0
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
84
Okunma
Sayfaları zihnimin odalarına tünemiş o meyus isimleri birer birer devirdim bu akşam.
Var olmanın sancısını, hiçliğin soğukluğunu, insanın kendi karanlığındaki o amansız çırpınışını cilalayan her cümleyi fırlatıp attım masadan.
Bir zamanlar hakikat sandığım her teşhis, meğer içime damlatılmış yavaş bir zehirmiş ;benden çocukluğumu, inancımı ve sadeliğimi çalan yorucu birer kehanet.
Akşamın şefkatinde Güzeldağ sahiline doğru yürürken, kumsala vuran dalgaların yankısında yalnız felsefenin değil, kendi kibrimin de bittiğini hissettim.
İnsan bilerek yaşayamazmış meğer bazen sadece hissederek, hatta unutarak durabilirmiş ayakta.
Kumsaldaki boş bir şezlonga oturdum.
Kadehe süzülen o beyaz buğu, zihnimi yıllardır kemiren o süslü imgeleri birer birer örtüp kabuğuna çekilmeye zorladı.
Karanlık deniz ufukta sonu gelmez bir suskunluk gibi serilirken karşımda, ben ilk kez düşünmeyi bıraktım.
Sadece içtim.
İçimdeki o kütüphaneyi yakıp külünün dumanını seyrettim.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.