3
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
49
Okunma

Garibin yüreği dara düşünce,
Akar gözlerinden sel yavaş yavaş.
Umudu tükenip hara düşünce,
Eğilir toprağa bel yavaş yavaş.
Nasibini toplar, biraz yol alır,
Harmana getirir rüzgâr, sel alır.
Bir gonca büyütür, gelir el alır;
Acılarla dolar sol yavaş yavaş.
Gülen yüzlerine aldandıkları,
Yalan sözlerine inandıkları,
Çalmaz kapısını, dost sandıkları;
Mateme bürünür hâl yavaş yavaş.
Kuru dal üstüne konar mı kuşlar?
Yalnızlık yârenlik etmeye başlar,
Bir cam kenarında mahzun bakışlar,
Sükûta râm olur dil yavaş yavaş.
Sükûtun ardında gör neler gizler;
Karalar aklaşır, bükülür dizler.
Ferini zamana bırakır gözler,
Ömürden giderken yıl yavaş yavaş.
Bir anlamı kalmaz yazın, baharın,
Toprağa düşünce o diğer yarın.
Solarken renkleri hatıraların
Bir avaz duyarsın gel yavaş yavaş.
Nûrfânî’m, Hakk yoldan ayrılma yeter,
İhlâs gömleğinden sıyrılma yeter.
Bir ömürlük mihnet, sonunda biter;
Kavuşur Mevlâ’ya kul yavaş yavaş.
3 Haziran 2026
Nûrfânî
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.