0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
29
Okunma
Bir takvim yaprağı daha düştü masanın kenarına,
ve hiçbir şey yer değiştirmedi yine.
Zaman, aynı cümleyi farklı günlerde çiğneyip duruyor,
ben her seferinde biraz daha eksiliyorum içimden.
Hayat, adımı bilmiyormuş gibi geçip gidiyor
kalabalıkların içinden sessizce.
Benimle konuşmuyor artık hiçbir şey;
suskunluk bile alışkanlığa dönüştü içimde.
Bir şehir düşün: ışıkları açık ama kimse evde değil,
ben o boş pencerelerin arasında kayboluyorum.
Kurduğum her cümle eğiliyor içimde,
sanki anlam, beni taşımaktan yorulmuş gibi.
Bana bir kez bile bakmayan hayata yine de sesleniyorum;
belki de alışkanlık, belki de çaresizlik bu.
Ah, bana da bir kez gülümse hayat,
tükettim inancımı, ışıklar çoktan sönmüş.
Kurduğum her cümle eğiliyor içimde,
sanki anlam, beni taşımaktan yorulmuş gibi.
Umut dediğim şey artık bir yön değil,
sadece dönüp durduğum kapalı bir sokak.
Anlatacak her şey birikti içimde,
hepsi eksik, hepsi yarım, hepsi ağır.
Ve en sonunda anlıyorum:
Kaybolan zaman değilmiş — benmişim.
Geriye kalan sadece
adını hatırladığım bir boşluk.
Hasan İsra Yıldırım (cy)
10.10.2021
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.