0
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
71
Okunma
Parmaklarımla sayıyorum ağustosu.
Sabah oluyor,
Bütün huzur düşüyor dalından,
Sessizce gecenin...
İçimde anlamsız bir şarkı, karanlık düşünceler,
Sanki diğer her şeyle, herkesle savaş içinde;
Yürekli bir asker gibi çarpışır,
Kendi sessizliğin en ön safında.
Bütün kalemler ellerde,
Yazılıyor işte ağustosun sefaleti.
Dillerde ağustos sesleri,
Aynı harfler aynı cümlelerde,
Aynı duygular hep aynı başlıklarda.
Şairler, gecenin en derin aydınlığında,
Aynı yüzler aynı gölgelerle...
Kaybolur gider düşünceler beyaz aynalarda,
Ve bir ağustos gölgesinde.
Ben hep ağustosu sayarım ellerimle;
Şairlerin o sahte sancılarına inat,
Kendi isimsiz ve çıplak gerçeğimle.
Ne bir ünvanın gölgesi var üzerimde,
Ne de ezberlenmiş bir hıçkırık sesimde.
Nedir bu ağustosun gizemi?
Bir aşk hikayesi mi?
Soğuk bir huzur mu?
Bir delinin haykırışları mı?
Nedir bu ağustosta üşüten bizi?
Gece mi?
Düşünceler mi?
Kulağıma sesler gelir çok uzaklardan,
Delirmiş bir ağustosun görünmeyen bir yüzüdür.
İnsandan çok, şair ruhlu bir rüzgardır bu;
Bağırıp duran,
Ve gelen, görünmeyen,..
Boylu boyunca uzanır...
Yok olup gitmenin huzuru içinde.
Düşünceler erir, aynalar kararır gecede.
Ağustos için zaman gelmiştir artık;
Ne şiir yazılabilir ağustosun gölgesinde,
Ne de rüzgarın deli haykırışları duyulabilir uzaktan.
Ve bana son kalan;
Ellerimde ağustos kokusu,
Avucumda sönmüş bir sıcaklık...
Rüzgarın susan sesi
gecenin içinde yankılanır
Sessizlik dindirir tüm acıları
Ve kaybolur gider bir Ağustos akşamı...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.