Her güçlük, içinde aynı büyüklükte veya daha büyük bir faydanın tohumunu barındırır. napoleon hill
Hüseyin Er
Hüseyin Er

GASSAL'LA SÖYLEŞİ...

Yorum

GASSAL'LA SÖYLEŞİ...

( 1 kişi )

0

Yorum

5

Beğeni

5,0

Puan

50

Okunma

GASSAL'LA SÖYLEŞİ...

GASSAL’LA SÖYLEŞİ
Gassal… söyle şimdi, kaç metre kefen yeter insana, Kaç karış toprak kapanır üstüne, kaç tabutluk mesafe dünya? Bir ömür dediğin şeyin ölçüsü neydi aslında, Kaç adım attın boşluğa, kaç adım kaldın kendine uzaklığa?
Gassal… yavaş ol, çünkü bu sadece bir beden değil, İçinde birikmiş günler var; susmuş sözler, ertelenmiş her şey. Kimi kırmış, kimi kırılmış, kimi susarak tüketmiş ömrü, Şimdi hepsi aynı çizgide, aynı sessizlikte, aynı dönüşte.
Kaçıncı yolcusun önüme gelen, kaçıncı kırık dökük hikâye bu... Ama senin yüzün biraz başka anlatıyor be yabancı. Ne yaşını sorarım sana, ne nereli olduğunu, Göz kapaklarındaki o ağır yorgunluk yetiyor bana.
Belli ki ömrün boyunca hep yokuş tırmanmışsın, Hep bir umudun peşinden koşmuş, hep nefes nefese kalmışsın. Sevmişsin... Şu nasırlı ellerinden, şu yorgun kalbinden belli. Temiz sevmişsin ama sevilmemişsin.
Kimse dönüp bakmamış senin feryadına, Kimse tutmamış o buz gibi yalnız ellerini. Dünyanın bütün yükünü sen omuzlamışsın da, Sefasını hep o uzaktan bakanlar sürmüş.
Şimdi bu teneşir tahtasında upuzun, yapayalnız yatarken, Sırtındaki görünmez hançer yaralarını, O vefasızlık izlerini, Bir tek ben görüyorum su dökerken.
Ne bir gün murat almışsın dünyadan, Ne bir gün yüzün gülmüş. Bir kere bile “şansım döndü” diyemeden, Bir sıcak kucağa yaslanamadan bitmiş yolun.
Kaç tahtanın altına giriyor insan sonunda, Ne kalıyor geriye; Adı mı, izi mi, yoksa bir yankı mı odalarda? Yaşarken büyüttüğün ne varsa, cebinde sakladığın, Hepsi bırakılıyor bir anda, Avuç içi gibi açık, savunmasız.
Günahıyla sevabıyla tartılır insan dediler, Ama en ağır yük içte taşınan sessiz nefesler. Kim ne sakladıysa kalbinde onunla çıkıyor yola, Geri kalan her şey dökülüyor zamana, toprağa.
Gassal… sen sadece yıkıyorsun, Biz ise yıllarca kendimizi fark etmeden kirletiyoruz. Her susuş bir iz bırakıyor, Her seçim bir çöküş. Ve insan en çok kendi içinde kaybediyor yürüyüşünü.
Ahirete bırakılan ne varsa aslında burada yarım kalandır; Söylenmeyen söz, Tutulmayan el, Geciken her “yanındayım”dır. Ve insan en çok geç kaldıklarına yanar, Ama zaman geri dönmez, Sadece hesap kalır.
Sana dünyada bir yudum huzuru çok görenler, Şimdi kapıda durmuş, sıranın bitmesini bekliyor. Merak etme, Benden sana zarar gelmez. Bu su, senin canını yakanların izini temizler ancak.
Bir insanı boyuyla, eniyle ölçersin de gassal, İçindeki uçurumları hangi metre ölçer? Göğüs kafesine sıkışıp kalan o son çığlığı, Hangi su yıkar, hangi rüzgâr temizler?
Meğer en büyük gurbet, İnsanın kendine gecikmesiymiş. Ben kendime yürümekten yoruldum, Şimdi bu son durakta menzilsiz bir yolcuyum.
Kefen beyazdır ama örtmez karanlığı, Toprak alır bedeni ama almaz yalanı. Üstüne örteceğim şu beyaz kefen, Sana hayatın verdiği her şeyden, O sahte yüzlerden daha temiz.
Teneşir soğuk, Su soğuk be dostum... Ama senin şu ömrünü hiç sevilmeden, Bir gün bile gün yüzü görmeden tamamlayıp gidişin... Bu dünyadaki her şeyden daha soğuk.
Gassal… artık sus, Bu sessizlik bile daha gerçek bizden. Bir ömür dediğin şey kapanır ağır bir perdeyle, Ve insan baş başa kalır kendi hakikatiyle.
Uyu şimdi be yorgun yolcu, uyu… Bitti artık dünyanın bitmeyen uğultusu. Bitti omzuna yüklenen görünmez yükler, Bitti geceleri içine çöken kimsesiz ayaz.
Seni her gün biraz daha eksilten vefasızlıklar, Seni duymazdan gelen kulaklar, Seni görmezden gelen gözler, Kapının dışında kaldı artık.
Bak... Ömrün boyunca belki kimse seni böyle incitmeden tutmadı. Kimse seni böyle sessizce dinlemedi. Kimse yaralarını saymadan, Hesap sormadan, Karşılık beklemeden yaklaşmadı sana.
Şimdi seni en beyaz örtülere sarıyorum. Dünyanın kirinden uzak, İnsanların hükmünden uzak, Yalnız Rabbinin rahmetine emanet ederek...
Ruhuna bin rahmet olsun garip dostum. Toprak seni incitmeyecek kadar yumuşak, Mekânın seni üzmeyecek kadar geniş olsun.
Söyle o gittiğin yerdeki meleklere; “Dünyada çok yoruldum” de... “Sevdim, kırıldım, sustum ama yine de insan kalmaya çalıştım” de...
Ve eğer sorarlarsa arkanda ne bıraktın diye, Bir avuç toprak, Birkaç hatıra, Bir de kimseye anlatamadığın yaralarını bıraktım de...
Mekânın cennet, Yoldaşın peygamber olsun.
Seni önce Âlemlerin Rabbine, Sonra şu sessiz kara toprağa emanet ediyorum.
Hakkım varsa helâl olsun...
Ve senden kalan ne varsa, Rüzgâr alsın götürsün.
Uğurlar olsun... Yalan dünyanın içinde doğruluğunu kaybetmeyen insan, Uğurlar olsun...
Bir kefenlik mesafeden sonsuzluğa yürüyen yolcu, Uğurlar olsun...

Paylaş:
5 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Gassal'la söyleşi... Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Gassal'la söyleşi... şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
GASSAL'LA SÖYLEŞİ... şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL