0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
54
Okunma
İnsanın ruhunu zincire vurması, özlem. Düşünememesi, tıkanması, dağları, ovaları aşamaması.
Denizler üstünden uçamaması...
Hayallerde biletlerin pahalılaşması.
Öfkeden kudurmak, zindanlara atılmak.
Boynuna zincirler geçirilip yaşa hadi, denmesi...
Allah’tan başka eğmediğim şu başı.
Ayakların altına serdirmemdir vuslatın için.
Biri var ki seni dudaklarından değil.
Gözlerinden ve ellerinden sever.
Bir sır gibi saklı, tüm hakikatler kadar çıplak.
Zaman seninle zihnimden parmak uçlarıyla geçer.
Bıçağın ucunda ama kanayan yaraları tazecik...
Cebime koydum seni.
Göğsümün tam üstüne, kalbime teğet.
En çok canımı acıtan yere,
Sızlayan yanıma hep elimi götürüp okşayayım diye.
İnsan, en çok düşürmekten korktuğu şeyi
Hem saklar kendi dünyasından.
Hem de terleyen elleriyle sıkı sıkı tutar.
Avuçlarımda biriken o acemi tereddüt,
Tutunduğum dalın emniyetini sınamaktır.
Ne var ki geceler büyüdükçe büyür.
Issızlık çöker göğüs kanatlarıma...
İçimdeki kuşlar çaresizce çırpınır.
Ne gitmeye güçleri yeter o karanlıktan.
Ne de vazgeçebilirler ellerinin o canım sıcaklığından.
Ömrümü gülüşünle eşit tuttum ben.
Kendimden çalıp sana ekledim neyim varsa...
Nereye dönsem, kendimi aradığım her yerde seni buldum.
Seni sevmek, kırık bir plak iğnesinin aynı noktaya takılı kalması gibiydi.
Sırf sen gül diye içimdeki kışları sakladım.
Sana hep bahar, hep tomurcuklar.
Sesinle uyanan sabahlar getirdim.
İçimde sakladığım tek hakikat gibi masum.
Büyüdükçe kaybettiğim çocukluğum gibi temiz tuttum seni.
Yüreği sızlayan, kendinden çalan,
Varını yoğunu sana yormuş ben...
Yazdığım, duyuramadığım, haykırdığım
Bütün seslerin sağırısın sen.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.