1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
65
Okunma
Günün yorgun izi çekilirken camdan,
Bir ince belli bardakta demlenir zaman.
Suskun odalara süzülür kehribar rengi,
Yalnızlığın kalbinde başlar ömrün ahengi.
Tutuşturur anıları buğusundaki o nem,
Sanki her yudumda dile gelir geçmiş dönem.
Söz biter, sükut başlar o derin sessizlikte,
Gönül kendi kabuğuna çekilir bu demlikte.
Dışarıda rüzgâr eser, yapraklar yere düşer,
Ocağın üzerinde eski bir anı pişer.
Her damla süzülürken tabağın kenarına,
Bir teselli fısıldar insanın yarınına.
Göz süzülür uzağa, bir nokta sabit kalır,
İnce sızı kalbini usulca eline alır.
Çayın rengi koyulaşır akşamın karasıyla,
Yüzleşir her insan kendi saklı yarasıyla.
Masada yalnız duran o boş sandalye susar,
Gece bütün rengini şehrin üstüne serer.
Kaşığın sesi bile bir sitem gibi gelir,
Gönül kendi derdini bu demlikte heceler.
Ne dün kalır akılda ne yarının telaşı,
Yatıştırır içimizdeki o gizli savaşı.
Bir sıcak nefesle dolar şimdi bu oda,
Yorgun düşen yürekler dinlenir bu yudumda
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.