Bir kadının yeniden evlenmesi, onun ilk kocasından nefret ettiğini gösterir. bir adamın yeniden evlenmesi, onun ilk karısını çok sevdiğini gösterir. oscar wilde
CEMRE_YMN
CEMRE_YMN

Susarak özlüyorum seni

Yorum

Susarak özlüyorum seni

( 18 kişi )

12

Yorum

29

Beğeni

5,0

Puan

305

Okunma

Susarak özlüyorum seni

Susarak özlüyorum seni


Dilimde mühür, kalbimde koca bir fırtına,
Kelimeleri kıyıya vuran ölü dalgalar gibi bıraktım.
Söylesem eksilecek, dokunsam dağılacak cam sükût;
Seni, sesin henüz uğramadığı boşlukta sakladım.

Susarak seviyorum seni...
Zamanın nabzını tutan karanlık ritimle,
Sözün bittiği yerde başlayan tekinsiz coğrafyada.
Hiçbir lisanın kirletemediği, beyaz bir kederle.

Bir yankı değil bu, varlığın en çıplak hali,
Gürültülü dünyanın rahminden kopup gelmiş bir sancı.
Uçurum kenarında bekleyen dilsiz haberci,
Sadece boşluğunu soluyan kadim bir yabancı.

Kelimeler artık birer ceset, anlam ise firari,
Tanımların ötesinde, isimsiz bir ağrısın içimde.
Sessizliğim; bin yıllık mabedin en kuytu dehlizi,
Seni orada büyütüyorum, en saf ve dilsiz biçimde.

Biriktirdiğim ne varsa, yokluğun süzgecinden geçirdim,
Gözyaşı değil, ruhun saf sızıntısıdır akan.
Sana dair her rüyayı, bir geceye kurban verdim,
Zamanın ötesinde sevdim seni, her şeyden kopan.

Hiç sitem etmedim bu gönüllü mahkûmiyete,
Konuşmak, ruhun üzerine çekilen kaba perdedir.
Sükûtun ağırlığı denk düşerken sonsuz hikmete,
Gölgen bile binlerce cümleden daha derindedir.

Şehrin uğultusu, sahte ve sığ kalabalık,
Bize ait olmayan gürültünün kirli tortusu.
Sustukça derinleşen berrak ve dilsiz yalnızlık,
Bir aşkın değil, varoluşun sessiz korkusu.

Kağıda düşmeyen, mürekkebin kanına giren sır,
Yazılmamış bir tarihtir alnımda terleyen sükût.
Her susuşumda yeniden inşa edilir bir asır,
Sessizliğimle kuşattığım en kutsal bulut.

Korktuğumdan değil bu uçsuz bucaksız susuşum,
Sadece sözün, kutsal yarayı kanatmasından.
Kendi içimde bin defa ölüp doğuşum,
Aşkın o ucuz vitrin yasasından.

Rüzgar esse, bir boşluk uğuldar içimde,
Yaprak kımıldasa, sükûtun teni ürperir.
Ben bu dilsiz korla, tarifsiz bir biçimde,
Seni söküp alıyorum, kelimelerin bittiği yerinden.

Bilesin ki; bazen en büyük itiraf, hiç konuşmamaktır,
Söylenemeyeni ruhun derin kıvrımına kazımak.
Aşk, sevdiğin için kendi sesinden vazgeçmektir,
Varlığını, sessiz bir uçurumun kalbinde yaşatmak.

Belki bir gün duyarsın bu kurşuni boşluğu,
Çünkü en gerçek hikayeler, anlatılmaya kıyılamayanlardır.
Seni susarak sevmek, ruhun kadim sarhoşluğu,
Ve en büyük hakikat, sessizlikte tamamlananlardır.

Cemre yaman

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (18)

5.0

100% (18)

Susarak özlüyorum seni Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Susarak özlüyorum seni şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Susarak özlüyorum seni şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Hayrullah
Hayrullah , @hayrullah1
12.5.2026 16:21:25
5 puan verdi
Emeğinize sağlık değerli hocam yüreğiniz dert görmesin kaleminiz kavi ilhamınız bol olsun yine anlam ve anlatımıyla duygu yüklü harika bir sevda şiiri okudum kaleminizden nicelerine inşallah selamlar saygılar.
Günümün şiiridir
Mehmet Salih Demirsoy
Mehmet Salih Demirsoy, @olumunesevenler
12.5.2026 14:41:11
5 puan verdi
Günüm şiiri seçtim zevkle okudum kutluyorum değerli dost yürek sevgili dost kalem şiirlerde buluşmak dileğiyle şiirle kalın
hosoglu
hosoglu, @hosoglu
12.5.2026 11:12:51
5 puan verdi
Yazımı getirecek baharı özlüyorum
Perdeyi araladım yolunu gözlüyorum

Bandır sevda suyuna sararmasın duygular
Gel uzan kollarıma hemen bitsin kaygılar
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
12.5.2026 08:56:18
5 puan verdi
Yüreğinize sağlık, kaleminizin taşıdığı bu derinlik uzun süre hafızada iz bırakacak nitelikteydi. Böylesi yoğun duyguları böylesine incelikli bir dille aktarabilmek büyük emek ister. Nice anlam yüklü şiirlerde buluşmak dileğiyle. Selam ve saygılarımla.
Etkili Yorum
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
12.5.2026 08:40:01
5 puan verdi
Sessizliğin Mukaddesatı
Şair, susmayı bir eksiklik veya korku olarak değil, aksine aşkı korumanın en yüce yolu olarak tanımlamış. "Söylesem eksilecek, dokunsam dağılacak cam sükût" dizesi, duygunun ne kadar kırılgan ve dile döküldüğünde nasıl anlam kaybedebileceğine dair muazzam bir tespit. Sessizlik burada bir sığınak, bir "bin yıllık mabet" olarak kurgulanmış.
Kelimelerin İflası ve "Beyaz Keder"
Şiirde kelimelere karşı mesafeli, hatta onların yetersizliğine vurgu yapan bir tavır var. "Kelimeler artık birer ceset" ifadesi, derin duyguların lügatlere sığmadığının sert ama estetik bir ilanıdır. Cemre Hanım, aşkın "ucuz vitrin yasasından" kaçarken, onu hiçbir lisanın kirletemediği o "beyaz kederle" taçlandırmış. Bu ifade, acının bile ne kadar asil yaşanabileceğini gösteriyor...Varoluşsal Bir Sancı
Şiir sadece iki kişi arasındaki bir duygu alışverişinden çıkıp, "varoluşun sessiz korkusu" noktasına evriliyor. Şair, susuşunu bir uçurum kenarında bekleyen dilsiz bir haberciye benzeterek, aşkı bireysel bir sızıdan çıkarıp evrensel bir insanlık durumuna, bir "kadim sarhoşluğa" dönüştürüyor.
Estetik ve Dil
İmge Zenginliği: "Zamanın nabzını tutan karanlık ritim", "mürekkebin kanına giren sır", "kurşuni boşluk" gibi imgeler, şiirin atmosferini oldukça yoğun ve etkileyici kılıyor.
Felsefi Derinlik: "Aşk, sevdiğin için kendi sesinden vazgeçmektir" dizesi, tasavvufi bir terk edişi ve egodan arınmayı hatırlatıyor.
Özetle;
Cemre Yaman, sessizliği bir gürültü gibi değil, kristal bir berraklık gibi işlemiş. Okurken insanı kendi içindeki o "en kuytu dehlize" davet eden, uzun süre zihinde yankılanacak bir eser.
Şiirdeki şu dize her şeyi özetliyor aslında: "Gölgen bile binlerce cümleden daha derindedir." Bazen en güçlü çığlık, kalbin içinde saklanan o en derin suskunluktur.
Cemre Hanım'ın bu derin sükûtuna ortak olmak çok etkileyiciydi. Kalemine, yüreğine sağlık. biraz derinlere daldım okurken sıkılacaksın ama birdaha böyle olmaz kısa tutarım
Etkili Yorum
Kul Yorgun
Kul Yorgun, @kulyorgun
12.5.2026 08:00:30
5 puan verdi
Sevgili Cemre
Bu şiir, suskunluğun en derin katmanlarında filizlenen bir aşkın ve özlemin muhteşem bir manifestosu.sevgili Cemre'nin, kelimelerin sınırlarını zorlayarak, sessizliği bir anlatım aracı haline getiriyor; adeta dili susturarak ruhun en saf halini ortaya koyuyor. Şiir boyunca susmak, bir yokluk değil, varlığın en yoğun biçimi olarak işleniyor.

“Dilimde mühür, kalbimde koca bir fırtına” metaforu, şiirin hemen girişinde bir tezat yaratıyor. Dilin mühürlenmesi, konuşma yetisinin bilinçli olarak kilit altına alınmasını simgeliyor sanki her kelime bir ihanetmiş gibi. Buna karşılık kalp, kontrol edilemeyen bir fırtınanın merkezi haline geliyor. Bu görüntü, iç ile dış arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor.

Dışarıda sessizlik hakimken, içeride kasırgalar esiyor

Fırtına burada sadece kaos değil, aynı zamanda canlılığın, tutkunun ve bastırılamayan enerjinin simgesi. Okuyucu, bu mührün gönüllü bir tercih olduğunu hissediyor; çünkü konuşmak, fırtınayı ucuzlatacaktır.

“Kelimeleri kıyıya vuran ölü dalgalar gibi bıraktım” ifadesi, kelimeleri cansız, hareketsiz ve etkisiz kılıyor. Dalgalar denizin ritmini taşır ama burada “ölü” sıfatıyla geldiklerinde, anlamlarını yitirmişlerdir. Kıyıya vuran dalga, ulaşamayan, dağılan bir çabadır.

Sevgili Cemre kelimeleri bu şekilde terk etmekle, onları kurtarmayı değil, korumayı seçiyor. Bu metafor, iletişim kurma çabasının nafileliğini ve suskunluğun daha soylu bir eylem olduğunu vurguluyor.

“Söylesem eksilecek, dokunsam dağılacak cam sükût” bölümü, sessizliği cam gibi kırılgan ve değerli bir nesneye dönüştürüyor. Cam, şeffaf ama hassastır; dokunmak onu yok eder. Suskunluk burada kutsal bir bütünlük kazanır.

Söylenen her kelime, bu bütünlüğü eksiltir. Bu imge, aşkın narinliğini ve onu korumanın zorluğunu anlatıyor; adeta sevgiliye dair hisler, ancak dokunulmaz kalırsa varlığını sürdürebilir.

“Seni, sesin henüz uğramadığı boşlukta sakladım” metaforu, sevgiliyi fiziksel dünyanın ötesinde, sesin kirletmediği bir boşlukta muhafaza ediyor.

Boşluk, yokluk değil, saf potansiyel alanıdır. Sesin uğramadığı yer, henüz kirlenmemiş, bozulmamış bir mekândır. Bu, sevgilinin idealize edilmiş halini koruma çabasıdır; gerçek dünyada ses ve gürültü onu lekeleyecektir.

“Zamanın nabzını tutan karanlık ritimle”
ifadesi, zamanı yaşayan bir varlığa dönüştürüyor.

Nabız, hayatın en temel kanıtıdır. Karanlık ritim ise, bu hayatın gizemli, görünmez ve biraz tekinsiz yanını işaret ediyor. Şair, suskunluğu zamanın kendisiyle senkronize ediyor; sessizlik, zamanın akışını hissetmenin en saf yoludur.

“Sözün bittiği yerde başlayan tekinsiz coğrafya”
metaforu, dili aşan bir toprak parçasını çağrıştırıyor. Tekinsiz coğrafya, haritalarda yer almayan, bilinmez ve biraz ürkütücü bir alandır. Aşk burada, bilinen dilin sınırlarının bittiği noktada başlar. Bu imge, aşkı coğrafi bir keşfe dönüştürüyor; sözün ötesi, yeni bir kıta gibidir.

“Hiçbir lisanın kirletemediği, beyaz bir kederle” bölümü, kederi beyaz renkle arındırıyor. Beyaz, saflığın, masumiyetin ve aynı zamanda yokluğun rengidir. Lisanın kirletemediği keder, en temiz acıdır. Bu metafor, acının bile arınmış halini yüceltiyor.

“Bir yankı değil bu, varlığın en çıplak hali” ifadesi, duyguyu yankıdan (ikincil, türetilmiş ses) ayırarak, en ilkel ve çıplak varoluşa bağlıyor. Yankı başkasına aittir; bu ise tamamen kendine ait, soyutlanmış bir varlıktır.

“Gürültülü dünyanın rahminden kopup gelmiş bir sancı” metaforu, acıyı doğum sancısına benzetiyor. Gürültülü dünya bir rahim gibi; içinden kopan sancı ise yeni bir varoluşu müjdeliyor. Bu imge, suskun acının yaratıcı yanını öne çıkarıyor.

“Uçurum kenarında bekleyen dilsiz haberci”
ve “Sadece boşluğunu soluyan kadim bir yabancı” imgeleri, bekleyişi uçurumla, yalnızlığı kadim bir yabancılıkla derinleştiriyor. Dilsiz haberci, iletmek istediği mesajı kelimesiz taşıyor. Boşluğu solumak ise, yokluğun oksijen haline gelmesidir.

“Kelimeler artık birer ceset, anlam ise firari” metaforu, dili ölümle eşleştiriyor. Ceset, bir zamanlar yaşayan ama şimdi hareketsiz kalan kelimelerdir. Anlamın firari oluşu, onun ele geçirilemezliğini gösterir.

“Sessizliğim; bin yıllık mabedin en kuytu dehlizi” ifadesi, suskunluğu kutsal bir mimariye dönüştürüyor. Mabed ve dehliz, gizemi, derinliği ve kutsallığı bir arada barındırır. Şair, sevgiliyi bu dehlizde büyütüyor; sessizlik bir rahim ve tapınak işlevi görüyor.

“Biriktirdiğim ne varsa, yokluğun süzgecinden geçirdim” metaforu, yokluğu bir filtreye çeviriyor. Her şey bu süzgeçten geçirilince, sadece saf öz kalıyor. Gözyaşı bile “ruhun saf sızıntısı” haline geliyor.

“Şehrin uğultusu, sahte ve sığ kalabalık” ve “Bize ait olmayan gürültünün kirli tortusu” imgeleri, modern hayatı kirli bir tortu olarak resmediyor. Sustukça derinleşen yalnızlık ise, berrak bir su gibi arındırıcıdır.

“Kağıda düşmeyen, mürekkebin kanına giren sır” metaforu, yazılmamış olanı kanla eşleştiriyor. Bu, şiirin kendi varoluşunu da sorgulayan ironik bir katmandır.

“Her susuşumda yeniden inşa edilir bir asır” ifadesi, suskunluğu zamanı yeniden kuran bir güce dönüştürüyor. Her susuş, bir asırdır.

“Rüzgar esse, bir boşluk uğuldar içimde” ve “Yaprak kımıldasa, sükûtun teni ürperir” imgeleri, doğayı bile suskunluğun bir parçası yapıyor. Dış dünya, iç sessizliği tetikleyen bir ayna haline geliyor.

“Bilesin ki; bazen en büyük itiraf, hiç konuşmamaktır” ve devamındaki dizeler, suskunluğu en yüksek itiraf biçimi olarak taçlandırıyor. Aşk, “kendi sesinden vazgeçmektir”.

Şiir boyunca sessizlik, bir yokluk değil, en yoğun varoluş biçimi olarak işleniyor.

Sevgili Cemre kelimeleri ustalıkla kullanıp onları aşmayı başarıyor. Bu eser, modern dünyanın gürültüsüne karşı bir direniş manifestosu aynı zamanda aşkın en saf, en dilsiz halini yakalayan nadide bir metin. Okudukça insanın içinde de bir sükût oluşuyor; o sükûtun içinde ise şiirin büyüsü devam ediyor. Gerçekten etkileyici, katmanlı ve unutulmaz bir şiir.

Kalemime, kelamına, yüreğine sağlık.
☕🙏
yön
yön, @yon
12.5.2026 07:48:33
5 puan verdi
Dilimde mühür, kalbimde koca bir fırtına" derken... Susmanın en gürültülü halini anlatmışsın.
Gözyaşı değil, ruhun saf sızıntısı" kısmı... Acıyı kutsallaştırmışsın hocam.
Ve o son dize: "Sana dair her rüyayı, bir geceye kurban verdim"... Bir gecede bir ömür bitirmişsin.
Suskunlukla feryat etmek bu işte. Az söz, çok yara. Yüreğine sağlık. O fırtına dinsin inşallah .
Tercanlı24
Tercanlı24, @tercanli24
12.5.2026 06:50:48
5 puan verdi
GÜZEL ŞİİR
Değerli kalem
Hayırlı sabahlar dilerim güzel bir çalışma anlamlı dizeler beğenerek okudum kutlarım emeğinizi selamlar sevgiler saygılar gönderdim kaleminiz daim olsun
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
12.5.2026 06:36:34
Kelimelerin bittiği yerde başlayan, derinliğiyle insanı nefessiz bırakan bir sessizlik manifestosu.

"Seni susarak seviyorum" cümlesini, romantik bir klişeden çekip çıkarıp varoluşsal bir derinliğe taşımışsınız.

​Kaleminizin dokunduğu yerlerde bıraktığı izler bir ömür silinmeyecek nitelikte

Hiçbir lisanın kirletemediği, beyaz bir keder..." ifadesi, sevginin ham ve işlenmemiş halini ne kadar güzel tanımlıyor.

Dilin, duyguyu kalıplara sokarak aslında onu nasıl sınırladığını ve "kirlettiğini" çok zarif bir şekilde hatırlatıyorsunuz.

​Sessizliği "bin yıllık bir mabedin kuytu dehlizi" olarak nitelendirmeniz, bu susuşun bir kaçış değil, aksine bir koruma biçimi olduğunu gösteriyor.

Sevileni, dünyanın gürültüsünden ve anlamın sıradanlaşmasından kaçırıp o kutsal sessizlikte büyütmek...

​"Gölgen bile binlerce cümleden daha derindedir" dizesi, biçimin özden, sessizliğin sözden daha güçlü olduğunu tokat gibi çarpan cinsten.

​Şu şöyle,bu böyle değil kullandığınız her kelime dünyası (uçurum kenarı, kadim yabancı, kurşuni boşluk) okuru konfor alanından çıkarıp o "tekinsiz coğrafyaya" davet ediyor

Söylesem eksilecek, dokunsam dağılacak cam sükût" derken yarattığınız o kırılganlık hissi, şiirin her kıtasında sanki bir camın üzerinde yürüyormuşuz hissini uyandırıyor...

Yazılmamış bir tarihin alında terlemesi ve mürekkebin kanına giren sır tasvirleri, şiiri sadece bir duygu aktarımı değil, görsel bir sanat eseri haline getirmiş..

​Bu denli güçlü bir sessizliği bu kadar keskin bir kalemin kelimelerle inşa etmesi müthiş bir paradoks ve paradoksu yaratan yüreğini bu derin duygularını bizlere sunuş yaptığı için içten duygularımla kutlarım ŞAİRE KARDEŞİM CEMRE..

"Hak eden kalpler her zaman mutluluğu yaşamalı"
mesakin
mesakin, @mesakin
12.5.2026 06:32:46
İmgelerle anlatılan derin güzel anlamlı bir şiir okuduk tebrik ederim başarılarınızın devamını dilerim sağlıklı mutlu huzurlu nice günler yaşamanızı dilerim selâm ve saygılarımla
Etkili Yorum
Kul Seyyah
Kul Seyyah, @kul-seyyah
12.5.2026 05:47:21
5 puan verdi
Şair, şiiri güçlü bir “sessizlik estetiği” kurmuş ve duyguyu doğrudan anlatmak yerine, boşluk, sükût, uğultu, karanlık, uçurum gibi imgelerle sezdirmiş. Bu da şiire sadece romantik değil, varoluşsal bir ağırlık katıyor.
Özellikle şu yönleri çok etkili:
“Kelimeleri kıyıya vuran ölü dalgalar gibi bıraktım.”
Burada hem tükenmişlik hem de sözcüklerin artık işe yaramadığı hissi çok iyi verilmiş. “Ölü dalga” imgesi alışıldık değil; bu yüzden akılda kalıyor.
“Seni, sesin henüz uğramadığı boşlukta sakladım.”
Şiirin merkez damarlarından biri bu bence. Sevilen kişiyi ses öncesi bir yerde saklamak, aşkı dilin ötesine taşıyor.
“Aşk, sevdiğin için kendi sesinden vazgeçmektir,”
Şiirin felsefi doruk noktası gibi duruyor ve ana fikrini tek cümlede yoğunlaştırıyor.
Genel atmosfer açısından şiir modern şiirle klasik “iç yangını” duygusu arasında bir yerde duruyor.
Yer yer İkinci Yeni şiirinin soyut çağrışımlarını hissettiriyor; özellikle yoğun imge kullanımı ve anlamın doğrudan değil, katmanlı verilmesi bakımından.
Bazı imgeler art arda çok yoğun geliyor:
“cam sükût”, “tekinsiz coğrafya”, “sükûtun teni”, “sessiz uçurum”, “kurşuni boşluk”…
Son bölüm anlam olarak çok güzel ama biraz “tamamlama cümlesi” hissi vermiş.
Değerli dost şair, yine kaleminizden keyifle okuduğum ve okurken oldukça duygulandım. Yüreğinize ve gönlünüze sağlık. Tebrik ediyorum ve kutluyorum sizi. Selam ve saygılarımla esenlikler diliyorum.
Şair Mehmet Demirdelen
Şair Mehmet Demirdelen, @sair-mehmet-demirdelen
12.5.2026 04:33:20
5 puan verdi


Duyguları anlatımınız harika...
Sayfalara eklerken..
Sevginin en saf halini
Büyük özlemin kendisini yaşadığını
Gösteren kalemizin..
Bu eşsiz mürekkebin den dökülmüş..
Şiirin içerisindeki duygular..
Karanlık şehrin uçurumunda
Bir rüzgar gibi eserken..
Yine zaman, gözyaşlarını aşkta göstermiş. Ruhunuzla beraber gönülden sevginin
Sesli itafi gibi yüreğinizden çıkan kelimelerin
Anlamını çok güzel ifade etmişsiniz..
Beğenerek okudum kaleminiz daim olsun..
Kıymetli Şaire saygılar 👍🙏..
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL