17
Yorum
37
Beğeni
4,9
Puan
203
Okunma

İşte dünyanın süsü, virane olup gitmiş,
Duyulmaz çocuk sesi, uçmuş yuvadan kuşlar.
Unutulmuş öyküsü, sevenleri terk etmiş,
Vefasızlık zor gelmiş, boynunu bükmüş taşlar.
Yıkık bir ev görünce annemi hatırlarım,
Yorulmuş ve yıpranmış, çekilmiş bir mezara.
Kalmamış etrafımda korunaklı surlarım,
Acı bir rüzgâr eser, açılır eski yara.
Yıllar geçse de dinmez içimdeki bu sızı,
Geçmişin gölgesinde yürürüm tek başıma.
Yoruldu saklambaçtan annemin küçük kızı,
Eşlik ediyor şimdi anılar gözyaşıma.
Geleceğe yürürken geçmişi yâd ederek,
Eski, yeni her şeye bakar, ibret alırım.
Bazen gülümseyerek bazen feryat ederek,
Dönüşü olmayan bir yol üstünde kalırım.
İnce eler, sık dokur Nûrfânî her sözünü,
Muhabbet sofrası bu, her gönüle kurulmaz.
Dünya güzelliğine kapatır kalp gözünü,
Gönülde iki sevda, Hakk katına varılmaz.
Nuriye Akyol
7/8/2026
5.0
96% (25)
2.0
4% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.