada devlet baba çıktı, ürün elde kaldı, vatandaş tezek sobasına döndü. Fötrünü çıkarıp önüne koydu: Bayram Bey, bu maruzat değil; dilekçe diye başlamışsınız, beş kıtada memleket durum raporu çıkarmışsınız. Evrak kayıt numarasını da ben mi vereyim?
Ozan Delibal Köşesi’nden Haceli Dayı Keseler boş, cepler yırtık, el kuru dizesinde cebini yokladı: Cep zaten boşmuş, bir de yırtılmış; para gelse bile durmayacak. Ekonomik tedbir olarak önce cebi diktirelim! Ardından yağmur kuru, tarla kuru, göl kuru, ağaç kuru, yaprak kuru, dal kuru... Şair kuraklığı yalnız toprağa değil insanın hayatına yayıyor. Aynı kelimenin tekrarı şiire güçlü bir ağıt ve türkü ritmi kazandırıyor.
Âşık Diyarî Köşesi’nden Berber Hakkı, Gurbete düşeli yavru kuzular / Anaların gözü doldu diye yaz dizelerinde makası bıraktı. Burada mizah geri çekiliyor; köyün yalnız ekonomik değil, insani kaybı anlatılıyor. Genç gidiyor, ana kalıyor; tarla boşalıyor, ocak eksiliyor. Fakat Bu sene de kraliçe pastası / Garip halka ekmek oldu dizesinde Kalburabastî yeniden ayağa kalktı: Garip halk ekmek niyetine kraliçe pastası yiyorsa ya memleket düzelmiş ya pastanenin muhasebesinde çok ciddi bir yanlışlık var! Bu ifade şiirin hiciv damarını iyice keskinleştiriyor.
Kalburabastî Efendi Hazretleri son kıtayı okuyup raporu mühürledi: Maruzat, halk şiirinin dilekçe biçimine sokulmuş toplumsal bir taşlaması. Kuraklık, yoksulluk, göç, sağlık ve işsizlik tek tek sıralanıyor; her kıtanın sonundaki diye yaz ise şiiri devlet kapısına gönderilmiş müşterek bir köy mektubuna dönüştürüyor. RUSAMER teşhisi kesindir: Bayram Emir’de ileri derecede memleket derdi, kronik dilekçe yazma ve dört mısrada sosyal rapor çıkarma kabiliyeti tespit edilmiştir. Kalburabastî Efendi de dilekçenin altına son notunu düştü: Devlet babaya maruzat ulaştırılmıştır. Yalnız cevap 30 gün içinde gelmezse şair bir şiir daha yazar; asıl ondan korkun! Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri – Celil ÇINKIR / Delibal
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.