(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Sanki bir çocuğun hüzünle taranmış saçlarından dökülen dizeler gibi o kadar masum, o kadar korumasız ama bir o kadar da dirençli bir çocuğun o minik avucunda kanadı kopmuş bir kelebeği saklama çabası, dünyadan gizlediği o büyük sır kalbimi titretti çok derin, çok sarsıcı ve şefkat dolu bir şiir yüreğinize sağlık."
az evvel kargalar, kuzgunlarla tanıştım renkleri malum şimdi ise kelebek örüntülü belki de öncesi puantiyeli, renkli mi renkli bir hüzne kanat olmaya geldim..
bu tarz şiirleri ya sabahın tan vakti ya da akşamın tamam artık vakti okuyacaksın... şiirde böyle olmalı anlamadan anlaşılmayan cinsten
Bazı öyle kederler vardır ki ince ve keskin, bir ustura gibi keser atar yüreğimizdeki umut kelebeğinin kırık, bükük kanadını. Sırdaşımızdır, özenli bir sevgi ve onurla onu taşır ve her dem kem göz ve sözden koruruz onu, gizemli bir şerefle. Bu şiirin özünden içilen bir şerbet gibi “öyle işte” …
insan ister istemez bu soruya büyük bir trajedi, derin bir hesaplaşma, ağır bir itiraf bekliyor. fakat şair bütün o dramatik beklentiyi iki kelimeyle dağıtıveriyor..
"öyle işte."
çünkü hayatın en ağır acılarının çoğunun açıklaması yoktur da ondan. en büyük yıkımların bir mantığı olmaz da ondan. insan bazen neden ağladığını bile tarif edemez de ondan.
işte "öyle işte." sözü bütün sözlüklerden daha büyük bir cümle olur ve açıklamayı da reddeder.
ve sonra... şiirin en masum nesnesi çıkar karşımıza bir toka.. kelebek görünümlü bir toka. dışarıdan bakınca saçta unutulan sıradan bir eşya... ama şiirin bütün ağırlığı sanki o küçücük tokaya emanet edilmiş.
ve şimdi şiirin en büyük sırrına gelelim. kanadı kopan gerçekten kelebek miydi? belki de değildi. belki dala takılan, çocukluğumuzdu. belki düşen masumiyetimizdi. belki avuç içinde saklanan şey bir kanat değil, insanın son merhamet kırıntısıydı. belki de yere atılmayan toka, bir hatırlama iradesiydi. çünkü unutan insan zalimleşir. hatırlayan insan ise her gün biraz daha yaralanır.
herkes yaraya bakar fakat çok azı canın içine bakabilir.
- - - - - - hülasa bir şiir gelir, insanın yıllardır içine kilitlediği odanın kapısını sessizce açıverir.
şiirin hikayesi bir kelebekti. son dizede bir ayna tutuldu ve aynaya baktık ki, meğer kanadı kopan o değilmiş... ''benmişim'' der sanki şair
mesele hiçbir zaman bir kelebeğin dala takılması değildi. mesele bir canın acısının dünyanın umurunda olmamasıydı. evet, "duyduğu acı birkaç saniyelikti belki..." insanlığın en büyük günahı işte bu belki sözcüğünün içine saklıdır.
başkalarının acısını hep tahmin ederiz. ölçeriz.
biçeriz. süre veririz. "geçer." "unutur." "alışır." deriz.
acının sahibi ise aynı cümlenin içinde ömrünü tüketir. şiir burada kelebeği anlatmıyor. acıyı seyredenleri anlatıyor.
sonra şair avucunu kapatıyor. "kimselere göstermedim." işte o an anladık...
insan yarasını başkaları görmesin diye sakla insan, insanların bakışından yarası utanmasın diye saklar.
çünkü bazı gözler merhem değildir. tuzdur.
şiirin en ağır cümlesi ise hiç kuşkusuz şu olamasa gerek, "kanadının biri kopmuş kelebekler..."
hayır. en ağır cümle şudur:
"saçımdaki tokayı çıkarıp yere atacaktım..." çünkü o toka saçta duran bir eşya değildir. şair kendi düzenini söküp yere bırakmaya razıdır. kendi güzelliğini feda etmeye razıdır. kendi gururunu çiğnemeye razıdır.
'' ama yine de onu vermeyecektim."
işte burada şiir bütün ezberleri paramparça ediyor. insan ilk anda bunun bencillik olduğunu sanıyor. oysa tam tersidir.
şair bir şeyi paylaşmıyor değildir. belki de şair yanlış kişiye teslim etmek istemiyordur. bazı emanetler, kötü ellere geçince iyilik olmaktan çıkar.
bir kanadı uçmayı bilmeyene veremezsiniz. merhameti, zalimin cebine koyamazsınız. vicdanı, vicdansızın eline bırakamazsınız.
ve şimdi... şiirin son cümlesini yeniden okuyun.
"çünkü kanatsız uçamaz ki, kanadının biri kopmuş kelebekler."
şair bize hüküm veriyor. çünkü o kanat aslında kelebeğin değildi. bizimdi.
her ihanetle bir tüyünü yolduk. her kayıtsızlıkta biraz daha kırdık. her susuşta biraz daha eksilttik. sonra da dönüp gökyüzüne baktık.
"neden artık kelebek yok?" diye sorduk.
ne tuhaf... kanadı biz kopardık. yas tutanı da biz oynadık.
işte şiirin tokadı ;;;;;; kelebeği öldüren dal değildi. dal sadece bahaneydi. asıl öldüren, dalın önünden binlerce insanın geçip hiçbirinin eğilip o kanadı yerden almamış olmasıydı.
belki de bu yüzden şair "neden?" diye sorup cevap vermiyor. çünkü cevabı biliyor. ve biliyor ki insan, kendi suçunu öğrendiği gün artık şiir okuyamaz. sadece susar.
işte o suskunluk bir kelebeğin değil, insanlığın cenaze namazıdır.
en içten tebriklerimle. iyi dileklerimi sunuyorum.
İnsan, Bazen; kendisine biçilmiş derin ruh yalnızlığının içinde kimliksiz, kimsesiz bir vadinin içinde kelebekler gibi kısa bir ömür yaşar gibidir. yalnızlığın, dostsuzluğun, değer verilemeyişinin o vakur, o derin, o fitil tutmaz, derman kâr etmez sızısı ile yorulasıya, kanatları dökülesiye döner durur. Farkındadırki ona kısa, acı yaşamını sürdürmesine imkan tanıyan kanatlarından yani hayat mücadelesine izin verilmemiştir..
İnsan bazen;
Işığa koşan, o ışıkta bulduğu aşkla, heyecan içinde olan gece kelebeği yani pervane gibidir.
Işığa varır, dokunursa aşka, vuslata erecektir. Lakin her ışık ona yararlı değildir Ateşi masum aşk ışığı sanırken Heyecan ve tutkuyla ona uçarken, önce kanatları, sonra bedeni tutuşarak can verir Işık mağrur bir biçimde kendini aşk-ı hakiki zann ile eğilip çirkin bir ifade ile bakar.
Çaresiz insan portresi kanadı kopmuş kelebek gibidir..
Değerli şair üzüntüye mahal olacak bir durum söz konusu olmasın lütfen. Bana kalırsa içten yorum niyetiyle yazılan bir cümle bile çok kıymetli ve değerlidir. Yanlış anlaşılmaya mahal vermek istemem ama bana kalırsa, bir şiir veya yazıya etkili yorum, başa tutturulan yorum seçeneği olmamalı..
Değerli şair üzüntüye mahal olacak bir durum söz konusu olmasın lütfen. Bana kalırsa içten yorum niyetiyle yazılan bir cümle bile çok kıymetli ve değerlidir. Yanlış anlaşılmaya mahal vermek istemem ama bana kalırsa, bir şiir veya yazıya etkili yorum, başa tutturulan yorum seçeneği olmamalı..
Bazı insanlar vardır yoklukları size zarar ettirmez bazı gönül insanlarının yeri ise hiç bir servetle ölçülmez o halde kolay kapatılan bir kitap değil kıymetine servet biçilemeyen nadide bir eser olalım gönül imar edenlerden eylesin Rabbimiz
Aaa niye ki 🥺🤔 valla nazar boncuğu da koymuştum benim nazarım değmemiştir 😞 Boşverin sizin tüm yazılarınız bizim gönlümüzün yazısı, bir günlük değil... 💙
Aaa niye ki 🥺🤔 valla nazar boncuğu da koymuştum benim nazarım değmemiştir 😞 Boşverin sizin tüm yazılarınız bizim gönlümüzün yazısı, bir günlük değil... 💙
“Öyle___ İşte” diyip geçen her satır, içimde yarım kalmış bir kanadı hatırlattı. Sanki uçmayı unutmamış ama artık yere daha yakın duran bir kelebek gibi… Sessizliğin bile bir hikâye anlattığını hissettim burada.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.