0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
139
Okunma
Sekizinci günde beklerim seni—
ama gün dediğim şey çoktan dağıldı.
Aynı yol değil artık,
yollar birbirine girdi, ben içinden geçemiyorum.
Sokaklar üstüme yürür,
ben yürüdüğümü sanırım.
Her geçen kadını sen diye çağırırım içimden,
hiçbiri dönmez—
ben yine de dönerim kendime.
Uzakta belirenler…
yaklaştıkça eksilir,
yaklaştıkça sen olmaktan vazgeçer.
Yüreğim—
ızdırapla değil artık,
boşlukla kavrulur;
terk edilmiş zaman sarar içini.
Otobüs durağında inenlerden
parça parça topladım seni,
ama kimse tam değildi,
ben de artık tamam değilim.
Umut ışığı dedim—
mum yaktım, söndü, yaktım, söndü,
parmaklarım eridi beklemekten.
Çiftlerin ellerine baktım,
kırmızı güller taktım içimden,
sonra hepsini kopardım,
kanadı avuçlarım.
Sakallarım uzadı—
zaman gibi düzensiz,
saçlarım dağıldı—
aklım gibi.
Ayna?
Ayna çoktan beni terk etti.
Ne bir deniz taşar içimde
ne bir koku kalır senden—
hatıralar bile çürür mü, öğrendim.
Seni saracak bir hayal yok artık,
hayaller de enkaz altında.
Yol şeritleri sırat köprüsü değil,
direkt uçurum—
attığım her adım
düşmekle eş anlamlı.
Özlem…
adı bile ağır geliyor artık,
yol arkadaşı değil,
yolun kendisi oldu.
Sekizinci günde bekledim seni—
sonra günler birbirine çarptı, kırıldı.
Bantlar çürüdü,
bir mont askıda kaldı,
ben askıda kaldım.
Binalar çöktü,
ben içinden çıkamadım.
Hangi sekizinci gün—
ilk mi, son mu, arası mı—
bilmiyorum.
Gözlerim hâlâ arar seni,
ama artık görmek için değil…
kaybolmayı tamamlamak için.
Ve ben
sekizinci günde değil,
sekizinci günde sıkışıp kalmış
bir şeyim artık.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.