5
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
118
Okunma

İnsan, bir sabah uyanır
ve sanır ki dünya hâlâ yerli yerindedir—
oysa geceden kalma bir eksilme vardır içinde,
adı konmamış, sesi duyulmamış,
ama bütün eşyaya sinmiş bir yorgunluk gibi.
Toprak aynı topraktır belki,
ekmek yine aynı buğdaydan yapılır,
anneler çocuklarını aynı ninnilerle uyutur,
ama insanın kalbi—
işte o, her gün biraz daha uzaklaşır kendinden.
Bir zamanlar inandığın ne varsa,
şimdi sessizce karşısında durur
ve sana bakar,
sanki senden hesap sorar gibi.
“Ne yaptın?” der,
“Bunca yıl ne yaptın bu kısacık ömrünle?”
İnsan cevap veremez.
Çünkü hayat, soruların cevabını
ya çok geç verir
ya da hiç vermez.
Bir köy yolunda yürür gibi geçer yıllar—
tozlu, uzun ve suskun.
Yanından geçenler olur:
bir dost, bir düşman, bir yabancı…
Ama en çok da kendin geçersin içinden
tanımadan, anlamadan.
Sevgi dersin mesela,
onu da öğrenemezsin tam.
Hep bir eksik kalır içinde,
hep bir yarım cümle gibi.
Birini seversin—
ama ya geç kalmışsındır
ya da erken.
Zaman, insanın kalbiyle hiçbir zaman
aynı dili konuşmaz.
Ve ölüm…
Ölüm dediğin öyle ansızın gelmez.
Yavaş yavaş yerleşir insanın içine.
Bir umudun eksilmesiyle başlar,
bir inancın susmasıyla büyür,
sonra bir gün,
sen hâlâ yaşıyorum sanırken
çoktan bitirmiştir seni.
İşte o zaman anlarsın—
hayat dediğin şey,
ne sahip oldukların,
ne kaybettiklerin,
ne de başkalarının sana söyledikleridir.
Hayat,
geceyle gündüz arasında sıkışmış
küçük bir vicdan meselesidir.
Bir çocuğun gözünde kalabilmek,
bir yoksulun duasında yer bulabilmek,
bir sevdanın yükünü
şikâyet etmeden taşıyabilmektir.
Ama insan,
çoğu zaman en basit olanı bile başaramaz.
Kendi kalbine yenilir,
kendi gölgesinden korkar,
kendi doğrularını bile yarı yolda bırakır.
Ve yine de yürür—
çünkü durmak,
insana en ağır gelen şeydir.
Belki de bütün mesele şudur:
İnsan, iyi olmak ister
ama dünya ona hep başka şeyler öğretir.
Bir gün,
her şeyin anlamını çözdüğünü sanırsın.
Tam o anda hayat
başka bir yerinden kırılır.
Ve sen,
elinde kalan o küçük parçayla
yeniden öğrenmek zorunda kalırsın
yaşamayı.
İşte bu yüzden—
ne büyük sözlere inan
ne de kusursuz insanlara.
Çünkü en doğru olanlar bile
bir gün yanılır,
en güçlü olanlar bile
bir yerde kırılır.
Ama yine de…
bir yerlerde,
çok derinlerde bir yerde,
insanın içinde küçük bir ışık kalır.
Ne söner
ne de tamamen parlar.
O ışık—
belki Tanrı’nın sesi,
belki vicdanın kendisi,
belki de sadece
iyi bir insan olma ihtimalidir.
Ve insan,
bütün karanlığına rağmen
o ihtimal için yaşar.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.