0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
139
Okunma
Seveceksin dedi kadın…
Ve sevdi adam.
Güneşe mecbur sabah gibi
gözlerini ayırmadan sevdi.
Öyle kolay olmadı bu sevme işi,
bir kelimeye sığmadı,
bir bakışta başlamadı her şey.
Adam önce sustu…
İçinde biriken ne varsa
dökülmesin diye dudaklarını mühürledi.
Çünkü biliyordu,
bazı sevmeler konuşulursa eksilir,
bazılarıysa ancak susarak büyür.
Kadın “seveceksin” dediğinde
bir emir gibi değildi bu,
bir kader gibiydi.
Adam o an anladı;
kaçamayacağı bir yolun başındaydı artık.
Geri dönse kalbi kalacaktı,
ilerlese kendini bırakacaktı.
Yine de yürüdü.
Sevdi…
Yağmurun toprağa değdiği ilk an gibi,
içten ve telaşsız.
Gecenin en koyu yerinde
bir yıldızı seçer gibi,
inatla ve dikkatle.
Kadının saçlarına dokunurken
zamanın yavaşladığını sandı,
elleri titredi ama çekmedi geri.
Çünkü o an
korkmakla sevmek arasında
ince bir çizgi vardı
ve adam ilk defa
korkmayı göze aldı.
Sevdi…
Kadının gülüşünde
kendine bir ev bulur gibi,
sığınır gibi sevdi.
Bir yabancının sesinde
kendi adını duymak gibi
şaşkın ve derin.
Ama sevmenin bir bedeli vardı.
Adam bunu geç anladı.
Sevdikçe çoğalmadı,
aksine eksildi.
Her “sen” dediğinde
bir parça “ben” bıraktı geride.
Kadın fark etti mi?
Belki…
Ama bazı kadınlar
sevilmenin ağırlığını
taşıyacak kadar durmaz hayatta.
Onlar rüzgâr gibidir;
dokunur, geçer
ve ardında savrulmuş bir adam bırakır.
Adam yine de sevdi.
Çünkü vazgeçmek
onun dilinde hiç yer bulmamıştı.
Çünkü bazı erkekler
yenilgiyi bile
sadakatle taşır.
Geceler uzadıkça
kadın uzaklaştı.
Sözler azaldı,
bakışlar eksildi,
sessizlik çoğaldı.
Ve adam ilk defa
sevmekle yetinmenin
ne demek olduğunu öğrendi.
Artık kadın yoktu yanında,
ama sevdiği hâlâ oradaydı.
Kalbinin tam ortasında,
adı geçmeyen bir sızı gibi.
Seveceksin dedi kadın…
Ve sevdi adam.
Ne karşılık bekledi,
ne de tamamlanmayı.
Sevdiği kadar var oldu,
sevdiği kadar eksildi.
Bir gün aynaya baktığında
kendini değil,
sevdiği kadının izlerini gördü yüzünde.
Bir gülüşün hatırası,
bir bakışın gölgesi,
yarım kalmış bir cümlenin ağırlığı…
Adam değişti.
Daha sessiz,
daha derin,
daha gerçek oldu.
Kadın belki unuttu,
belki hiç hatırlamadı.
Ama adam unutmadı.
Ve hâlâ bir sabah
güneş doğarken,
gözlerini kısarak ışığa bakıyor adam…
Sanki o ilk emri
hâlâ duyuyormuş gibi:
Seveceksin.
Ve sevdi adam;
güneşe mecbur sabah gibi
gözlerini ayırmadan sevdi.
Hüseyin Erdinç
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.