Kızgınken karar veren, fırtınalı havada yelken açan bir insandır. euripides
CEMRE_YMN
CEMRE_YMN

Kıyıdaki İz

Yorum

Kıyıdaki İz

( 17 kişi )

12

Yorum

30

Beğeni

5,0

Puan

239

Okunma

Kıyıdaki İz

"Bırakın zaman aksın,
Biz dize dize ölümsüzleşen anların peşindeyiz.
Kalemden dökülen her damla,
Yarına kalan bir mirastır."

Zamanı bir ipe dizdim, bütün düğümleri o can yakıcı güne attım.
Bütün saatleri susturdum kalbimde; yelkovanları sızıma çiviledim.
Dünya dönse ne olur, dursa ne fark eder artık?
Sırf o son veda cümlen içimde yankısı dinmeyen bir boşluk gibi devrilsin diye bütün seslere kapattım kendimi.

Kırk kere değişti ağaçların rengi, kırk kere yaprak döktü bu yorgun şehir.
Kırk kere kar düştü yeryüzüne, sonra güneşin kollarında sessizce eriyip gitti.
Oysa benim mevsimim, o hüzünlü eylül akşamında mühürlü kaldı;
Senin avuçlarımda bıraktığın o son sıcaklıkta her şey buz tuttu, her şey dondu.

Aynaya küstüğümden değil bu yüzümü saklayışım, bu kendimden kaçışım;
Gözlerimde senin bakışın eksik, kendi gözlerimde bile artık seni bulamıyorum diye...
Kime "merhaba" desem sesi boşlukta kaybolan dilsiz bir yankı şimdi,
Kime dokunmaya kalksam, parmak uçlarımda bir kış sabahı başlıyor, ellerim buz tutuyor.

Gürültülü, kalabalık bir çarşının tam ortasındayım, hayata geç kalmış biriyim.
Herkes bir yerlere yetişiyor, herkesin yüzünde telaşlı ve yabancı bir hayat var.
Ben ise vitrin camına düşen silik bir yansıma gibiyim; sokağa ait değil, içeriye sığmaz...
Kıpırtısız, öylece seni izliyorum geçmişin aşınmayan sokaklarında.

Sesin... Uçurumun kıyısında, rüzgâra rağmen ayakta duran o narin çiçek.
Gözlerimi yumsam o sessizliğin cazibesine kapılıp derinliklere düşüyorum,
Gözlerimi açsam, o anın genzimi yakan buruk kokusuyla kavruluyorum her nefeste.
Ne varlığınla dolabiliyorum bu dünyaya, ne de yokluğunu sığdırabiliyorum bu odaya.

Yıllar her şeyi eskitir, her acıyı küllendirir diyorlar; inanma, hepsi koca bir yalan.
Sen içimde, kurak toprağa ilk düşen o taze yağmurun sızısı gibisin hâlâ;
Her sabah aynı diri ağrıyla, aynı keskinlikle ciğerlerime dolup kokuyorsun.
Başka hikâyeler yazmışlar adıma, başka hayatların içine sığdırmışlar beni;
Oysa benim hikâyem, senin bittiğin yerde ebedi bir dilsizliğe büründü.

Ben hâlâ, o terk ettiğin limanın kıyısında, tek başıma nöbetteyim.
Ufuk çizgisinde çoktan kaybolan o geminin dumanını, umudu gözlerimde büyüterek...
İçimdeki bu devasa boşluk neden her gün biraz daha büyüyor, neden sığmıyorum dünyaya?
Seni hafızamdan sildikçe mi genişliyor bu oda, yoksa sen mi sığmıyorsun artık ruhuma?

Her nefeste biraz daha sen oluyorum, her hücremde senin o silinmez izini taşıyorum.
Silinmezmiş meğer kalpteki o mühür; hangi suyla yıkasan daha çok parlıyor, daha çok kanıyor.
Zamanın o acımasız eli her şeyi süpürüp geçse de, her şeyi unutturmaya yemin etse de;
Senin bir zamanlar bastığın o kuru topraklarda hâlâ en taze çiçekler açıyor.

Bırak, akmasın bu saatler, varsın dursun hayatın o gürültülü ve anlamsız çarkları.
Kalsın bu ince sızı en derin yerimde, kalbimin en kuytu, en mahrem köşesinde.
Seni unutmanın o soğuk boşluğundansa, bu sessiz sığınakta kaybolup gitmek;
Zaten bu yorgun ömrümün bana bahşettiği en büyük ödüldür.

Ve ben hâlâ, ellerini bıraktığın o can yakıcı anın tam kıyısında,
Yüzüm denize dönük, sırtımda yılların yüküyle beklemeye devam ediyorum.
Sonu gelmeyen bir bekleyişin o sonsuz ve hüzünlü nöbetinde;
Sana dair her izin, her anının en sadık nöbetçisiyim...

Cemre yaman

"Duruşun asaleti, sessizliğin derinliğinde saklıdır."

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (17)

5.0

100% (17)

Kıyıdaki iz Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Kıyıdaki iz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Kıyıdaki İz şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Magnoliaa
Magnoliaa, @magnoliaa
12.5.2026 23:57:27
5 puan verdi
Şiir bir sel gibi döküldü geceye aldı götürdü
İyilikleri , sevgiyle bakan gözleri
Herşey sustu, şiir konuştu derim ben buna.


Müthiş güzel ,

Kutluyorum tatlım eşsiz kalemini 💖💖💖
yön
yön, @yon
13.5.2026 13:13:35
5 puan verdi
Her nefeste biraz daha sen oluyorum" derken, ayrılığın bile seni çoğaltmış.
Kalpteki mühür" kısmı... Zamanın silemediği tek şey bu işte. Ne kadar yıkarsan o kadar parlıyor, o kadar kanıyor.
Bastığın kuru topraklarda hâlâ en taze çiçekler açıyor."

En acımasız unutuşun bile öldüremediği bir sevda bu. Zaman geçse de, toprak kurusa da... İz kalmış bir kere. Silinmiyor.
Çok zarif, çok sızılı. Yüreğine sağlık Anlam yüklü yüreğinize olmuş.Yazan ellerinize sağlık.
Nice böyle güzel şiirlerde
Buluşmak dileklegile,Kutlar,selamlar sevgiler saygılar gönderiyorum.
Etkili Yorum
Özkan Değirmenci
Özkan Değirmenci, @ozkan-degirmenci
13.5.2026 10:20:29
5 puan verdi
Bu şiir insanın içine bir anda dokunmuyor; yavaş yavaş işliyor, sonra sessizce yerleşiyor kalbin en ağır yerine…
Her satırında beklemenin, eksilmenin ve unutamamış olmanın derin izi var. Öyle bir özlem anlatılmış ki, insan okurken sadece birini değil; geçmişte kaybettiği bütün hisleri hatırlıyor.
Özellikle şiirdeki sessizlik çok güçlü… Çünkü bazı acılar bağırmaz; susar, ama o sessizlik insanın içinde yıllarca yankılanır. Burada da tam olarak o hissi veriyor. Sanki zamanı durmuş bir insanın, kalbinde hâlâ aynı vedayı tekrar tekrar yaşaması gibi…
“Ne varlığınla dolabiliyorum bu dünyaya, ne de yokluğunu sığdırabiliyorum bu odaya.”
Bu cümle yalnızca bir aşkı değil, insanın içindeki tamamlanmamışlığı anlatıyor. Seven ama eksik kalan bir ruhun çaresizliği var içinde.
Şiirin en etkileyici yanı ise sevgiyi unutmaya çalışırken bile onu yaşatmaya devam etmesi… Çünkü bazı insanlar gider ama içimizde bıraktıkları mevsim hiç değişmez. Bu metin de tam olarak öyle; bitmiş bir hikâyenin hâlâ nefes alan kalbi gibi…

Kalemine yüreğine gönlüne sağlık üstadım selam ve saygılarımla Allah'a emanet olun
k.doğanay
k.doğanay, @k-doganay
13.5.2026 09:14:46
5 puan verdi
Anlamlı bir şiir olmuş.
Yazan ellerinize sağlık.
Nice böyle güzel şiirlerde
Buluşmak dileklerimle,
Kutlar,selamlarımı sunarım.




Etkili Yorum
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
13.5.2026 08:16:14
5 puan verdi
Sevgili şaire bacım..Aayrılığın yarattığı o dondurucu boşluğu ve zamanın durduğu anı, son derece güçlü imgelerle ve içten bir dille anlatıyor.
zamanın durduğu, mekanın anlamını yitirdiği ve ruhun tek bir ana mühürlendiği devasa bir yas senfonisi. Kaleminize sağlık, kaybın ve sadakatin o ağır yükünü okuyucuya iliklerine kadar hissettiren, imgeleri çok güçlü bir eser ortaya çıkmış.

Şair, ayrılık anını bir düğüm olarak tanımlayıp tüm saatleri susturarak zamanın o can yakıcı anda kilitlendiğini hissettiriyor.

Zamanı bir ipe dizmek" ve "yelkovanları sızıya çivilemek" imgeleri, yas tutan bir zihnin zaman algısını muazzam özetliyor.

​ Kültürümüzde "kırkı çıkmak" deyimi yasın bitişini temsil ederken, sizde "kırk kere kar düşmesi" acının bitmediğini, aksine döngüsel bir işkenceye dönüştüğünü vurguluyor. Dünya 40 mevsim değiştirse de şairenin mevsimi o Eylül akşamında takılı kalmış gibi..

Ağaçların renginin kırk kez değişmesi ve karların erimesi gibi doğa olayları, dış dünyanın döngüsünü anlatırken, şairin kendi mevsiminin o hüzünlü eylül akşamında donup kaldığını vurguluyor.

Şehir akar giderken şairin kendisini "vitrin camına düşen silik bir yansıma" olarak tanımlaması, melankolinin en üst seviyesidir. Kalabalığın içindeki o "hayata geç kalmışlık" hissi, yas tutan kişinin dış dünya ile bağının tamamen koptuğunu gösteriyor.

​Kime "merhaba" dense sesin boşlukta kaybolması, artık toplumsal iletişimin bittiği ve sadece içsel bir diyalogun (sevilenle yapılan o sessiz konuşmanın) başladığının kanıtı.
Kalabalık bir çarşının ortasında bile vitrin camına düşen silik bir yansıma gibi hissetmek, hayatın akışından kopuşu ve dışarıda kalışı çok net betimliyor.

Zamanın her şeyi unutturacağı yönündeki yaygın inanışa karşı, şiirdeki acının taze ve diri kaldığı belirtiliyor

Kurak toprağa düşen yağmurun sızısı gibi tarif edilen bu acı, ciğerlere dolan bir koku olarak her nefeste hissediliyor.

Kalpteki mühürün suyla yıkandıkça daha çok parladığı ve kanadığı imgesi, acının hafiflemek yerine derinleştiğini gösteriyor.
Nöbetçi Olmak ve Sonuç
Şiir, terk edilmiş bir limanda, ufukta kaybolan geminin izini süren bir nöbetçinin hikayesiyle bitiyor.

Hayatın gürültülü çarklarının durmasına izin verilmesi ve sessiz sığınakta kaybolmanın bir ödül olarak görülmesi, kabullenişin en hüzünlü halini yansıtıyor.

En son satırda, "en sadık nöbetçi" olmakla biten bu yolculuk, sevgilinin bıraktığı her izin koruyucusu olmayı seçen bir ruhun itirafıdır.

Şiirinizdeki "Eylül" vurgusu ve "limanda bekleme" teması, klasik edebiyatımızdaki ayrılık izleklerini modern ve çok daha şahsi bir dille harmanlamış. Özellikle "Seni hafızamdan sildikçe mi genişliyor bu oda?" sorusu, psikolojik derinliği olan, üzerine saatlerce düşünülecek bir dize.

​Bu sessiz nöbetin içinde, kelimelerinizle kendinize bir sığınak inşa etmişsiniz.

Kaleminize, yüreğinize sağlık.

Edebiyat yolunda sana yakışır bir şekilde dik duran kaleminle beraber nice böylesi güzel eserler yazmanı temenni ederim..

YEŞİLIRMAK
Etkili Yorum
Kul Yorgun
Kul Yorgun, @kulyorgun
13.5.2026 03:57:19
5 puan verdi


Sevgili Cemre

“Kıyıdaki İz” şiirini büyük bir dikkat ve merakla okudum. Gerçekten dolu dolu, katman katman bir hasret ve yas şiiri ortaya koymuşsun. Uzun soluklu yapısıyla, her dizesinde derin bir sızı ve ince bir hüzün taşıyor. Gel, şiirdeki başlıca metaforları ve imgeleri tek tek açarak konuşayım.

Şiir baştan itibaren zamanı durdurma ve kilitleme haliyle başlıyor: “Zamanı bir ipe dizdim, bütün düğümleri o can yakıcı güne attım”, “bütün saatleri susturdum kalbimde; yelkovanları sızıma çiviledim.” Bu imgeler çok güçlü. Zamanı mekanik bir nesne olmaktan çıkarıp acının hizmetine sokuyorsun. Saatler, yelkovanlar ve ipler üzerinden yaşanan o tek anın, bütün bir hayatı esir alması çok çarpıcı.

Mevsim döngüsü metaforu da çok başarılı: Kırk kere ağaçların renginin değişmesi, yaprak dökümü, kar yağışı ve erimesi… Ama şairin kendi mevsimi o hüzünlü eylül akşamında mühürlü kalıyor. “Senin avuçlarımda bıraktığın o son sıcaklıkta her şey buz tuttu.” Bu tezat çok etkileyici. Dışarıda hayat akarken içerde donmuş bir zaman ve donmuş bir sıcaklık hissi veriyor.

Ayna, bakış ve kimlik kaybı kısmı da çok derin: Aynaya küsmek, kendi gözlerinde bile sevgiliyi aramak, “kime merhaba desem sesi boşlukta kaybolan dilsiz bir yankı” olması… Bunlar insanın kendini yitirme halini çok iyi anlatıyor. Kalabalık çarşı ortasında “vitrin camına düşen silik bir yansıma” olmak ise muhteşem bir yalnızlık ve aidiyetsizlik metaforu. Hem oradasın hem değilsin; hayata geç kalmışsın ve hiçbir yere ait değilsin.

Sesin “uçurumun kıyısında, rüzgâra rağmen ayakta duran o narin çiçek” olması da çok özgün. Hem kırılgan hem dirençli bir imge. Gözlerini yumsan derinliklere düşme, açsan buruk kokuyla kavrulma hali… Varlıkla yokluk arasında sıkışmış bir ruhun en güzel anlatımı.

Daha sonra “kurak toprağa ilk düşen taze yağmurun sızısı” ve “kalpteki mühür” metaforları geliyor. Yılların her şeyi unutturacağı yalanını da güzel çürütüyorsun. Acı küllenmiyor, aksine her nefeste daha diri kalıyor. “Seni hafızamdan sildikçe mi genişliyor bu oda, yoksa sen mi sığmıyorsun artık ruhuma?” sorusu ise şiirin en vurucu sorgulamalarından biri.

En sonda liman, gemi, nöbet ve kıyı imgeleriyle şiir doruğa çıkıyor. Terk edilmiş limanda tek başına nöbet tutmak, ufukta kaybolan geminin dumanını hâlâ gözlerinde büyütmek, “sana dair her izin, her anının en sadık nöbetçisi” olmak… Bunlar şiire epik ve sonsuz bir hüzün katıyor. Bitmeyen bir bekleyiş, bitmeyen bir sadakat ve bitmeyen bir acı.

Sevgili Cemre, şiir genel olarak çok akıcı, edebi dili oldukça zengin ve imgeleri birbirini besliyor. Hasretin hem kişisel hem evrensel yanını başarıyla yakalamışsın. Okuyanı kolay kolay bırakmayan, içerde uzun süre yankılanan bir şiir olmuş.

Kalemin bu kadar derin ve titiz olduğu, duyguyu bu kadar ince işleyebildiği için tebrik ederim.
👌👌👏👏☕🙏
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR, @celilcinkir
13.5.2026 02:01:12
5 puan verdi
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi

Yitik Aşk, Hafıza ve İçsel Yalnızlık Kliniği

Şiirin Adı: Kıyıdaki İz
Şairi: Cemre Yaman
Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Delibal

Selam… RUSAMER heyeti yeniden toplandı ve Kalburabastî Efendi Hazretleri bastonunu masaya vurup şu hükmü verdi: “Her şiir heceyle, uyakla, kısa mısrayla yürümez. Bazı şiirler nefes gibi akar; düzyazıya benzer ama ruhunda şiir taşır.”

“Kıyıdaki İz” tam da bu tarafta duran modern bir şiirdir.
Evet klasik biçim yapısına yaslanmıyor.
Evet serbest ve düzyazıya yaklaşan bir akışı var.
Ama taşıdığı yoğun imgesel yapı, ritmik duygu akışı ve iç yankı bakımından şiir damarını açık şekilde taşıyor.

Şair burada olay anlatmıyor;
Bir ruh hâli kuruyor.
Bir bekleyiş iklimi kuruyor.
Bir hafıza yarası kuruyor.

Özellikle zaman, liman, sessizlik, donmuş mevsim ve boşluk imgeleri şiirin omurgasını oluşturmuş.

“Bütün saatleri susturdum kalbimde; yelkovanları sızıma çiviledim.”

mısrası doğrudan şiirsel yoğunluğu yüksek bir açılış.

Ayrıca:

“Ben hâlâ, o terk ettiğin limanın kıyısında, tek başıma nöbetteyim.”

bölümü şiirin ana ruhunu taşıyan merkez hâline dönüşüyor. Çünkü burada aşk artık bir ilişki değil; insanın kendi içindeki sadakat nöbetine dönüşüyor.

Şiirin dikkat çeken taraflarından biri de atmosfer başarısı.
Okuyucu yalnız okumuyor; o kıyıda bekliyor, o vitrinde kendi yansımasına bakıyor, o susturulmuş saatlerin içinde dolaşıyor.

Modern serbest şiirin önemli damarlarından biri de budur zaten:
Duyguyu anlatmaktan çok yaşatmak.

Özgünlük 20 / 20
Modern şiir diliyle güçlü bir iç atmosfer kurulmuş.

Dil ve Üslup 20 / 20
Şiirsel yoğunluğu yüksek, akıcı ve etkileyici bir anlatım var.

Düşünsel Derinlik 20 / 20
Ayrılık, hafıza ve zaman ilişkisi güçlü biçimde işlenmiş.

Yapısal Bütünlük 20 / 20
Tek bir duygusal eksen etrafında şiir başarıyla ilerliyor.

Etkileyicilik 20 / 20
Okuyucuda uzun süre kalan derin bir iç yankı bırakıyor.

Not Toplamı: 100 / 100

Kalburabastî Efendi bastonunu kıyıya bırakır: Şair diyor ki saatleri susturdum, biz de diyoruz ki bazı ayrılıklar insanın takvimini durduruyor. En çarpıcı taraf “seni unutmanın o soğuk boşluğundansa bu sessiz sığınakta kaybolup gitmek” kısmı çünkü şiir orada acıyı bile bir aidiyete dönüştürüyor. Bir de şu liman meselesi var… İnsan bazen dönmeyeceğini bildiği geminin dumanını bile özlüyor. İşte şiirin can damarı tam orada atıyor.

Biraz da hakikat ağır basıyor…
Millet aşkı geçici heyecan sanıyor, bazı insanlar onu ömür boyu tutulan bir nöbete çeviriyor.

Bu şiir RUSAMER rafında baş köşeye alınmıştır.

RUSAMER not düşer
Bazı şiirler okunmaz yaşanır
İnsan bazen giden kişiyi değil onun bıraktığı zamanı taşır

Vesselam.

Bazı izler silinmez; insan onlarla yaşamayı öğrenir.
Gerçek bekleyiş bazen kavuşmak için değil, sevgiyi korumak içindir.
ben YEP
ben YEP, @benyep
13.5.2026 01:23:40
5 puan verdi
Çok güzel.
Emeğinize sağlık...
Şair Mehmet Demirdelen
Şair Mehmet Demirdelen, @sair-mehmet-demirdelen
13.5.2026 00:58:57
5 puan verdi
Çok güzel ve anlamlı sözler yazmış kaleminiz
Değeri yüksek kelimeler kullanarak..
Yüreğinize sağlık kaleminiz daim olsun..
Beğenerek okudum harika olmuş..
Kıymetli Şaire saygılar 🙏👍
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
12.5.2026 23:49:05
5 puan verdi
Şair, zamanı doğrusal bir akış olarak değil, bir hapis veya bir mühür olarak kurgulamış. "Yelkovanları sızıma çiviledim" ifadesi, acının başladığı anın dondurulduğunu gösteriyor. Dış dünyada mevsimler değişse de (kırk kere kar yağması, ağaçların renk değiştirmesi), şairin içsel takvimi o malum Eylül akşamında takılı kalmış. Bu, psikolojik bir "donmuş zaman" tasviridir.
Güven Tekin
Güven Tekin, @guventekin
12.5.2026 23:29:59
5 puan verdi
Kalemine bereket yüreğine sağlık üstadem
Tülay Aslan
Tülay Aslan, @tulayaslan
12.5.2026 23:06:30
5 puan verdi
Güzel şiiri ve şairimi kutluyorum Kaleminize bereket İlhaminiz bol olsun Tebrikler Selam sevgiler.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL