8
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
173
Okunma

AĞLADIM
Dün gece çok ağladım…
Ben ağladım, içimdeki eski ben ağladı.
Karşılıklı hesaplaştık sanki
Sessiz bir odada, kimse duymadan.
İçimde sakladığım ne varsa gözyaşlarımla kustum.
Susmak değildi bu…
İçim kendini parça parça bıraktı.
Kapının önünde eski ayakkabılar kaldı,
İçinde yürünmüş yolların, yorgun hayallerin izi vardı.
Geri dönmeye cesaret edemeyen adımların sessizliğiyle...
İçeriye papatya kokusu süzüldü usulca,
Sanki hayat, hiçbir şey olmamış gibi
Yeniden başlamak istiyordu benden.
Ben de perdeleri hiç kapanmayan bir ev oldum artık,
Her köşeme gün ışığı doldu,
Kaçacak bir gölge bile bırakmadım kendime
Çünkü saklandığım her yer, beni biraz daha eksiltmişti.
Gizli saklı konuşmaları, ucu açık masalları susturdum.
Acabaların içini tek tek boşalttım.
Çünkü bazı sorular insanı büyütmüyor, içten içe tüketiyordu.
Şimdi yedi gün yirmi dört saat kendime açık bir kalple bakıyorum hayata.
Kimseden gizlenecek bir kederim, Saklanacak bir neşem yok.
Elimde kazma kürek yok artık, geçmişi kazmayı bıraktım.
Ben o toprağın üstüne kendi sevgimi ekiyorum.
Zümrüt yeşili fidanlar büyüyor içimde,
Her biri başka bir yeniden doğuş gibi...
İnsanların sadece dışarıdaki kabuğu gördüğü bu dünyada,
Ben artık ruhun o görünmeyen şeffaflığına talibim.
Dün gece çok ağladım,
Ama bu ağlamak bir kırılma değildi
İçimde biriken hayatın, sahteliklerden arınıp taşmasıydı.
Eski bir sızının, yeni bir dürüstlükle şifalanmasıydı.
Meğer insanın sesi, uykuları bölen bir gürültü değil,
Huzur veren bir dinlenceye dönüşebilirmiş.
Sabah olduğunda…
Aynaya baktığımda
Beni en çok sarsan şey şuydu
Ağlayan kişi ben değildim artık,
İçimdeki o eski ben di...
Gidene bir veda, gelene bir merhaba değil bu
Sadece kendime verdiğim en ağırbaşlı sözdü.
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.