1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
141
Okunma
ihanetin gölgesi perdelenmişti saçlarında,
sen mavi rüzgâr gibi esiyordun
tensiz yuvada.
Tensizlik büyüyordu evin içinde,
yumuşacık mutluluğun içine gizlenip
gözlerinde kayboluyordu.
Umutsuz bakışlar yürüyordu pencerende,
sen ay ışığını seyrediyordun
çıplak ve sessiz.
Kimseyi dinlemiyordun;
sen, ben, biz…
herkes kesik yiyordu,
kimse kendisi kalamıyordu.
Yaşanmışlıklar,
Paslı zincirler
vicdansızlıklar
birikiyordu teninde;
yalnızlığı ıslak çorap gibi
giydiriyordun üstüne
ve apacık düşman oluyordun
kendi gözlerinde.
Ay ışığı artık parlamıyordu,
yakamozlara inat yürüyordun;
içliğin yoktu,
ben yoktum.
Kimseye bakmadan,
sessizce yürüyordun.
Kimsesizliğinle yürüyordun,
bana bakıp gülmüyordun.
Umut ışıkları çoktan kaybolmuştu teninde,
yalnızlık en sadık arkadaşın olmuştu.
Ve her şey,
boş boğuyla
bitti.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.