0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
31
Okunma
Umut inadına hâlâ cayır cayır yanıyor bağrımızda,
Beyaz tülbentlerin altında kor gibi.
Acı dinmiyor, dağ gibi birikiyor bağrında,
Ama sen yine de dik duruyorsun ana…
Rüzgârı sırtına alıyor, zamanı yeniyorsun.
Volkan değil, kanayan, parçalanan,
Hiç dinmeyen bir yaran var içinde.
Ah ana…
Her cumartesi yüreğin meydanda lime lime doğranıyor.
Her adımda bir evladın kokusu burnunda yanıyor,
Her nefeste “oğlum… Kızım…” diye için içini yiyor.
Fotoğraflar artık ellerinde titremiyor,
Ellerin titriyor...
O masum gözler her bakışta yüreğini yeniden bıçaklıyor.
Kolların boş…
Öyle boş ki, o boşluk ciğerlerini söküyor.
Gece yatağın dikenli tel oluyor,
Rüyanda evladın “Anne!” diye bağırıyor.
Uyanıyorsun…
Ağzında sadece kan tadı,
Gözlerinde sadece karanlık,
Göğsünde o derin, o öldürücü yokluk.
Gözyaşların kurudu,
Ama ruhun hâlâ kan ağlıyor.
En çok biz üzüldük.
En çok bizim evlerimiz mezar koktu,
En çok bizim kucağımız soğudu,
En çok bizim analarımız
Yaşarken toprağa gömüldü.
Ey zalimler!
Ey vicdanını satmışlar!
Ey evlatlarımızı karanlığa gömenler!
Bilin ki… En çok biz sevineceğiz!
O gün gelecek.
Beyaz tülbentleriniz gökyüzünü umut denizine çevirecek.
Evlatlar fotoğraflardan fırlayacak,
Sımsıcak, tir tir titreyerek boynunuza sarılacak.
“Anne… Özledim” diye hıçkıracaklar.
Sen de onları bağrına basacaksın,
Tüm hasretinle,
Tüm ömrünün yanlışlığıyla,
Tüm paramparça yüreğinle…
Ve o an dünya duracak.
Umut inadına hâlâ yanıyor!
Söndüremediniz.
Söndüremezsiniz.
Bir Barış Annesinin kalbi
Cehennemin bile kıskandığı ateştir.
Ne kurşun söndürür,
Ne zindan,
Ne işkence,
Ne de yılların kanlı yükü…
Barış Anneleri yürüyor.
Tülbentleri kefen değil,
İsyan bayrağıdır.
Gözleri yaşlı, yüreği paramparça,
Ama adımları dağları yıkan,
Azimleri ölümden güçlü.
Zamanı geldiğinde
O yanardağ patlayacak…
Adalet doğacak,
Evlatlar dönecek,
Analar nihayet gülecek.
O gün gözlerimizden yaş akacak,
Bu sefer mutluluktan öleceğiz.
04.07.1997
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.