0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
18
Okunma
Adım adım uzaklaştım kendimden,
Ben dediğim o dar kabuğu kırdım.
Kurtuldum şüphenin, korkunun pembe sisinden,
Sonsuzluğun tam ortasında uyandım.
Ne bir isim kaldı geriye, ne bir sıfat,
Akıl sorup dururken "Neden?" ve "Nasıl?",
Suskunluk yanıt verdi: "İşte hayat!
Gördüğün değil, hissettiğin asıl."
Nehirler tersine aktı bu diyarda,
Dağlar bir tüy gibi havalandı birden.
Aşk denilen o gizli kavis var ya,
Tüm evreni topladı tek bir zerreye yeniden.
Gözlerim kapalı ama her yeri görürüm,
Kulaksız duyarım evrenin şarkısını.
Geçmişi ve geleceği bir anda yürürüm,
Kırıp attım zamanın paslı çarkını.
Düşünce bir gölgeymiş, ışığa varınca sönen,
Madde bir rüyaymış, uykudan uyanınca biten.
Şimdi ne giden var yolculukta, ne geri dönen,
Yalnızca tek bir nefes, içimizde tüten.
Bırak zihin çırpınsın kendi ağında,
Sen kuyunun dibindeki ışığa bak.
Aklın ötesinde, ruhun öz dağında,
Varlık da bir, yokluk da bir; tek bir hakikattir ak.
Kelam bitti, harfler çekildi aradan,
Ne bir ses kaldı geride, ne bir yankı.
Her şeyi tek bir canda yaratan,
Perdeyi kaldırdı yüzünden sanki.
Artık ne çöl var geçilecek, ne deniz,
Menzil de benim bu yolda, yolcu da ben.
Ne arkada bıraktığımız bir iz,
Ne de yolun sonunu merak eden.
Gözün görmediği renkler raks eder burada,
Aklın kavramadığı bir düzen hüküm sürer.
Toprak suyla birleşir, ateş rüzgârla,
Bütün zıtlıklar aynı odakta erir gider.
Durgun bir göl gibiyim, rüzgârsız ve berrak,
Aynasında gökyüzünü değil, kendini seyreden.
Geçti benden hırs, kibir, bendeki bu hırpalanmış "ben",
Geriye tek bir öz kaldı: Tamamen yalın, tamamen ak.
Sorma artık neresidir bu meçhul diyar,
Akılla gelinemez, haritaya sığmaz yeri.
Buranın kapısını sadece kalbi yananlar açar,
Giren de bir daha dönmek istemez geri.
Sustu nihayet zihnin o bitmeyen telaşı,
Sonsuz bir huzur kapladı her bir zerremi.
Aklın ötesinde, tam da kalbin kıyısında,
Buldu en sonunda bu ruh, aradığı gizemli evini...
Ufuk Güney
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.