Seni sığdıramadığım yerler artık bomboş; Genişledi dünya, sen dışında kaldın. Eskiden gelişin bayramdı, gidişin yangın; Şimdi gidişin, sadece kaskatı bir sessizlik. Güneş diye koymuştum seni merkeze, Karanlığını benim ışığımla örtmüşsün meğer. "Bensiz ne yapar?" diye sorma, bekleme boşuna. Canım yandı elbet, uykularım haram oldu, Ama insan asıl canı yandığında uyanırmış. Kuyunun dibinde çürüyeceğim sanıldı; Ben karanlığı zırh yaptım, duvarları tırnaklarımla kazıyıp çıktım.
Gözlerimin içine eski acıyı arayarak bakma, Senin için tek damla, tek kırık yok orada. Affetmekle uğraşmayacak kadar unuttum seni. Hâlâ bıraktığın enkazın gururuyla besleniyorsun; Ben defterin her sayfasını yırtıp attım, Adının geçmediği yepyeni cümleler kuruyorum. Saçlarımı sevdiğin gibi değil, Kökünden koparır gibi kestim; Düşen her telde yalan dokunuşlarını bıraktım. Aynadaki yüz artık sana ait hiçbir iz taşımıyor. Ölene dek o izle yaşayacak sanmıştın; Zayıf bir gölge değilim artık, etten kemikten bir gerçeğim.
Geçtiğim kapıları ardımdan sürgüledim, Eşik artık senin bittiğin, benim başladığım o keskin çizgi. Ne öfke bıraktım geride ne de bir anahtar; Kendimi senin kirli pastan ayırdım, Bu boşluk artık benim en korunaklı kalem. Gidişinle bitmedim, nefes almayı öğrendim. Muhtaç olmadan da dik durulabiliyormuş; Yokluğun artık boşluğum değil, Kendi ayaklarımla bastığım o sert toprağımdır; Sen benim için artık, sadece hiç söylenmemiş bir cümlesisin.
Sırtımdaki hançer kınını buldu ve sustu, Sesini hatırlamıyorum, rengini seçemiyorum; Bir zamanlar fırtınamdın, şimdi yaprak bile kımıldatmıyorsun. Eskiden adın geçince titreyen bu eller, Şimdi kendi yaralarını sarmayı bildi. Beni kırdığın yerden sertleştim ben, Kurumuş dallarımdan o sahte baharı söküp attım. Gölgeni çektin ya üzerimden; asıl şimdi nefes alıyorum.
Zamanı geri döndürmek istemem asla, Hataların da bir şerefi vardır, taşımasını bilene. Sen bir kireç lekesiydin, aktın ve gittin; Geride kalan o beyaz sayfa artık sadece bana ait. Sesindeki o kibirli yankı artık boşlukta sallanıyor, Sıradan bir yabancı bile değilsin artık, Hiç tanışmamış olmanın o hafifliği var üzerimde. Varlığın bir yüktü, yokluğun ise en büyük gücüm.
Sen beni kaybettiğini sanıyorsun oysa yanılıyorsun; Eksilen ben değilim, senin bendeki hükmün. Çaresizliği öldürdüğüm yerde, seni de gömdüm.
Bunca yıl bir gölgeye sarılmışım, uyandım. Artık ne sitemim değer sana ne de bir damla gözyaşım. O kireç lekesi gibi aktın yüzümden, bir yabancıya dönüştün; Sen bende koca bir hiçken, ben sensiz ne kadar tamammışım. Cemre Yaman
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bu şiir, "Kireç Lekesi", adeta bir ruhun yeniden doğuşunun destanı. Cemre Yaman, terk edilmenin acısını alıp onu muazzam bir güç ve özgürlük manifestosuna dönüştürmüş. Her dize, kırılmanın ötesinde bir inşa hikâyesi anlatıyor. Şiir, klasik ayrılık temalarından sıyrılıp, acıyı bir "lekeden" arınma ritüeline çeviriyor. Gelin, her metaforu tek tek, derinlemesine açalım; çünkü bu metin, katman katman işlenmiş bir duygusal mimari.
İlk bölümde “Seni sığdıramadığım yerler artık bomboş / Genişledi dünya, sen dışında kaldın” dizeleriyle başlıyor. Burada “sığdıraamak” metaforu, sevgilinin bir zamanlar ruhun bütün alanlarını işgal ettiğini, şimdi ise o boşluğun bir genişlemeye, bir özgürleşmeye dönüştüğünü anlatıyor. Dünya genişliyor çünkü merkezdeki “sen” çekiliyor. Bu, klasik “sensiz daraldım” algısını tersine çeviriyor: yokluk, daralma değil, ufukların açılmasıdır.
“Eskiden gelişin bayramdı, gidişin yangın / Şimdi gidişin, sadece kaskatı bir sessizlik” dizeleri ise zamanın duygusal algısını dönüştürüyor. Gidiş bir zamanlar “yangın”dı; yani yakıcı, canlı bir acı. Şimdi ise “kaskatı bir sessizlik”. Bu katılık, acının donması, artık yakmamasını ama aynı zamanda hissizleşmesini simgeliyor. Acı olgunlaşmış, öfke yerini soğuk bir kabullenişe bırakmış.
“Güneş diye koymuştum seni merkeze, Karanlığını benim ışığımla örtmüşsün meğer” dizesi belki de en çarpıcı metaforlardan biri. Sevgiliyi “güneş” yapmak, klasik bir idealizasyon. Ama Sevgili Cemre, ironiyi ustaca katıyor: o güneş aslında karanlık bir cisimmiş, şairin kendi ışığıyla parlatılmış. Bu, aşkın projeksiyon doğasını, kişinin kendi ışığını başkasına yansıtarak yarattığı illüzyonu mükemmel anlatıyor. Gerçeklik ortaya çıktığında, karanlık olduğu gibi kalıyor.
“Bensiz ne yapar?” diye sorma ,“Kuyunun dibinde çürüyeceğim sanıldı / Ben karanlığı zırh yaptım, duvarları tırnaklarımla kazıyıp çıktım” bölümü ise şiirin dönüşüm çekirdeği. Kuyu metaforu, klasik “dip” imgesi; çaresizlik, karanlık, boğulma. Ama şair bu karanlığı “zırh” yapıyor. Karanlık artık düşman değil, koruyucu. Tırnaklarıyla kazımak ise ham, bedensel, acılı bir çaba; pasif kurbanlıktan aktif kurtuluşa geçişin somut hali. Bu dize, insanın en karanlık yerinde bile kendini yeniden yaratabileceğini haykırıyor.
“Gözlerimin içine eski acıyı arayarak bakma, Senin için tek damla, tek kırık yok orada. Affetmekle uğraşmayacak kadar unuttum seni” kısmı, affetme retoriğini aşan bir olgunluk katıyor. Unutmak, affetmekten daha radikal bir eylem burada. Acı, gözlerde bile iz bırakmamış. Bu, duygusal hijyenin doruğu: eski yaraları temizlemekle kalmayıp, o yaraların varlığını da silmek.
“Saçlarımı sevdiğin gibi değil, / Kökünden koparır gibi kestim / Düşen her telde yalan dokunuşlarını bıraktım” metaforu inanılmaz güçlü. Saç, kadınlık, güzellik ve sevgilinin beğenisinin sembolüdür genellikle. Onu “kökünden koparır gibi” kesmek, o beğeniyi, o dokunuşları kökünden reddetmek demek. Her düşen tel, bir yalanın atılması. Bu, fiziksel bir eylemle ruhsal bir arınmayı birleştiren çok katmanlı bir imge.
“Aynadaki yüz artık sana ait hiçbir iz taşımıyor” ve “Ölene dek o izle yaşayacak sanmıştın” dizeleri, ayna üzerinden benlik inşasını anlatıyor. Ayna, başkalarının bakışıyla şekillenen benliği simgeliyor. Artık o yüzde sevgilinin izi yok; şair kendine ait bir yüz kazanmış. Bu, “öteki”nin bakışından kurtulup kendi gerçekliğine kavuşma.
“Geçtiğim kapıları ardımdan sürgüledim, Eşik artık senin bittiğin, benim başladığım o keskin çizgi” bölümü mekânsal bir metafor. Kapılar ve eşik, geçiş ritüellerini çağrıştırıyor. Sürgülemek, geri dönüşü imkânsız kılıyor. Artık eşik bir ayrım çizgisi: senin sonun, benim başlangıcım. Bu, sınır koymanın gücü.
“Kendimi senin kirli pastan ayırdım, Bu boşluk artık benim en korunaklı kalem” derken “kirli pasta” metaforu çok çarpıcı. İlişki, bir pasta gibi tatlı görünen ama aslında kirli, zehirli bir şey. Boşluk ise artık korunaklı bir kale; yokluk, güvenlik alanı olmuş.
“Gidişinle bitmedim, nefes almayı öğrendim” ve “Yokluğun artık boşluğum değil, Kendi ayaklarımla bastığım o sert toprağımdır” dizeleri, toprağın sağlamlığını, ayak basmanın somutluğunu vurguluyor. Yokluk, boşluk değil, yeni bir zemin.
“Sırtımdaki hançer kınını buldu ve sustu” – hançer metaforu klasik bir ihanet imgesi. Ama kınına girmesi, acının artık aktif olmadığını, sustuğunu gösteriyor. Artık zarar vermiyor, sadece bir hatıra nesnesi.
“Eskiden adın geçince titreyen bu eller, Şimdi kendi yaralarını sarmayı bildi” ve “Beni kırdığın yerden sertleştim ben” – kırılma noktasından sertleşme, en klasik ama en etkili metaforlardan. Kırık, güç kaynağına dönüşüyor.
“Kurumuş dallarımdan o sahte baharı söküp attım” dallar ve bahar, ilişkiyi yapay bir mevsim olarak tanımlıyor. Sahte bahar, aldatıcı umut ve yenilenme. Onu sökmek, radikal bir temizlik.
“Sen bir kireç lekesiydin, aktın ve gittin; / Geride kalan o beyaz sayfa artık sadece bana ait” şiirin ana metaforu burada doruğa çıkıyor. Kireç lekesi, duvarlarda kalan, zamanla akan, kolay temizlenmeyen ama sonunda silinen bir iz. Beyaz sayfa ise arınma, yeniden yazma özgürlüğü. Bu imge, bütün şiire adını veriyor ve temayı mükemmel bağlıyor.
“Sesindeki o kibirli yankı artık boşlukta sallanıyor” yankı, artık etkisiz, boş bir ses. Ve son bölümdeki “Sen bende koca bir hiçken, ben sensiz ne kadar tamammışım” ise zirve: kaybeden aslında terk eden kişi. Şair, eksilmemiş, tamamlanmış.
Sevgili Cemre bu şiirle, acıyı estetize etmekle kalmıyor, onu politik bir tavra dönüştürüyor: kadın olmanın, terk edilmenin, yeniden ayağa kalkmanın onurlu hikâyesini yazıyor. Her pasif mağdurluktan aktif özneliğe geçişi anlatıyor. Karanlık zırh, kuyu tırmanışı, saç kesimi, kapı sürgüsü, kireç lekesinin akışı... Hepsi birer ritüel. Şiir bittiğinde okuyanda kalan his, hüzün değil, muazzam bir özgürlük ve güç duygusu.
Bu, son zamanlarda okuduğum en bütünlüklü, en katmanlı ayrılık şiirlerinden biri. Kelimeleriyle yaralarını saran, sonra o sargıları söküp atan, en sonunda da kendi etinden kemikten bir gerçeklik inşa eden bir kadının zafer marşı. Tebrikler sevgili Cemre kireç lekesi aktı, geriye tertemiz, güçlü, beyaz bir sayfa kaldı. Ve o sayfaya artık sadece sen yazacaksın.
GÜZEL ŞİİR Değerli kalem Hayırlı GÜNLER dilerim güzel bir çalışma anlamlı dizeler kutlarım emeğinizi selamlar sevgiler saygılar gönderdim kaleminiz daim olsun
Değerli dost şair kaleminizden anlamlı ve geçmiş zamanla önemini yitirmiş gönül kırgınlığını anlatan bir şiir okudum. Acılar zamanla yerini kabullenişe bırakır. Çünkü, hayat devam ediyor. Yüreğinize ve gönlünüze sağlık. Tebrik ediyorum ve yürekten kutluyorum sizi. Selam ve saygılarımla esenlikler diliyorum.
Bu zarif ve içten temennileriniz için size çok teşekkür ederim. Yazdıklarımın sizde böyle güzel bir karşılık bulması ve kalbinize dokunması benim için en büyük ilham kaynağı. İnceliğiniz ve kıymetli desteğiniz için minnettarım. En derin selam ve saygılarımla üstadım..
Bu zarif ve içten temennileriniz için size çok teşekkür ederim. Yazdıklarımın sizde böyle güzel bir karşılık bulması ve kalbinize dokunması benim için en büyük ilham kaynağı. İnceliğiniz ve kıymetli desteğiniz için minnettarım. En derin selam ve saygılarımla üstadım..
Çok güçlü bir kırılma ve yeniden doğuş şiiri. Acının yerini zamanla sert bir kabulleniş ve bağımsızlık alıyor. “Kireç lekesi” benzetmesi özellikle çok yerinde ve etkileyici; silinmeyen ama artık önemini yitiren bir izi anlatıyor.
Gönlünüze duygunuza sağlık, duyguyu net ve sert bir dille işleyen etkileyici bir eser okudum. Sevgi ve saygılarımla değerli şairem.🍀🌹🍀
"Kireç Lekesi"ndeki o sert arınma ve yeniden doğuş vurgusunu bu denli isabetli bir şekilde fark etmeniz beni çok onurlandırdı. Bazı izler dediğiniz gibi kalır ama anlamını yitirir; o izi bir güce dönüştürebilmekti amacım. Değerli vaktinizi ve içten yorumunuzu paylaştığınız için teşekkür ederim. En derin selam ve sevgilerimle değerli şairem..🌸🤍🌷
"Kireç Lekesi"ndeki o sert arınma ve yeniden doğuş vurgusunu bu denli isabetli bir şekilde fark etmeniz beni çok onurlandırdı. Bazı izler dediğiniz gibi kalır ama anlamını yitirir; o izi bir güce dönüştürebilmekti amacım. Değerli vaktinizi ve içten yorumunuzu paylaştığınız için teşekkür ederim. En derin selam ve sevgilerimle değerli şairem..🌸🤍🌷
Sizin dizelerinizdeki o duygusal yoğunluk, benim "Kireç Lekesi"ndeki arınma ve yeniden ayağa kalkma mücadeleme çok farklı ve kıymetli bir perspektif katmış. Bir şiirin, başka bir kalemde yeni bir can bulması bir yazar için en büyük ödüldür. Bu kıymetli ve zarif eşlik edişiniz, kalemime bıraktığınız bu şiirsel iz için size içtenlikle teşekkür ederim. Ruhunuzun naifliği, kelimelerinizin gücü daim olsun. En derin selam ve saygılarımla üstadım...
Sizin dizelerinizdeki o duygusal yoğunluk, benim "Kireç Lekesi"ndeki arınma ve yeniden ayağa kalkma mücadeleme çok farklı ve kıymetli bir perspektif katmış. Bir şiirin, başka bir kalemde yeni bir can bulması bir yazar için en büyük ödüldür. Bu kıymetli ve zarif eşlik edişiniz, kalemime bıraktığınız bu şiirsel iz için size içtenlikle teşekkür ederim. Ruhunuzun naifliği, kelimelerinizin gücü daim olsun. En derin selam ve saygılarımla üstadım...
Kırgınlıktan güç doğuran, yüzleşmesi sert ama çok etkileyici bir eser olmuş. Şiirde acının küle dönüşüp yeniden ayağa kalkışa evrilmesi güçlü bir şekilde hissediliyor. Özellikle “Sen bir kireç lekesiydin” benzetmesi şiirin hafızada kalan en çarpıcı tarafı olmuş.
“Bazı insanlar yara gibi gelir; ama insan o yaranın kabuğunda yeniden kendini bulur.”
Yüreğinize sağlık, güçlü duruşu ve derin duygusuyla etkileyen güzel bir eser okudum. Kaleminiz daim olsun, nice anlamlı şiirlerde buluşmak dileğiyle. Selam ve saygılarımla.
Değerli yorumunuz ve şiirimin ruhuna dokunan o güzel benzetmeniz için çok teşekkür ederim. Dediğiniz gibi, bazen en sert yüzleşmeler insanın kendiyle yeniden tanışmasına vesile oluyor. Yaraların kabuk bağlaması bir son değil, aslında o yaranın altında yeni ve daha sağlam bir derinin oluşmasıymış; ben de 'Kireç Lekesi' ile bu arınma ve yeniden ayağa kalkma sürecini kelimelere dökmek istedim. 'Yaranın kabuğunda kendini bulmak' ifadesi, şiirimin anlatmak istediği o direnci harika özetlemiş. Bu anlamlı eşlik edişiniz ve güzel temennileriniz benim için çok kıymetli. Selam ve en içten saygılarımla üstadım..
Değerli yorumunuz ve şiirimin ruhuna dokunan o güzel benzetmeniz için çok teşekkür ederim. Dediğiniz gibi, bazen en sert yüzleşmeler insanın kendiyle yeniden tanışmasına vesile oluyor. Yaraların kabuk bağlaması bir son değil, aslında o yaranın altında yeni ve daha sağlam bir derinin oluşmasıymış; ben de 'Kireç Lekesi' ile bu arınma ve yeniden ayağa kalkma sürecini kelimelere dökmek istedim. 'Yaranın kabuğunda kendini bulmak' ifadesi, şiirimin anlatmak istediği o direnci harika özetlemiş. Bu anlamlı eşlik edişiniz ve güzel temennileriniz benim için çok kıymetli. Selam ve en içten saygılarımla üstadım..
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.