0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
51
Okunma
Müzeyyen’den: Bir kentin tek bir adama benzetilme cesaretine dairdir.
IŞIĞIM
Sana doğru eğilen bu gece,
biraz rakı, biraz da yarım kalmış bir kahve telvesidir.
Şimdi sen geçiyorsun sokağın en sessiz yerinden,
göğsümdeki o eski, o beklemekten yorulmuş kent
birden ışıklarını yakmaya özeniyor.
Işığım,
yüzün ki en çok dalgın anlarıma yakışır.
Omuzlarının arasında saklanan o ince, o sabırsız mesafe...
Sana bakmak,
çantamda unuttuğum eski bir mektup gibi
durup dururken içimi sızlatmaktır.
Biz seninle aynı durağın gölgesinde
birbirini sessizce tamamlayan iki ayrı hikayeyiz.
Sen gülersin,
kırışır elbisemin en düzgün yeri,
tüm kuralları bozulur bu kentin.
Adını rujumun rengiyle çiziyorum akşamüstlerine,
silindikçe biraz daha derinleşiyor dünya.
Çünkü aşk,
bakışındaki o ani sığınakta başlar,
ve Müzeyyen’in saç tokasında sakladığı
o son cesaretle tutuşur.
Sözün özü ışığım,
gündüzü böylesine apansız bölen o gözlerin olmasa,
ben bu kenti hangi masum bahaneyle baştan başa yürürdüm?
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.