0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
34
Okunma
Aşk’a Mahal
Kendini gerçekleştiren kehanet gibi gözlerin,
çek üzerimden…
Çünkü bazı bakışlar
bir insanın alnına yazılmış gizli yazıları
erkenden okumaya başlıyor.
Ben daha kendimi inkâr ederken
sen içimde olacak olanı biliyordun sanki.
Bu yüzden tedirginim.
Bir falcının değil,
bir yaranın doğru çıkmasından korkar gibi.
Geceyi uzun süredir
aynı yerinden tutuyorum.
Dağılmasın diye.
Çünkü insan bazen
karanlığı bile alışkanlık yaptığı yerden sever.
Sonra sen geldin.
Bir müzenin kırılmaması gereken camına
içeriden bırakılmış bir nefes gibi.
Belirsiz…
ama bütün görüntüyü değiştiren.
Şimdi odamdaki eşyaların
eski anlamı yok.
Perdeler başka türlü kıpırdıyor,
su başka türlü akıyor lavaboda.
Sanki dünya
senin adını öğrendiğinden beri
aynı dünya olmaktan vazgeçti.
Ben bunu kimseye anlatamıyorum.
Çünkü bazı şeyler
söylendiği anda küçülüyor.
Aşk mesela…
En çok anlatılınca eksiliyor.
O yüzden içimde taşıyorum seni,
dilimin değmediği bir yerde.
Bazen düşünüyorum;
insanın kaderi
gerçekleşmeden önce üşür mü?
Ben üşüyorum.
Sanki birazdan hayatım değişecekmiş gibi
sebepsiz bir ürperti dolaşıyor içimde.
Ve bu his
ne korkuya benziyor
ne mutluluğa.
Daha çok,
uçurum kenarında açan bir çiçeğin
rüzgârla konuşmasına benziyor.
Senin gözlerin de öyle.
Bakınca düşmüyor insan hemen…
Önce içinde bir boşluk oluşuyor.
Sonra dünya,
o boşluğun etrafında dönmeye başlıyor.
Ben son zamanlarda
kendi merkezimi kaybettim.
Saatler geçiyor,
ama zaman ilerlemiyor sanki.
Aynı düşüncenin içinde dönüp duran
yaralı bir kuş gibi çarpıyor zihnim.
Bir akşamüstü
güneş camdan içeri vururken
durup şunu düşündüm:
Bir insanın yüzü
neden başka bir insanın içini
bu kadar dağıtır?
Cevabını bulamadım.
Belki de bazı karşılaşmalar
mantıkla açıklansın diye olmuyor.
Bazı insanlar
hayata dahil olmuyor sadece;
hayatın gizli yerine dokunuyor.
Sen oraya değdin işte.
Bu yüzden
adını duyduğumda bile
içimde eski bir evin tahtaları gıcırdıyor.
Sanki yıllardır kilitli kalan bir oda
kendi kendine açılıyor karanlığımda.
Ve ben korkuyorum.
Çünkü insan
en çok kendisini değiştiren şeye yaklaşırken korkar.
Bir yanım kaç diyor.
Diğer yanım
senin gözlerinin önünde
usulca diz çöküyor.
Ne tuhaf…
Birinin bakışıyla
kendi iç sesin arasına sıkışabiliyormuş insan.
Şimdi anlıyorum;
bazı duyguların sesi yoktur.
Ama sustuğu yerde bile
bütün hayatı yankılar.
İşte sen de
öyle yankılanıyorsun içimde.
Sanki ben
çok önceden başlamış bir rüyanın
geç kalmış devamıyım.
Sense
uyanırsam kaybolacak olan şey.
Bu yüzden
kendini gerçekleştiren kehanet gibi gözlerin,
çek üzerimden !
Aşka mahal veriyorsun ..
Hüseyin Erdinç
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.