0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
19
Okunma
Bir insanı sevmekle başlar her şey,
derler ya,
ben buna bir de merhameti eklerim.
Çünkü sevgi bazen güzel günlerin misafiridir,
merhametse
en karanlık gecede kapıyı çalan ekmekçi.
Bir çocuk ağlıyorsa dünyanın herhangi bir yerinde,
senin sofrandaki tuz biraz eksiktir kardeşim.
Bir kadın susuyorsa korkusundan,
gökyüzünün bir yanı kararır.
Bir ihtiyar,
üşüyen ellerini cebine saklıyorsa,
senin evindeki soba
biraz suçludur.
Merhamet,
acıyan gözlerle bakmak değildir yalnızca.
Bir yarayı görüp geçmemektir.
Düşenin başında toplanan kalabalık değil,
onu yerden kaldıran
tek bir eldir.
Bazen bir tas sudur merhamet,
çatlamış dudağa uzatılan.
Bazen bir sözdür:
“Ben buradayım,”
diyebilen.
Bazen de susmaktır,
yaralı bir kalbin karşısında
kendi mutluluğunu anlatmamak.
Ey insanlar!
Kalbinizi kilitlemeyin,
anahtarı pas tutar sonra.
Bir gün siz de kapıda kalırsınız,
bir gün sizin de sesiniz
duvarlardan geri döner.
Bugün güçlü olan,
yarın bir omuz arayabilir.
Bugün yürüyen,
yarın bir ele tutunabilir.
Bugün ekmeği bölen,
yarın aç kalmaz belki,
ama bölmeyen
çoktan yoksuldur.
Ben gördüm,
bir mahkûmun avucunda
yaralı bir serçe uyuyordu.
Demir parmaklıkların ardında
özgürlüğün en güzel hâliydi bu.
Çünkü merhamet varsa insanda,
zincirler yalnızca demirdendir;
yoksa insanın zinciri
kendi kalbindedir.
Merhamet,
bir annenin uykusuz gecesidir.
Bir babanın belli etmeden ağlaması,
bir işçinin arkadaşına uzattığı sigara,
bir doktorun hastasına
“Geçecek,” demesidir.
Belki geçmeyeceğini bile bile…
Merhamet,
savaş meydanında yaralı düşmana su vermektir.
Adını sormadan,
hangi bayrağın altında yürüdüğüne bakmadan,
onun da bir annesi olduğunu hatırlamaktır.
Çünkü kurşunların dini yoktur,
gözyaşlarının milliyeti,
açlığın memleketi yoktur.
Ve ölüm,
her kapıyı aynı şekilde çalar.
Öyleyse neden
birbirimizin kapısını yumrukluyoruz?
Neden bir parça toprak için
koca bir gökyüzünü karartıyoruz?
Neden çocukların defterine
çiçek yerine mezar çiziyoruz?
Ey insan!
Bir karıncayı ezmeden önce düşün,
sen de bir devin ayağı altında kalabilirsin.
Bir yoksulu hor görmeden önce düşün,
kaderin cebinde
herkese yetecek kadar karanlık vardır.
Fakat yine de inanıyorum,
bir gün merhamet kazanacak.
Bir gün silahlar susacak,
ekmek herkese bölünecek.
Çocuklar bombaların adını değil,
kuşların adını öğrenecek.
Bir gün insan,
insanın kurdu olmaktan utanacak.
Ve dünya,
kocaman bir sofraya dönüşecek.
Orada kimse
ötekinden fazla doymayacak.
Kimse açlığıyla sınanmayacak.
Hiçbir anne
çocuğunun mezar taşını öpmeyecek.
İşte o gün,
merhamet yalnızca bir kelime olmayacak.
Bir ülkenin bayrağı gibi
gökyüzünde dalgalanacak.
Ve biz,
birbirimize bakıp diyeceğiz ki:
“Geç kaldık kardeşim,
çok geç kaldık…
Ama sonunda
insan olduk.”
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.