16
Yorum
30
Beğeni
5,0
Puan
244
Okunma
Değişik duyguların içinde yürüyorum bu akşam.
Ne sevincin bir adı var üzerimde, ne de hüznün.
İkisi de birbirine karışmış; ben hangisiyim, bilmiyorum.
Aynaya baktığımda yüzümü görüyorum sadece,
ama gözlerimin içinde yaşayan o eski insanı göremiyorum.
Bir şeyler eksik bende.
Adını koymaya çalıştıkça daha da büyüyen bir eksiklik bu.
Belki de insan, kaybettiklerinin değil;
onlarla birlikte kaybettiği kendisinin yasını tutuyor.
Bazen “Geçti.” diyorum kendi kendime.
Sonra en küçük ayrıntı, bütün cümlemi yıkıyor.
Bir sokak… Bir şarkı… Bir koku…
Hiç ummadığım bir anda çıkıp karşıma dikiliyor geçmiş.
Ne kadar uzağa gitsem de yetişiyor bana.
Meğer anılar yürümeyi bilmiyormuş.
Koşuyorlarmış insanın peşinden.
Ve en çok da tam unutmaya başladığını sandığın gün yakalıyorlarmış seni.
İtiraf ediyorum;
Ben seni olduğu gibi sevmedim sadece.
Seninle kurduğum yarınları da sevdim.
Henüz yaşanmamış günlere bile alışmışım meğer.
Şimdi geleceğe baktığım her yerde
yarım kalmış bir cümle görüyorum.
Tamamlanmayı bekleyen hayaller değil bunlar.
Çoktan susmuş umutların gölgesi sadece.
En çok neye kırıldım biliyor musun?
Gidişine değil.
Giderken ardına bile bakmayışına.
Sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi yürüdün.
Ben ise aynı yerde kaldım.
Bir insanın ardından değil,
onun bıraktığı sessizliğin içinde bekledim uzun zaman.
Çünkü bazı vedalar kapıyı çarpmaz;
yalnızca içerideki bütün ışıkları söndürür.
Kendime çok kızdım.
Sana verdiğim değere değil;
o değerin içinde kendimi unutmuş olmama.
Birini mutlu etmeye çalışırken
kendi gülüşümü ne zaman kaybettim, bilmiyorum.
Meğer fedakârlık diye tuttuğum şey,
yavaş yavaş kendimden vazgeçmekmiş.
İnsan bunu fark ettiğinde
çoktan eksilmeye başlamış oluyor.
Şimdi dönüp geçmişe baktığımda
suçlu aramıyorum artık.
Ne seni suçlayacak kadar öfkem kaldı,
ne de kendimi affedemeyecek kadar gururum.
Her şey olması gerektiği gibi yaşandı belki de.
Bazı insanlar sevmeyi öğretmek için gelir,
bazıları ise vazgeçmeyi.
İkisi de aynı acıyı bırakır geride.
Sadece dersleri farklıdır.
Geceleri hâlâ uzun.
Ama eskisi kadar korkutmuyor beni karanlık.
Çünkü öğrendim;
insanın en büyük yalnızlığı, odasının sessizliği değilmiş.
Anlaşılmadığını hissettiği anmış.
Bir cümle kurup da karşılığında suskunluk almakmış.
İşte o zaman,
en kalabalık yer bile insana ıssız geliyormuş.
Seni unutmak istemiyorum artık.
Çünkü unutmak, yaşanmamış saymak olurdu her şeyi.
Ben yaşadım.
Sevdim.
İnandım.
Bekledim.
Yanıldım.
Bunların hiçbirini inkâr edemem.
Ama aynı yolu bir daha yürümemeyi seçebilirim.
Bugün ilk defa fark ettim;
Kalbimdeki yük hafiflemiş biraz.
Acı geçtiği için değil.
Onu taşımaktan yorulduğum için.
İnsan bazen iyileşmez.
Sadece daha güçlü taşımayı öğrenir yaralarını.
Sonra bir gün,
taşıdığı şeyin kendisi olmadığını anlar.
Sana söyleyemediğim çok şey kaldı.
Ama artık söylemek istemiyorum.
Çünkü bazı cümleler geç kalınca
anlamını kaybediyor.
Bazı özürler de öyle.
Bazı sevgiler de…
Ve bazı insanlar…
En güzel hâlleriyle yalnızca hatıralarda yaşayabiliyor.
Artık biliyorum.
Bir kalbi en çok terk edilmek yormuyor.
Sürekli geri dönecek birini beklemek yoruyor.
Kapıyı açık bırakmak,
telefonu sessize alamamak,
her gelen bildirimi umut sanmak…
İnsan böyle tükeniyor işte.
Sessizce. Kimse fark etmeden.
Şimdi önümde uzun bir yol var.
Belki yine yanılacağım.
Belki yine kırılacağım.
Ama bu defa bir şeyi eksik bırakmayacağım.
Kendimi…
Kim gelirse gelsin,
kim giderse gitsin,
kendimden vazgeçmeyeceğim.
Çünkü öğrendim;
Bir insanın en güvenli sığınağı,
başka bir kalp değil,
Kendi ruhuna dönebildiği yer, gerçek yuvasıdır..
Cemre yaman
5.0
100% (16)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.