18
Yorum
25
Beğeni
5,0
Puan
213
Okunma
Henüz adı konmamış, muhtemel bir
iklimde,
Hangi yönden gelir, hangi rüzgarla
esersin bilmem;
Bir gün kapımı çalması muhtemel bir
aşkın...
İhtimaliyle avuttum yıllardır solgun
ömrümü.
Zamanı bükerek avuçlarımda,
sessizce,
Her gece o meçhul eşiğin nöbetini
tuttum.
Sandığımda sararan hiç yazılmamış
mektuplar,
Duvarımda yüzünü göstermeyen o
tozlu ayna,
Ve masamda rengini unutmuş kurumuş bir gül yaprağı...
Hepsi senin o gelmeyecek ayak
seslerinin şahidi.
Hiç geçmediğin sokakların
lambasında aradım seni,
Bilinmez bir adresin en kuytu, en
sessiz sapağında.
Belki bir tren sesinde, belki bir takvim yaprağında;
Henüz çehresini çizemediğim o uzak muhtemel...
Geceyi bölen o dilsiz vapur
düdüklerinde,
Kahve fincanının kenarında kuruyan
telvede,
Hiç okumadığın kitapların altı çizili satırlarında...
Her yerde biraz varsın, ama hiçbir yerde yoksun.
İçimde birikmiş bir vedanın derin
sükuneti var,
Ufka baka baka eskittiğim bu yorgun gözlerimde.
Sen bir gün çıkıp gelsen, bu esaret kırılır mı?
Hiç başlamamış bir hikayenin faili olur
muyuz seninle?
Şimdi saat yokluğunu gösteriyor bu eski şehirde,
Ceketimin cebinde yarım kalmış bir
umut...
Farkında bile olmadan bekliyorum
ihtimalini;
Gelsen de bir, gelmesen de ey meçhul
yolcu...
05 06 2026
5.0
100% (21)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.