8
Yorum
19
Beğeni
4,9
Puan
294
Okunma

Muharrem gecesi çöktü semâya,
Gam ü keder düştü arz u fezâya,
Firkat ateş düştü cân u dilhâya,
Kerbelâ çölünde figân ağlıyor.
Şehîd-i mazlumdur Server-i âlem,
Gark oldu hüznüne kevn ile âdem,
Efgân eyledikçe arz ile âlem,
Neynâva sahrası yaman ağlıyor.
Fırat’ın kenarı serâb oldu hep,
Susuz dudaklarda harab oldu hep,
Ehl-i Beyt üstüne azâb oldu hep,
Melekût semâsı giryân ağlıyor.
Şebîr’in bağrına sineler dağlı,
Yezîd’in zulmüyle ufuklar ağlı,
Yetimler perîşan, çölleri kanlı,
Hâk-i Kerbelâ’da zaman ağlıyor.
Seyyide Zeyneb’in yandı ciğeri,
Duydukça titreriz her bir haberi,
Düştü mâtem ile gamın eseri,
Arş ile kürsîde hazan ağlıyor.
Nâle-i yetîmler yükseldi göğe,
Şikeste gönüller döndüler dağa,
Kanlı bir destandır asırlarca da,
Her dem vicdânlarda hicrân ağlıyor.
Gülzâr-ı risâlet virâne kaldı,
Aşkın kandilleri pervâne kaldı,
Mazlumun feryâdı efsâne kaldı,
Deryâ-yı hüzünde tufân ağlıyor.
Hançerler doğrandı pâk sinelere,
Mihnetler yağdırdı gam hânelere,
Lânetler yazıldı zulüm ellere,
Târîhin bağrında nişân ağlıyor.
Ey dil, Kerbelâ’dan ibret al bugün,
Fanîdir saltanat, fanîdir düğün,
Bâkîdir Hüseyn’in aşkıyla hüzün,
Her âşık gönülde niyân ağlıyor.
Muhabbet yolunda ser verir eren,
Hak için cânından geçerdi gören,
Şehîdler sultânı Hüseyn’dir denen,
Muharrem gelince cihân ağlıyor.
5.0
92% (12)
4.0
8% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.