7
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
98
Okunma
Şiir yazdıran kadınlar vardır demiştin,
Bir de o şiiri kanıyla emziren kadınlar...
Sen kapıdan girince pembe topuklarımı arama artık,
Ben o eşikten geçmeyeli,
Yollar kömür karası, yollar kan revan...
Mustafa dayının terazisi çekmemiş ya gül yaprağını,
Ben o yaprağı aldım, mektubunun üstüne koydum.
Bana ’Gül yaprağından ağır laf söylemem’ diyen adam;
Gidişinle öyle bir taş bıraktın ki bağrıma,
Kuyumcular değil, dünya gelse tartamaz bu ağırlığı.
Şimdi iyi dinle beni;
Madem ilaç yok, madem memleket kıtlık içinde,
Sana saçlarımdan papatyalar yolluyorum zarfın içinde,
Dağlardan topladığın o pelin otunu gözyaşlarımla kaynattım,
İç ve iyileş... İyileş ki karşıma çıkabilesin.
Bana ’Son nefeste dua okuma, şiir oku’ demiştin ya,
Sen yeter ki gözlerini kapatma o sıtmalı uykularda.
Ben sana bu yangının içinden bile baharı getiririm.
Tanrıyla kavga etme yağmur damlası saçımı kırdı diye,
Sen benim tek bir damla gözyaşım için
Kendi cennetini yakan adamsın, bilirim.
Senin o portakal çiçeğin,
Şimdi kışın ortasında, tek başına direnen Azizen.
Mektubunu kalbimin üstünde uyutuyorum,
Sana ömrümden ömür, şiirimden nefes üflüyorum.
Azizen..."
29 05 2026
5.0
100% (8)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.