Önce doğruyu bilmek gerekir; doğru bilinirse yanlış da bilinir, ama önce yalnış bilinirse doğruya ulaşılamaz. farabi
Tüya
Tüya

Dinozor

Yorum

Dinozor

3

Yorum

22

Beğeni

0,0

Puan

228

Okunma

Dinozor


Bu şiir, radyodan dinlediğim, gerçek bir hikayeden esinle yazılmıştır!

dediler ki;
ruhun aynasıdır gözler.

yalan...


ışıl ışıldı gözleri
çağırınca sevgili
ikirciksiz uzattın
tutsun diye elini
tutar gibi yaptı
bir gözü kapalı
uçurumdan aşağı attı


bir top gibi yuvarlandı
yumuşacık bedenin
ah, paramparça ben’in
bir ağaç gövdesine dayandı


yara bere içinde, oracıkta
kokun yayıldı dört bir yana
yırtıcı kuşlar ki, yüzlerce
üşüştüler üzerine
pençeleri dinozor
gözleri ustura...


tınmadı gece
tınmadı dolunay ve yıldızlar
tamahkar dünyanın döngüsü
seyretti bildiğince


kim bilir kaç gün geçti
kaç gece ayaz
o ıssız vadide
duyulmadan iniltiler


aklın sinmesine milim kala
makasın dişler
tükürüğün merhem oldu
yuvarlanırken üzerine
hiç durmadan taşlar


mucize bu, yaşadın
hala da yaşıyorsun
tanrıya inanır gibi
o ağaca tapıyorsun.





H.K
(!) Sthlm

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Dinozor Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Dinozor şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Dinozor şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
9.7.2026 04:19:52
Dizelerinizden sızan o sarsıcı ihanet ve ardından gelen hayatta kalma mücadelesi insanın içine işliyor. Kelimelerle adeta karanlık, masalsı ama bir o kadar da gerçek bir tablonu çizmişsiniz.
​Şiirinizde beni en çok etkileyen birkaç detayı paylaşmak isterim:

​Güvenin Kırılganlığı: "ikirciksiz uzattın" ifadesi, sevginin getirdiği o mutlak ve savunmasız teslimiyeti çok iyi özetliyor. İhanetin büyüklüğü, düşülen uçurumun derinliğiyle değil, o uzatılan elin samimiyetiyle ölçülüyor zaten.

​Dünyanın Sağır Sessizliği: "tınmadı gece / tınmadı dolunay ve yıldızlar" kısmı, insanın içindeki kıyamet koparken dış dünyanın, doğanın ve insanların kendi döngüsüne hiç istifini bozmadan devam etmesinin yarattığı o derin yalnızlık hissini çok güçlü aktarıyor.

​Küllerinden Doğma / Sığınak: Parçalanan bir "ben"in, deliliğin sınırından dönüp hayata tutunması tam bir katarsis (duygusal boşalım/arınma) anı.

Dünyanın vahşiliğine (ustura gözlü kuşlar, yuvarlanan taşlar) karşı, düşüşü durduran o ağacın zamanla kutsal bir sığınağa, bir tapınağa dönüşmesi muazzam bir metafor. İnsan bazen tutunabildiği tek bir somut varlığı hayatın merkezine koyarak iyileşir.

. Yüreğinize, kaleminize sağlık.
Etkili Yorum
deniz_tayanç1
deniz_tayanç1, @deniz-tayanc1
9.7.2026 01:51:40
Ruhumuz Mevlânâ Muhammed Celâleddin
Bir hikayecik anlatır.
Fıtrat üzerine.
Akrep ile Kurbağanın hikâyesi.
Akrep Ey mâhir yüzücü der.
Beni şu gezen berrak suda gezdir.
Ne olursun.
Ocağına düştüm.

Kurbağa başımla berâber.
Ama yolda akrepliğin aklına gelir de kötülük yaparsın.
Ondan, düşünmekteyim.

Akrep yeminler eder.
Ahitler ileri sürer.

Kurbağa iyiliğe sebep olmak iyi'dir.
Der, yaradana sığınıp Kurbağanın sırtında akrep suya dalar.
Kurbağa yüzerken şeytan-ı lain devreye girer der.

Sen akrepsin yaratan böyle yaratsın.

Seni böyle kabul etmeli herkes.

Kurbağanın yumuşaklığı, öz nitelikleriyle bir araya gelir.
Kurbağayı sokmak sevdasına kapılıer
Bunu farkeden Kurbağa
Aniden suya dalar
Akrebi mutlak sona atar
Akreb sularda aciz aciz abondone olur
Ve ölür

Çok saygımla Üstadım

Etkili Yorum
Ramazan Boran 1
Ramazan Boran 1, @ramazancboranc1
8.7.2026 21:08:47

"Gözler kalbin aynasıdır" dediler..
Yalan'"

Neden mi?
Çünkü kötülük, çoğu zaman güzelliğin en kusursuz makyajını sürer yüzüne. Işıldayan bir çift gözün içine gizlenir, gülüşün kıvrımına yerleşir, şefkat gibi uzanan bir ele sığınır.
Çünkü kötülük hiçbir zaman kapıya boynuzlarıyla gelmez.
Çünkü ihanet hiçbir zaman iki gözünü açarak gelmez. Mutlaka bir gözünü kapatır. Vicdanını ya da merhametini..
Hangisi önce ölürse artık.

İnsan işte o zaman kaybetmeye başlar

Sanırlar ki uçurumlar dağların kenarındadır.
Hayır...
Uçurum, bir insanın sana "gel" derken içinde sakladığı niyettir.

İşte bazı insanlar, sizi aşağı iterken bütün geçmişinizi bırakırlar boşluğa.

İnsan kendine olan inancını bir kez kaybetti mi, dünyanın bütün doktorları bir araya gelse de o kırığın alçısını bulamaz.

Sonra dünya çıkar sahneye.
Ne ay durur., ne yıldızlar utanır ne gece beyaza keser.
Kâinat, bizim acılarımıza saygı duruşunda bulunmaz ki.

Sen paramparça olurken mevsimler işlerine devam eder.
Rüzgâr yine yaprak sayar.
Irmaklar yine denize yürür.
Gökyüzü, en sevdiğin maviyi giymekten vazgeçmez.
Ay, senin karanlığını paylaşmak için ışığını eksiltmez.
Yıldızlar yasına siyah kurdele takmaz.
Çünkü kâinatın vicdanı yoktur.
Sadece devam etme kabiliyeti vardır.


Sonra yırtıcı kuşlar çıkar sahneye
İnsanın düşmesini bekleyen bütün yüzler.
Başarınızı alkışlayan ama yıkılışınızı seyretmek için en ön sıraya oturan kalabalıklar.
Yaranızın kokusunu kilometrelerce öteden alan aç gözlü meraklar.
Merhameti yalnızca sözlükte okumuş vicdanlar...

Hayatın en korkunç yasasıdır bu.

.....

Yüce Yaratıcı ağaçları yürüyemeyecek şekilde yaratmıştır.
Çünkü yürüyebilselerdi insanlar onları da kendilerine benzetirdi.

Oysa onlar kaçamaz.
Oysa ionlar satmaz. İhanet etmez. Arkanıızdan konuşmaz.
Sizi aşağı itmez. Yalnızca gölge olurlar Yalnızca beklerler. Yalnızca ayakta kalırlar.

Bazen bütün peygamberlerden daha uzun bir vaaz verirler.
Tek kelime etmeden..
Onlar aslında insanın içinde unuttuğu direnme isteğini toprağın altından yukarı taşıyan damarlardır.
O yüzden o ağaca duyulan minnet, bir gövdeye değildir.
Kendi küllerinden yeniden doğrulabilen insana edilen bir saygı duruşudur.

İnsanın aynası, eline güç geçtiğinde ne yaptığıdır.
Çünkü gözler yalan söyleyebilir.
Eller rol yapabilir. diller yemin edebilir.

Ama karakter...
.......

derken
en iyi dileklerimi sunuyorum.

saygı ve selam olsun.





© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL