5
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1627
Okunma

Bugün Çarşamba
Sensiz bir güne merhaba
Geri döndü karanlık yalnızlığım
Ay söndü, bana yabancı artık lamba
Hatıralar kadar soğuk yüreğim
Mavzerimde kurşun senin gidişin
Umutlar, susuz çöllerde kaldı
Gül bahçesi olurdu tuttuğun elim
Düş yalnızlığında vurulan sevdam
Sensin deli vurgunlara inanan rüyam
Tanır seni; akşamların çoğul hüznünde kaybolan
Meçhul kentlerin adresi sen olan kavgam
Bilen bilir ayrılığı; her mısrası tutuşan şiirlerde
Unutulur vurdumduymazlığım
Kandilsiz ve bir de sensiz gecelerde
Karanlığın rengine pusatlanırken ölümüm
Ben ölemem sevdiğim, seni görmeden
Kılınan yatsı namazı ardında,
Niyeti sen olan dualarım üşüyor dudağımda
Dokunuyor ellerime serin rüzgârlarda
Karakedilerin, anason kokusu,
Tutuluyor dilim sessizce seni çağırdığımda
Duydun mu? Şarkılarda ağlarmış yara deşince.
Tarifi imkânsız hislerle
Kırmızı güller kanayınca
Senin hayalin yaslanırmış
Gülüşünü taşıyan duvarlarıma suçüstü
Beni türküler vurdu ilk defa sonra gidişin
Ayrılığın belleğimi bir kılıç darbesiyle uçurunca
Seni anlattığım kuşlarım
Yaşamıyorlar artık kafesinde
Benim kadar dayanıklı değillermiş yalnızlığa
Sabahı bekleyemeden titreyip
Düştüler birer birer avuçlarımdan
Ölüme yolladım onları
Sen duyamazsın çığlıklarını
Yuvasız kuşlar anlatır
Bazen şiirlerin söyleyemediğini
Kitapların penceresinden
Göremezsin her zaman hayatı
Çevir gözlerini güneşe dağlara
Anlarsın ne demek istediğini
Anka kuşu gibi küllerinden doğarsın belki
Ey benim sensizliğim
Benimkisi laf işte!
Sana diyorum kendime diyeceğimi
Bugün Çarşamba,
Sensiz bir güne merhaba
Işık doğmuş karanlığıma sanki döneceksin gibi
Yine gördüğüm düşmüş, arayan yanlış numara
Seni beklemekten feri sönmüş gözlerim siyahî
Unutmuşum yarın Perşembe,
Günaydın kimsesizliğime!
Ağustos 2005
Hüseyin Özbay