4
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
173
Okunma

Bu kadar mı aşkın—
bir çay buharı kadar kısa,
dudak değmeden soğuyan?
Bu kadar mı kalır insan—
bir fotoğrafın kenarında,
parmağın değince kaybolan?
Ben seni
bir akşamüstü gibi sevmedim;
hani güneş iner de
her şey yumuşar ya biraz—
öyle değil.
Ben seni,
gecenin ortasında uyanıp
adını bilmeden korkmak gibi sevdim.
Bu kadar mıydı diyorsun şimdi,
bunca söz, bunca susuş,
bir “iyi bak kendine”ye mi sığdı?
Bak—
aşk dediğin
iki kişinin aynı cümlede
farklı kelimeleri seçmesidir bazen.
Sen “gitmek” dedin,
ben hâlâ “kal”ın içindeyim.
Ve evet,
belki de bu kadar:
Birinin vazgeçmesi,
ötekinin hâlâ inanması kadar.
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.