1
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
119
Okunma

Bazen bir insan,
kendi kalbinin içinde misafir gibi yaşar.
Ne tam kalabilir,
Ne de çekip gidebilir.
İşte ben tam oradayım şimdi
Ne seninleyim,
Ne de sen gittikten sonra kendimdeyim.
Zaman geçiyor diyorlar,
Oysa bazı anlar var
Saatleri bile utandıracak kadar ağır.
Ve insan o anlarda
Ne ileri gidebiliyor
Ne geri sarabiliyor.
Sana verdiklerim…
Bir kalbin kaldırabileceğinden fazlaydı belki.
Gülüşlerimi bıraktım avuçlarına,
Kimseye açmadığım yaralarımı,
Çocukluğumdan kalma korkularımı…
Geceyi sevmeyen yanımı,
Sabahları sana benzediği için affedişimi…
Ve en kötüsü
Kendimi sana inandırdım.
Sen hepsini alıp gittin.
Ben, geriye kalan boşluğu bile dolduramadım.
Ben seni sevmeyi bir yol sandım,
Meğer uçurumun kenarında yürümekmiş.
Her adımda sana yaklaşırken,
Kendimden vazgeçtiğimi fark etmekmiş.
Söylenmemiş vedalar,
Yarım kalmış dokunuşlar…
Hepsi üstüme geliyor birer birer,
Bir suçun delilleri gibi içimde birikiyor.
Ne savunacak bir yanım var,
Ne de inkâr edecek bir gücüm.
Sanki içimde bir şehir vardı da
Sen gidince bütün ışıkları söndü…
Şimdi hangi sokağa dönsem karanlık,
Hangi kapıya dokunsam elimde kalıyor.
Sen gittin.
Ben, kendi içimde misafir gibi kaldım…
Kapıları sökülmüş,
Duvarlarının boyası dökülmüş
Bir harabe gibi içim
Ne gelen kalabiliyor
Ne de ben çıkabiliyorum içinden.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.