2
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
118
Okunma
Akşam olmuştu,
evin duvarları soğuk,
annenin elleri yorgundu.
Sofrada bir dilim ekmek vardı,
bir de üç çift göz,
açlığını söylemeye utanan.
Anne,
“Ben tokum çocuklar,” dedi.
Oysa bütün gün
bir bardak sudan başka
hiçbir şey değmemişti ağzına.
Ekmeği üçe böldü,
kendine ayırmadı.
Gülümsedi sonra,
ama gözlerinin içinde
sessizce ağlayan bir dünya vardı.
Ey ekmek!
Sen yalnızca un değilsin,
su değilsin,
tuz değilsin.
Sen,
toprağa eğilmiş bir çiftçinin beli,
güneşte çatlamış elleri,
gece vardiyasından dönen işçinin
çocuğuna götürdüğü umutsun.
Bir evde ekmek yoksa
orada saatler geçmez,
çocuklar erken büyür,
anneler gizlice ağlar,
babalar başlarını önüne eğer.
Ben isterim ki
hiçbir çocuk
ekmeğin kokusunu uzaktan duymasın.
Hiçbir anne
son lokmasını çocuğuna verirken
“Ben tokum,” diye yalan söylemesin.
Ve bir gün,
dünyanın bütün sofralarında
ekmek bölüşülsün kardeşçe.
Çünkü ekmek
yalnız karın doyurmaz insanım,
bazen bir dilim ekmek
bir ömrü hayata bağlar.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.