Bir kadının yeniden evlenmesi, onun ilk kocasından nefret ettiğini gösterir. bir adamın yeniden evlenmesi, onun ilk karısını çok sevdiğini gösterir.
oscar wilde
Dilimde mühür, kalbimde koca bir fırtına, Kelimeleri kıyıya vuran ölü dalgalar gibi bıraktım. Söylesem eksilecek, dokunsam dağılacak cam sükût; Seni, sesin henüz uğramadığı boşlukta sakladım. Susarak seviyorum seni... Zamanın nabzını tutan karanlık ritimle, Sözün bittiği yerde başlayan tekinsiz coğrafyada. Hiçbir lisanın kirletemediği, beyaz bir kederle.
Bir yankı değil bu, varlığın en çıplak hali, Gürültülü dünyanın rahminden kopup gelmiş bir sancı. Uçurum kenarında bekleyen dilsiz haberci, Sadece boşluğunu soluyan kadim bir yabancı. Kelimeler artık birer ceset, anlam ise firari, Tanımların ötesinde, isimsiz bir ağrısın içimde. Sessizliğim; bin yıllık mabedin en kuytu dehlizi, Seni orada büyütüyorum, en saf ve dilsiz biçimde.
Biriktirdiğim ne varsa, yokluğun süzgecinden geçirdim, Gözyaşı değil, ruhun saf sızıntısıdır akan. Sana dair her rüyayı, bir geceye kurban verdim, Zamanın ötesinde sevdim seni, her şeyden kopan. Hiç sitem etmedim bu gönüllü mahkûmiyete, Konuşmak, ruhun üzerine çekilen kaba perdedir. Sükûtun ağırlığı denk düşerken sonsuz hikmete, Gölgen bile binlerce cümleden daha derindedir.
Şehrin uğultusu, sahte ve sığ kalabalık, Bize ait olmayan gürültünün kirli tortusu. Sustukça derinleşen berrak ve dilsiz yalnızlık, Bir aşkın değil, varoluşun sessiz korkusu. Kağıda düşmeyen, mürekkebin kanına giren sır, Yazılmamış bir tarihtir alnımda terleyen sükût. Her susuşumda yeniden inşa edilir bir asır, Sessizliğimle kuşattığım en kutsal bulut.
Korktuğumdan değil bu uçsuz bucaksız susuşum, Sadece sözün, kutsal yarayı kanatmasından. Kendi içimde bin defa ölüp doğuşum, Aşkın o ucuz vitrin yasasından. Rüzgar esse, bir boşluk uğuldar içimde, Yaprak kımıldasa, sükûtun teni ürperir. Ben bu dilsiz korla, tarifsiz bir biçimde, Seni söküp alıyorum, kelimelerin bittiği yerinden.
Bilesin ki; bazen en büyük itiraf, hiç konuşmamaktır, Söylenemeyeni ruhun derin kıvrımına kazımak. Aşk, sevdiğin için kendi sesinden vazgeçmektir, Varlığını, sessiz bir uçurumun kalbinde yaşatmak.
Belki bir gün duyarsın bu kurşuni boşluğu, Çünkü en gerçek hikayeler, anlatılmaya kıyılamayanlardır. Seni susarak sevmek, ruhun kadim sarhoşluğu, Ve en büyük hakikat, sessizlikte tamamlananlardır.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Emeğinize sağlık değerli hocam yüreğiniz dert görmesin kaleminiz kavi ilhamınız bol olsun yine anlam ve anlatımıyla duygu yüklü harika bir sevda şiiri okudum kaleminizden nicelerine inşallah selamlar saygılar. Günümün şiiridir
Bu içten ve kıymetli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Mısraların sizin gönlünüzde böyle bir yer bulması ve gününüze eşlik etmesi benim için çok değerli. Kalemime ve duygularıma kattığınız bu nazik destekle her daim var olun. Yeni mısralarda tekrar buluşmak dileğiyle... Selam ve saygılarımla üstadım..
Bu içten ve kıymetli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Mısraların sizin gönlünüzde böyle bir yer bulması ve gününüze eşlik etmesi benim için çok değerli. Kalemime ve duygularıma kattığınız bu nazik destekle her daim var olun. Yeni mısralarda tekrar buluşmak dileğiyle... Selam ve saygılarımla üstadım..
Şiirimi 'günün şiiri' olarak seçip bu kıymetli payeye layık görmeniz, sükûtumun en güzel ödülü oldu. Sizin gibi değerli bir kalemin mısralarımdaki o sessiz sızıyı hissederek kendi eşsiz dizelerinizle eşlik etmesi, kelimelerimin menziline ulaştığının en güzel kanıtıdır. ' Şiirle kalalım' ki; anlatılamayan her şey o eşsiz boşlukta yerini bulsun. Bu ince ilginiz ve kıymetli vaktiniz için teşekkürlerimi sunarım. Selâm ve saygılarımla değerli şair dost yürek üstad..
Şiirimi 'günün şiiri' olarak seçip bu kıymetli payeye layık görmeniz, sükûtumun en güzel ödülü oldu. Sizin gibi değerli bir kalemin mısralarımdaki o sessiz sızıyı hissederek kendi eşsiz dizelerinizle eşlik etmesi, kelimelerimin menziline ulaştığının en güzel kanıtıdır. ' Şiirle kalalım' ki; anlatılamayan her şey o eşsiz boşlukta yerini bulsun. Bu ince ilginiz ve kıymetli vaktiniz için teşekkürlerimi sunarım. Selâm ve saygılarımla değerli şair dost yürek üstad..
Şiirime kendi eşsiz dizelerinizle eşlik ettiğiniz, mühürlü dilime bahar kokulu bir nefes olduğunuz için teşekkür ederim. Sizin perdenizden süzülen o sıcak hasret, benim sükûtumun buzlarını bir anlığına da olsa eritti. Sevda suyunun tüm duyguları arıtması dileğiyle; kaleminiz ve o zarif yüreğiniz daim olsun. Selâm ve saygılarımla üstadım...
Şiirime kendi eşsiz dizelerinizle eşlik ettiğiniz, mühürlü dilime bahar kokulu bir nefes olduğunuz için teşekkür ederim. Sizin perdenizden süzülen o sıcak hasret, benim sükûtumun buzlarını bir anlığına da olsa eritti. Sevda suyunun tüm duyguları arıtması dileğiyle; kaleminiz ve o zarif yüreğiniz daim olsun. Selâm ve saygılarımla üstadım...
Yüreğinize sağlık, kaleminizin taşıdığı bu derinlik uzun süre hafızada iz bırakacak nitelikteydi. Böylesi yoğun duyguları böylesine incelikli bir dille aktarabilmek büyük emek ister. Nice anlam yüklü şiirlerde buluşmak dileğiyle. Selam ve saygılarımla.
Bu zarif veda ve kıymetli temennileriniz için gönülden teşekkür ederim. Şiirin o sessiz uçurumunda yankı bulan bu anlamlı yolculuk, benim için de çok kıymetliydi. Gönül heybemizdeki duyguların, kelimelerin bittiği o kutsal yerde yeniden buluşması dileğiyle... Işığınız ve sükûtunuz daim olsun. En içten selam ve saygılarımla üstadım..
Bu zarif veda ve kıymetli temennileriniz için gönülden teşekkür ederim. Şiirin o sessiz uçurumunda yankı bulan bu anlamlı yolculuk, benim için de çok kıymetliydi. Gönül heybemizdeki duyguların, kelimelerin bittiği o kutsal yerde yeniden buluşması dileğiyle... Işığınız ve sükûtunuz daim olsun. En içten selam ve saygılarımla üstadım..
Sessizliğin Mukaddesatı Şair, susmayı bir eksiklik veya korku olarak değil, aksine aşkı korumanın en yüce yolu olarak tanımlamış. "Söylesem eksilecek, dokunsam dağılacak cam sükût" dizesi, duygunun ne kadar kırılgan ve dile döküldüğünde nasıl anlam kaybedebileceğine dair muazzam bir tespit. Sessizlik burada bir sığınak, bir "bin yıllık mabet" olarak kurgulanmış. Kelimelerin İflası ve "Beyaz Keder" Şiirde kelimelere karşı mesafeli, hatta onların yetersizliğine vurgu yapan bir tavır var. "Kelimeler artık birer ceset" ifadesi, derin duyguların lügatlere sığmadığının sert ama estetik bir ilanıdır. Cemre Hanım, aşkın "ucuz vitrin yasasından" kaçarken, onu hiçbir lisanın kirletemediği o "beyaz kederle" taçlandırmış. Bu ifade, acının bile ne kadar asil yaşanabileceğini gösteriyor...Varoluşsal Bir Sancı Şiir sadece iki kişi arasındaki bir duygu alışverişinden çıkıp, "varoluşun sessiz korkusu" noktasına evriliyor. Şair, susuşunu bir uçurum kenarında bekleyen dilsiz bir haberciye benzeterek, aşkı bireysel bir sızıdan çıkarıp evrensel bir insanlık durumuna, bir "kadim sarhoşluğa" dönüştürüyor. Estetik ve Dil İmge Zenginliği: "Zamanın nabzını tutan karanlık ritim", "mürekkebin kanına giren sır", "kurşuni boşluk" gibi imgeler, şiirin atmosferini oldukça yoğun ve etkileyici kılıyor. Felsefi Derinlik: "Aşk, sevdiğin için kendi sesinden vazgeçmektir" dizesi, tasavvufi bir terk edişi ve egodan arınmayı hatırlatıyor. Özetle; Cemre Yaman, sessizliği bir gürültü gibi değil, kristal bir berraklık gibi işlemiş. Okurken insanı kendi içindeki o "en kuytu dehlize" davet eden, uzun süre zihinde yankılanacak bir eser. Şiirdeki şu dize her şeyi özetliyor aslında: "Gölgen bile binlerce cümleden daha derindedir." Bazen en güçlü çığlık, kalbin içinde saklanan o en derin suskunluktur. Cemre Hanım'ın bu derin sükûtuna ortak olmak çok etkileyiciydi. Kalemine, yüreğine sağlık. biraz derinlere daldım okurken sıkılacaksın ama birdaha böyle olmaz kısa tutarım
saygı değer kıymetli üstadım; Derinlere daldığınız için mahcup değil, aksine müteşekkirim. Zira sığ sularda sadece gürültü, derinlerde ise hakikatin o kadim sessizliği vardır. Şiirimi sadece okumakla kalmayıp, 'bin yıllık mabedin' içinden geçerek o dehlizlerde benimle yürüdüğünüzü hissetmek çok kıymetli üstadım.
'Kelimelerin cesetleştiği' o noktada, sizin bu denli diri ve ruhu olan cümlelerle sesime yankı vermeniz, yazma sancımı dindirdi. Aşkı vitrinlerden çıkarıp uçurum kenarındaki dilsiz haberciye teslim ederken, bu yalnız yolculukta sizin gibi bir idrakle karşılaşmak, mısralarımın en büyük nasibidir. 'Gölgenin bin cümleden derin' olduğunu fark eden o ferasetli yüreğiniz ve kaleminiz dert görmesin. Lütfen derinlere dalmaktan korkmayın; çünkü biz şairler, birbirimizi ancak o derinliklerin karanlık ritminde tanıyabiliriz. Sükûtuma ortak olduğunuz ve bu eşsiz tahlille kalemimi onurlandırdığınız için gönülden teşekkürler. Selâm, saygı ve daimî esenlik dileklerimle üstadım...🤝☕
saygı değer kıymetli üstadım; Derinlere daldığınız için mahcup değil, aksine müteşekkirim. Zira sığ sularda sadece gürültü, derinlerde ise hakikatin o kadim sessizliği vardır. Şiirimi sadece okumakla kalmayıp, 'bin yıllık mabedin' içinden geçerek o dehlizlerde benimle yürüdüğünüzü hissetmek çok kıymetli üstadım.
'Kelimelerin cesetleştiği' o noktada, sizin bu denli diri ve ruhu olan cümlelerle sesime yankı vermeniz, yazma sancımı dindirdi. Aşkı vitrinlerden çıkarıp uçurum kenarındaki dilsiz haberciye teslim ederken, bu yalnız yolculukta sizin gibi bir idrakle karşılaşmak, mısralarımın en büyük nasibidir. 'Gölgenin bin cümleden derin' olduğunu fark eden o ferasetli yüreğiniz ve kaleminiz dert görmesin. Lütfen derinlere dalmaktan korkmayın; çünkü biz şairler, birbirimizi ancak o derinliklerin karanlık ritminde tanıyabiliriz. Sükûtuma ortak olduğunuz ve bu eşsiz tahlille kalemimi onurlandırdığınız için gönülden teşekkürler. Selâm, saygı ve daimî esenlik dileklerimle üstadım...🤝☕
Sevgili Cemre Bu şiir, suskunluğun en derin katmanlarında filizlenen bir aşkın ve özlemin muhteşem bir manifestosu.sevgili Cemre'nin, kelimelerin sınırlarını zorlayarak, sessizliği bir anlatım aracı haline getiriyor; adeta dili susturarak ruhun en saf halini ortaya koyuyor. Şiir boyunca susmak, bir yokluk değil, varlığın en yoğun biçimi olarak işleniyor.
“Dilimde mühür, kalbimde koca bir fırtına” metaforu, şiirin hemen girişinde bir tezat yaratıyor. Dilin mühürlenmesi, konuşma yetisinin bilinçli olarak kilit altına alınmasını simgeliyor sanki her kelime bir ihanetmiş gibi. Buna karşılık kalp, kontrol edilemeyen bir fırtınanın merkezi haline geliyor. Bu görüntü, iç ile dış arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor.
Fırtına burada sadece kaos değil, aynı zamanda canlılığın, tutkunun ve bastırılamayan enerjinin simgesi. Okuyucu, bu mührün gönüllü bir tercih olduğunu hissediyor; çünkü konuşmak, fırtınayı ucuzlatacaktır.
“Kelimeleri kıyıya vuran ölü dalgalar gibi bıraktım” ifadesi, kelimeleri cansız, hareketsiz ve etkisiz kılıyor. Dalgalar denizin ritmini taşır ama burada “ölü” sıfatıyla geldiklerinde, anlamlarını yitirmişlerdir. Kıyıya vuran dalga, ulaşamayan, dağılan bir çabadır.
Sevgili Cemre kelimeleri bu şekilde terk etmekle, onları kurtarmayı değil, korumayı seçiyor. Bu metafor, iletişim kurma çabasının nafileliğini ve suskunluğun daha soylu bir eylem olduğunu vurguluyor.
“Söylesem eksilecek, dokunsam dağılacak cam sükût” bölümü, sessizliği cam gibi kırılgan ve değerli bir nesneye dönüştürüyor. Cam, şeffaf ama hassastır; dokunmak onu yok eder. Suskunluk burada kutsal bir bütünlük kazanır.
Söylenen her kelime, bu bütünlüğü eksiltir. Bu imge, aşkın narinliğini ve onu korumanın zorluğunu anlatıyor; adeta sevgiliye dair hisler, ancak dokunulmaz kalırsa varlığını sürdürebilir.
“Seni, sesin henüz uğramadığı boşlukta sakladım” metaforu, sevgiliyi fiziksel dünyanın ötesinde, sesin kirletmediği bir boşlukta muhafaza ediyor.
Boşluk, yokluk değil, saf potansiyel alanıdır. Sesin uğramadığı yer, henüz kirlenmemiş, bozulmamış bir mekândır. Bu, sevgilinin idealize edilmiş halini koruma çabasıdır; gerçek dünyada ses ve gürültü onu lekeleyecektir.
“Zamanın nabzını tutan karanlık ritimle” ifadesi, zamanı yaşayan bir varlığa dönüştürüyor.
Nabız, hayatın en temel kanıtıdır. Karanlık ritim ise, bu hayatın gizemli, görünmez ve biraz tekinsiz yanını işaret ediyor. Şair, suskunluğu zamanın kendisiyle senkronize ediyor; sessizlik, zamanın akışını hissetmenin en saf yoludur.
“Sözün bittiği yerde başlayan tekinsiz coğrafya” metaforu, dili aşan bir toprak parçasını çağrıştırıyor. Tekinsiz coğrafya, haritalarda yer almayan, bilinmez ve biraz ürkütücü bir alandır. Aşk burada, bilinen dilin sınırlarının bittiği noktada başlar. Bu imge, aşkı coğrafi bir keşfe dönüştürüyor; sözün ötesi, yeni bir kıta gibidir.
“Hiçbir lisanın kirletemediği, beyaz bir kederle” bölümü, kederi beyaz renkle arındırıyor. Beyaz, saflığın, masumiyetin ve aynı zamanda yokluğun rengidir. Lisanın kirletemediği keder, en temiz acıdır. Bu metafor, acının bile arınmış halini yüceltiyor.
“Bir yankı değil bu, varlığın en çıplak hali” ifadesi, duyguyu yankıdan (ikincil, türetilmiş ses) ayırarak, en ilkel ve çıplak varoluşa bağlıyor. Yankı başkasına aittir; bu ise tamamen kendine ait, soyutlanmış bir varlıktır.
“Gürültülü dünyanın rahminden kopup gelmiş bir sancı” metaforu, acıyı doğum sancısına benzetiyor. Gürültülü dünya bir rahim gibi; içinden kopan sancı ise yeni bir varoluşu müjdeliyor. Bu imge, suskun acının yaratıcı yanını öne çıkarıyor.
“Uçurum kenarında bekleyen dilsiz haberci” ve “Sadece boşluğunu soluyan kadim bir yabancı” imgeleri, bekleyişi uçurumla, yalnızlığı kadim bir yabancılıkla derinleştiriyor. Dilsiz haberci, iletmek istediği mesajı kelimesiz taşıyor. Boşluğu solumak ise, yokluğun oksijen haline gelmesidir.
“Kelimeler artık birer ceset, anlam ise firari” metaforu, dili ölümle eşleştiriyor. Ceset, bir zamanlar yaşayan ama şimdi hareketsiz kalan kelimelerdir. Anlamın firari oluşu, onun ele geçirilemezliğini gösterir.
“Sessizliğim; bin yıllık mabedin en kuytu dehlizi” ifadesi, suskunluğu kutsal bir mimariye dönüştürüyor. Mabed ve dehliz, gizemi, derinliği ve kutsallığı bir arada barındırır. Şair, sevgiliyi bu dehlizde büyütüyor; sessizlik bir rahim ve tapınak işlevi görüyor.
“Biriktirdiğim ne varsa, yokluğun süzgecinden geçirdim” metaforu, yokluğu bir filtreye çeviriyor. Her şey bu süzgeçten geçirilince, sadece saf öz kalıyor. Gözyaşı bile “ruhun saf sızıntısı” haline geliyor.
“Şehrin uğultusu, sahte ve sığ kalabalık” ve “Bize ait olmayan gürültünün kirli tortusu” imgeleri, modern hayatı kirli bir tortu olarak resmediyor. Sustukça derinleşen yalnızlık ise, berrak bir su gibi arındırıcıdır.
“Kağıda düşmeyen, mürekkebin kanına giren sır” metaforu, yazılmamış olanı kanla eşleştiriyor. Bu, şiirin kendi varoluşunu da sorgulayan ironik bir katmandır.
“Her susuşumda yeniden inşa edilir bir asır” ifadesi, suskunluğu zamanı yeniden kuran bir güce dönüştürüyor. Her susuş, bir asırdır.
“Rüzgar esse, bir boşluk uğuldar içimde” ve “Yaprak kımıldasa, sükûtun teni ürperir” imgeleri, doğayı bile suskunluğun bir parçası yapıyor. Dış dünya, iç sessizliği tetikleyen bir ayna haline geliyor.
“Bilesin ki; bazen en büyük itiraf, hiç konuşmamaktır” ve devamındaki dizeler, suskunluğu en yüksek itiraf biçimi olarak taçlandırıyor. Aşk, “kendi sesinden vazgeçmektir”.
Şiir boyunca sessizlik, bir yokluk değil, en yoğun varoluş biçimi olarak işleniyor.
Sevgili Cemre kelimeleri ustalıkla kullanıp onları aşmayı başarıyor. Bu eser, modern dünyanın gürültüsüne karşı bir direniş manifestosu aynı zamanda aşkın en saf, en dilsiz halini yakalayan nadide bir metin. Okudukça insanın içinde de bir sükût oluşuyor; o sükûtun içinde ise şiirin büyüsü devam ediyor. Gerçekten etkileyici, katmanlı ve unutulmaz bir şiir.
Saygı değer kıymetli üstadım; bu ne muazzam bir tahlildir... Şiirimi adeta bir cerrah titizliğiyle dokularına ayırmış, her bir imgenin altındaki o dilsiz sızıyı tek tek gün ışığına çıkarmışsınız. Bir şair için, yazdığı mısraların sadece "okunması" değil, böyle derinlemesine "hissedilmesi" ve her bir katmanının böylesine isabetli tespitlerle anlamlandırılması, kelimelerin ulaşabileceği en yüksek zirvedir. "Mutlu etti" kelimesinin sığlığından kaçarak ifade etmeliyim ki; analiziniz, şiirimde inşa etmeye çalıştığım o "bin yıllık mabedin dehlizlerine" tutulmuş çok güçlü bir fener olmuş. İşte bu derinlikli ve edebi ziyafet tadındaki yorumunuz için kalbimden süzülen karşılık, selam ve saygılarımla üstadım..🤝☕
Saygı değer kıymetli üstadım; bu ne muazzam bir tahlildir... Şiirimi adeta bir cerrah titizliğiyle dokularına ayırmış, her bir imgenin altındaki o dilsiz sızıyı tek tek gün ışığına çıkarmışsınız. Bir şair için, yazdığı mısraların sadece "okunması" değil, böyle derinlemesine "hissedilmesi" ve her bir katmanının böylesine isabetli tespitlerle anlamlandırılması, kelimelerin ulaşabileceği en yüksek zirvedir. "Mutlu etti" kelimesinin sığlığından kaçarak ifade etmeliyim ki; analiziniz, şiirimde inşa etmeye çalıştığım o "bin yıllık mabedin dehlizlerine" tutulmuş çok güçlü bir fener olmuş. İşte bu derinlikli ve edebi ziyafet tadındaki yorumunuz için kalbimden süzülen karşılık, selam ve saygılarımla üstadım..🤝☕
Dilimde mühür, kalbimde koca bir fırtına" derken... Susmanın en gürültülü halini anlatmışsın. Gözyaşı değil, ruhun saf sızıntısı" kısmı... Acıyı kutsallaştırmışsın hocam. Ve o son dize: "Sana dair her rüyayı, bir geceye kurban verdim"... Bir gecede bir ömür bitirmişsin. Suskunlukla feryat etmek bu işte. Az söz, çok yara. Yüreğine sağlık. O fırtına dinsin inşallah .
Sessizliğin içindeki o fırtınayı ve kurban edilmiş rüyaların ağırlığını hissetmeniz, şiirimin gerçek bir yüreğe emanet edildiğinin kanıtı. Acının o saf sızıntısını fark edip ortak olduğunuz için minnettarım. Fırtınalar dinsin mi yoksa derinliğimizin bir parçası olarak mı kalsın bilinmez ama nezaketiniz ruhuma dokundu. Güzel duanız ve tahliliniz için içtenlikle teşekkür ederim selem ve saygılarımla üstadım..🤝☕
Sessizliğin içindeki o fırtınayı ve kurban edilmiş rüyaların ağırlığını hissetmeniz, şiirimin gerçek bir yüreğe emanet edildiğinin kanıtı. Acının o saf sızıntısını fark edip ortak olduğunuz için minnettarım. Fırtınalar dinsin mi yoksa derinliğimizin bir parçası olarak mı kalsın bilinmez ama nezaketiniz ruhuma dokundu. Güzel duanız ve tahliliniz için içtenlikle teşekkür ederim selem ve saygılarımla üstadım..🤝☕
GÜZEL ŞİİR Değerli kalem Hayırlı sabahlar dilerim güzel bir çalışma anlamlı dizeler beğenerek okudum kutlarım emeğinizi selamlar sevgiler saygılar gönderdim kaleminiz daim olsun
Güzel temennileriniz ve kıymetli vaktinizi ayırıp şiirime misafir olduğunuz için teşekkür ederim. Selam ve sevgilerinizin yüreğimde karşılığı bakidir. Hayırlı sabahlar, kaleminizin ve gönül sesinizin daim olması dileğiyle. Saygı ve hürmetlerimle üstadım..🤝☕
Güzel temennileriniz ve kıymetli vaktinizi ayırıp şiirime misafir olduğunuz için teşekkür ederim. Selam ve sevgilerinizin yüreğimde karşılığı bakidir. Hayırlı sabahlar, kaleminizin ve gönül sesinizin daim olması dileğiyle. Saygı ve hürmetlerimle üstadım..🤝☕
Kelimelerin bittiği yerde başlayan, derinliğiyle insanı nefessiz bırakan bir sessizlik manifestosu.
"Seni susarak seviyorum" cümlesini, romantik bir klişeden çekip çıkarıp varoluşsal bir derinliğe taşımışsınız.
Kaleminizin dokunduğu yerlerde bıraktığı izler bir ömür silinmeyecek nitelikte
Hiçbir lisanın kirletemediği, beyaz bir keder..." ifadesi, sevginin ham ve işlenmemiş halini ne kadar güzel tanımlıyor.
Dilin, duyguyu kalıplara sokarak aslında onu nasıl sınırladığını ve "kirlettiğini" çok zarif bir şekilde hatırlatıyorsunuz.
Sessizliği "bin yıllık bir mabedin kuytu dehlizi" olarak nitelendirmeniz, bu susuşun bir kaçış değil, aksine bir koruma biçimi olduğunu gösteriyor.
Sevileni, dünyanın gürültüsünden ve anlamın sıradanlaşmasından kaçırıp o kutsal sessizlikte büyütmek...
"Gölgen bile binlerce cümleden daha derindedir" dizesi, biçimin özden, sessizliğin sözden daha güçlü olduğunu tokat gibi çarpan cinsten.
Şu şöyle,bu böyle değil kullandığınız her kelime dünyası (uçurum kenarı, kadim yabancı, kurşuni boşluk) okuru konfor alanından çıkarıp o "tekinsiz coğrafyaya" davet ediyor
Söylesem eksilecek, dokunsam dağılacak cam sükût" derken yarattığınız o kırılganlık hissi, şiirin her kıtasında sanki bir camın üzerinde yürüyormuşuz hissini uyandırıyor...
Yazılmamış bir tarihin alında terlemesi ve mürekkebin kanına giren sır tasvirleri, şiiri sadece bir duygu aktarımı değil, görsel bir sanat eseri haline getirmiş..
Bu denli güçlü bir sessizliği bu kadar keskin bir kalemin kelimelerle inşa etmesi müthiş bir paradoks ve paradoksu yaratan yüreğini bu derin duygularını bizlere sunuş yaptığı için içten duygularımla kutlarım ŞAİRE KARDEŞİM CEMRE..
Saygı değer kıymetli üstadım ve kıymetli abicim; Duygularımı klişelerden arındırıp o 'bin yıllık mabedin dehlizlerine' kadar takip etmeniz ne büyük bir incelik. 'Mürekkebin kanına giren sırrı' ve dilsizliğimin ardındaki varoluşsal sancıyı böylesine güçlü bir dille tahlil etmeniz, şiirimin yankısını kalbinizde bulduğunun kanıtıdır. Bu eşsiz yorumunuzu ruhumda bir nişan gibi taşıyacağım. Güzel temennileriniz ve kadim dostluğunuz için teşekkür ederim. Saygı sevgi ve esenlik dileklerimle üstadım...☕🤝
Saygı değer kıymetli üstadım ve kıymetli abicim; Duygularımı klişelerden arındırıp o 'bin yıllık mabedin dehlizlerine' kadar takip etmeniz ne büyük bir incelik. 'Mürekkebin kanına giren sırrı' ve dilsizliğimin ardındaki varoluşsal sancıyı böylesine güçlü bir dille tahlil etmeniz, şiirimin yankısını kalbinizde bulduğunun kanıtıdır. Bu eşsiz yorumunuzu ruhumda bir nişan gibi taşıyacağım. Güzel temennileriniz ve kadim dostluğunuz için teşekkür ederim. Saygı sevgi ve esenlik dileklerimle üstadım...☕🤝
İmgelerle anlatılan derin güzel anlamlı bir şiir okuduk tebrik ederim başarılarınızın devamını dilerim sağlıklı mutlu huzurlu nice günler yaşamanızı dilerim selâm ve saygılarımla
Şair, şiiri güçlü bir “sessizlik estetiği” kurmuş ve duyguyu doğrudan anlatmak yerine, boşluk, sükût, uğultu, karanlık, uçurum gibi imgelerle sezdirmiş. Bu da şiire sadece romantik değil, varoluşsal bir ağırlık katıyor. Özellikle şu yönleri çok etkili: “Kelimeleri kıyıya vuran ölü dalgalar gibi bıraktım.” Burada hem tükenmişlik hem de sözcüklerin artık işe yaramadığı hissi çok iyi verilmiş. “Ölü dalga” imgesi alışıldık değil; bu yüzden akılda kalıyor. “Seni, sesin henüz uğramadığı boşlukta sakladım.” Şiirin merkez damarlarından biri bu bence. Sevilen kişiyi ses öncesi bir yerde saklamak, aşkı dilin ötesine taşıyor. “Aşk, sevdiğin için kendi sesinden vazgeçmektir,” Şiirin felsefi doruk noktası gibi duruyor ve ana fikrini tek cümlede yoğunlaştırıyor. Genel atmosfer açısından şiir modern şiirle klasik “iç yangını” duygusu arasında bir yerde duruyor. Yer yer İkinci Yeni şiirinin soyut çağrışımlarını hissettiriyor; özellikle yoğun imge kullanımı ve anlamın doğrudan değil, katmanlı verilmesi bakımından. Bazı imgeler art arda çok yoğun geliyor: “cam sükût”, “tekinsiz coğrafya”, “sükûtun teni”, “sessiz uçurum”, “kurşuni boşluk”… Son bölüm anlam olarak çok güzel ama biraz “tamamlama cümlesi” hissi vermiş. Değerli dost şair, yine kaleminizden keyifle okuduğum ve okurken oldukça duygulandım. Yüreğinize ve gönlünüze sağlık. Tebrik ediyorum ve kutluyorum sizi. Selam ve saygılarımla esenlikler diliyorum.
Saygı değer kıymetli üstadım; Şiirin kalbindeki o dilsiz boşluğa dokunmanız ve 'sessizlik estetiğini' bu denli incelikle tahlil etmeniz, bir şair için en büyük karşılıktır. 'Ses öncesi o yerde' sakladığım duyguların, sizin gibi kıymetli bir kalemde anlam bulması çok değerli. İkinci Yeni'den varoluşsal sancılara kadar uzanan bu eşsiz okumanız için teşekkür ederim. Sükûtun sesini duyan bir yüreğe rastlamak güzel. Saygı ve selamlarımla üstadım...☕🤝
Saygı değer kıymetli üstadım; Şiirin kalbindeki o dilsiz boşluğa dokunmanız ve 'sessizlik estetiğini' bu denli incelikle tahlil etmeniz, bir şair için en büyük karşılıktır. 'Ses öncesi o yerde' sakladığım duyguların, sizin gibi kıymetli bir kalemde anlam bulması çok değerli. İkinci Yeni'den varoluşsal sancılara kadar uzanan bu eşsiz okumanız için teşekkür ederim. Sükûtun sesini duyan bir yüreğe rastlamak güzel. Saygı ve selamlarımla üstadım...☕🤝
Duyguları anlatımınız harika... Sayfalara eklerken.. Sevginin en saf halini Büyük özlemin kendisini yaşadığını Gösteren kalemizin.. Bu eşsiz mürekkebin den dökülmüş.. Şiirin içerisindeki duygular.. Karanlık şehrin uçurumunda Bir rüzgar gibi eserken.. Yine zaman, gözyaşlarını aşkta göstermiş. Ruhunuzla beraber gönülden sevginin Sesli itafi gibi yüreğinizden çıkan kelimelerin Anlamını çok güzel ifade etmişsiniz.. Beğenerek okudum kaleminiz daim olsun.. Kıymetli Şaire saygılar 👍🙏..
Kelimelerin yetmediği o ıssız coğrafyada, sessizliğime eşlik ettiğiniz ve ruhumun sızıntısını kalbinizle duyduğunuz için teşekkür ederim. Şehrin gürültüsü içinde bu 'beyaz kederi' fark eden bir yüreğe rastlamak, şiirin en güzel mükafatı olsa gerek. Kıymetli yorumunuzla sükûtuma ses oldunuz, kaleminiz ve nezaketiniz daim olsun. Saygı ve selamlarımla değerli şair dost yürek..🤝☕
Kelimelerin yetmediği o ıssız coğrafyada, sessizliğime eşlik ettiğiniz ve ruhumun sızıntısını kalbinizle duyduğunuz için teşekkür ederim. Şehrin gürültüsü içinde bu 'beyaz kederi' fark eden bir yüreğe rastlamak, şiirin en güzel mükafatı olsa gerek. Kıymetli yorumunuzla sükûtuma ses oldunuz, kaleminiz ve nezaketiniz daim olsun. Saygı ve selamlarımla değerli şair dost yürek..🤝☕
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.