2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
34
Okunma
Pencerenin camında gece, ince bir çizgi gibi durur. Ne tamamen gitmiştir ne de kalmıştır. Avamir bunu sever. Çünkü hiçbir şeyin tamamen bitmediği yerlerde düşünceler daha dürüst olur.
Kahveyi koyarken suyun sesi mutfağı doldurur. O sesin içinde başka bir şey vardır: hatırlanmayan bir cümle. Avamir bazen gün boyunca o cümleyi bulmaya çalışır. Bulunca da ne yapacağını bilmez.
Telefon bir süre konuşmaz. Dünya, ona mesaj atmadan da devam eder. Bu iyi bir şeydir. Çünkü bazı günler dünyanın senden bir şey istememesi gerekir.
Sokağa çıktığında şehir kendi ritminde akar. İnsanlar hızlıdır ama aceleleri birbirine benzemez. Avamir bunu fark eder. Herkes bir yere yetişir ama kimse gerçekten varmak istemez gibi görünür.
Bir durakta bekler. Otobüs gelmez. Ya da gelir ama önemli olan o değildir. Önemli olan, beklerken geçen şeydir. Avamir bunu anlamaya başlar: hayat çoğu zaman varış değil, bekleyişin içindeki düşüncedir.
Bir ara yağmur başlar gibi olur ama başlamaz. Hava sadece fikrini değiştirir. Avamir gülümser. Çünkü bazı günler böyle çalışır: hiçbir şey tam olmaz ama her şey hissedilir.
Öğleden sonra bir yerde oturur. İnsan sesleri vardır. Birinin kahkahası, birinin suskunluğu, birinin aceleyle bitirdiği cümleler… Hepsi birbirine karışır. Avamir, bunların arasında kendi iç sesini duymaya çalışır.
Bazen duyar. Bazen duyamaz. İkisi de eşittir.
Akşam olduğunda şehir biraz yumuşar. Işıklar daha az iddialıdır. İnsanlar daha az kendileridir. Avamir bu saatleri sever. Çünkü hiçbir şeyin kendini açıklamak zorunda olmadığı anlar vardır.
Eve döndüğünde kapıyı kapatır. Sessizlik tekrar gelir. Ama bu kez farklıdır. Dışarıdaki sessizlik değil, içeride biriken sessizliktir.
Defter açılır.
Bir sayfa.
Bir boşluk.
Bir kelime bile bazen fazla olur.
Avamir yazmaz. Sadece düşünür:
“Bugün de geçmedi. İçimden geçti.”
Dünya bazen bir kadın yüzüdür be çocuk.
Ansızın döner.
Vurur sıcaklığını alnına.
Bir tramvay geçer,
rayları döverek.
Bir gazete kapanır.
Manşetleri telaşlı.
Bir çocuk koşar kalabalığın içinden,
düşürür sesini kaldırımlara.
Sen durur bakarsın.
Hiçbir şey olmamıştır derler.
Yalan.
Göğsünün en kuytu yerinde
paslı bir pencere
gürültüyle açılır sokağa.
İşte o zaman anlarsın:
İnsan yalnız ölmek için yaşamıyor bu kavgada.
Bir elin öbür ele değmesi,
akşamın bir bardakta çoğalması,
bir ismin kalbin ortasında yer açması için yaşıyor.
Ve bu yüzden be kardeşim,
bazen yalnızca gökyüzüne bakmak bile
yeter.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.