0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
88
Okunma
Dil, kendi zehriyle kuruyan bir kuyu gibi susuyor dipte,
Kelimeler, anlamın tabutunu taşıyan birkaç siyah karınca.
Hafıza, uçsuz bucaksız bir kışın altında donan nehir;
Ne bir yüzü saklar koynunda artık ne de bir çığlığı yanlızca.
Ses, boşluğun soğuk çeperine çarparak un ufak oluyor,
Kozmik bir unutuştan süzülüyor varlığın son hecesi.
Bir gölge, kendi gövdesinden boşanıp karanlığa akarken,
Zaman, sarkacını kırıp bırakıyor o ebedi geceyi.
Anlam, harabeler arasında unutulmuş bir yetim çocuk;
Ne bir soru soruyor dünyaya ne bir cevap bekliyor.
Her şey, o ilk patlamanın ninnisiyle uykuya yürürken;
Varlık, doğduğu o derin boşluğun rahmine geri dönüyor.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.