4
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
103
Okunma
Yağmur ağır ağır yağıyordu.
O, hiçbir yere sığınmadı.
Çünkü insan bazen yağmurdan değil,
içinde biriktirdiklerinden kaçar.
Omuzları çökmüş değildi sadece;
içinde taşımak zorunda kaldığı kelimeler vardı.
Söyleyemedikleri,
yutkunup içine attıkları,
“bir şey yok” diyerek sakladıkları…
Yorulmuştu.
Sevmekten değil,
karşılıksız ve tek başına sevmekten.
Anlatmaktan değil,
anlaşılmamaktan.
Hep güçlü durmaktan,
kendi acısını ertelemekten,
bir kez olsun
“ben de yoruldum” diyememekten.
Bir banka oturdu yavaşça.
Ellerini dizlerine bıraktı.
Başını önüne eğdi.
Yağmur saçlarından süzülürken
içindeki boşluk daha da derinleşti.
Derin bir nefes aldı—
o nefes var ya,
insanın ciğerini yakan,
ama yine de yetmek bilmeyen.
Kimseye kızgın değildi artık.
Kırgınlık bile güç ister.
O sadece yorgundu.
Sessiz, ağır, içten içe çöken bir yorgunluk.
Yağmur yüzüne indi.
Gözlerini kapattı.
Bir damla süzüldü.
Belki yağmurdu,
belki değildi.
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.