0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
20
Okunma
Ağılönü’lü Eber Gölü’nde, sazların arasında,
Su buz keser, eller donar, sırık tutan o eline.
Kimi ovada yalınayak, güneşin tam altında,
Bir damla alın teri düşürür yerin üstüne.
Mahalle fırınından yükselir o sıcak koku,
Ama dışarısı çamur, dışarısı kar, tipi...
Yoksulluğun o değişmez, o kadim dokusu,
Bağlar insanı hayata bir çelik zincir gibi.
Hasırdan, yastıktan, ekmek çıkarır o nasırlı eller,
Güneş yaksa da pes etmez, rüzgar dondursa da.
Sessizce akar gider memleketimde o günler,
Aynı kutsal kavganın, aynı büyük davanın ardında.
Ne kındıra kaldı şimdi, ne o boy veren kamış,
Kayıkların yüzdüğü sular, yanmış, kurumuş sönmüş.
Eber gölü’nün o dumanlı, o çileli yalısında,
Bir koca neslin ekmek kavgası son bulmuş.
Oysa ne kıştı derdi o insanların, ne de buz,
Çamurun içinden çekilirdi helal lokma.
Şimdi ne hasır ören el var, ne kamıştan bir iz,
Geriye bir avuç toz, bir de buruk şiirleri kaldı.
Maziden
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.