1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
66
Okunma
Bayram gelmiş şehre, davullar yine çalıyor,
Kasapların önünde umutlar sıraya diziliyor.
Ama emekli cebinde üç eski makbuz taşıyor,
Kurbanlık fiyatını değil, elektrik borcunu sayıyor.
Bereket var diyorlar ekranlardan her gece,
Demek ki bereket uğramıyor bu dar sokağa iyice.
Asgari ücretli erkenden düşüyor yollara,
Ay bitmeden maaşı karışıyor faturalara.
Çocuk vitrine bakıyor mahcup gözlerle sessizce,
Bir çift ayakkabı kalmış artık masal gibi sadece.
Bayramlık alınırdı eskiden sevinçle koşarak,
Şimdi etiket okunuyor baş eğilip susularak.
Sofralar kurulacakmış yine birlik adına,
Ama tencere küsmüş mutfağın karanlığına.
Misafir gelsin diye çay bile hesaplanıyor,
Şeker ikram etmek artık lüks sayılıyor.
Paylaşmak güzeldir diyor büyük büyük sözler,
Paylaşacak lokma arıyor küçülen evler.
Meydanlarda nutuk çok, alkış bol, vaat derin,
Ama pazarda file boş, vatandaş düşüncelerin esiri.
Bir kurbanlık olmuş küçük bir servet değeri,
Garibanın duası kadar hafif değil artık kederi.
Kimisi et dağıtır fotoğraf eşliğinde gururla,
Kimisi kemik suyunu kaynatır gece boyunca sabırla.
Bayram sabahı çocuklar erkenden uyanıyor,
Kimi harçlık buluyor, kimi sessizce utanıyor.
Kapılar çalınsın diye umut hâlâ direniyor,
Ama yoksulluk her odada gölge gibi bekliyor.
Minareden yükselen tekbir değil sadece bu kez,
Bir milletin içine attığı derin sitem ve nefes.
Yine de suçlu bayram değil, onu zehir eden düzen,
İnsanı bayramdan bile mahrum eden o görünmez diken.
Çünkü sevinç karın doyurmuyor boş tesellilerle,
İnanç büyümüyor kuru hamaset cümlelerle.
Bayram dediğin biraz huzur, biraz da insanca yaşamdır,
Aç kalan sofralarda en ağır şey susmakmış, anladık artık.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.