8
Yorum
21
Beğeni
5,0
Puan
263
Okunma
İMKANSIZ BAHAR
Biz hangi zemherinin tezgahından
geçtik de geldik,
Hangi kırık aynada bıraktık gençliğin
o deli resmini...
Şimdi şakaklarımda kar beyazı tülbent
esintisi,
Gönlüm yorulmadı da yollar yoruldu
be adam.
Unutmadım o ilk gençlik sızısını, o
taze hevesi,
Bak, hâlâ göğsümde durur o eski
günlerin nefesi.
Mevsimler devrildi, takvimler sarardı penceremizde,
Şimdi sandıktan çıkardım o sararmış
ipek fistanı.
Rengi solmuş, telleri yorulmuş belki
zamanla,
Ama tenimde hâlâ o ilk günün rüzgarı
esiyor.
Varsın çizgiler derinleşsin, varsın
devrilsin zaman,
Ben seninle eksilen bu ömre de
razıyım adam.
Geyikli kilimlerin üstünde eskittik
koskoca yılları,
Bakır demliklerde kaynattık gençliğin
o deli sitemini.
Duvar saatlerinin o yorulmaz
tıkırtısında,
Biz o ebedi sabrın harcıyla
yoğrulmuşuz bir kere.
Alnımızın çizgilerinde saklıdır ömrün
vefası,
Şimdi hangi fırtına koparabilir ki bizim köklerimizi?
Gençliğin o hırçın nehirleri duruldu
belki,
Ne senden eksildim ben, ne senin
o vefalı sokağından...
Ama kaderin karşısında hükmümüz bitti, yollarımız daraldı.
Kopmuş bir tespihin iki tanesiyiz,
Hiçbir zaman aynı ipe dizilemeyiz...
Şimdi bu mecburiyetin eşiğinde, kalbimi
sende bırakıp gidiyorum;
Ey gönlümün imkansız baharı,
Nerede olursan ol, kiminle olursan ol,
Ama mutlu ol be adam!
Ayla Kaya
Hangi zemheriden geçip geldiysek
geldik de,
İndirmedim o deli resmini kırık
aynadan.
Şimdi şakaklarımda ömrün beyaz
dumanı,
Yollar yoruldu da kadın, bu yürek
yorulmadı.
Bıraktığın o ipek fistanın kokusu
odada,
Gözümün gördüğü her yer, senin vefalı sokağın...
Geyikli kilimlerde sadece yılları
eskitmedik,
Gençliğin o hırçın nehrini sabırla
dindirdik.
Duvar saatleri vurdukça ayrılık vaktini,
Köklerimizin ne denli derine indiğini
anladım.
Varsın çizgiler alnımıza kader diye
yazılsın,
Ben seninle eksilen o ömre de
razıydım.
"Kopmuş bir tespihin iki tanesiyiz"
dedin ya,
İşte orada durdu zaman, orada bitti hükmümüz.
Aynı ipe dizilip de yan yana
duramadık belki,
Ama aynı avucun içinde saklandık
yıllarca.
Sen mecburiyet eşiğinden geçip
giderken,
Ben o eşikte bir ömür boyu
kalakaldım kadın.
Şimdi bu imkansız baharın son yaprağı düşerken,
Kokun sinmiş bu sessiz odadan
sesleniyorum;
Nerede olursan ol, hangi rüzgarla
savrulursan savrul,
Şu göğsümde vuran her nabız senin
duandır...
Güle güle ey gönlümün ebedi sızısı,
Sen de mutlu ol be kadın!
Ayla Kaya
21 06 2026
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.