0
Yorum
7
Beğeni
0,0
Puan
71
Okunma
Kaotik
Nedir bu inkılap—
harfler tutmuyor birbirini,
yazı kendi kendini kusuyor.
Derya dediğin yosun bağlamış çoktan,
aşk—tezgâhta çürük bir meyve,
kim tarttı, kim sattı,
hangi terazide eksildik biz?
Bugün mü—
yarın mı—
yoksa hiç gelmeyecek bir günün
boğazına mı düğümlendik?
Perde var—
arkası yok.
İnciler dökülüyor diyorlar,
ben sadece kırık cam görüyorum.
Siluet mi o?
yoksa gözümün içindeki karanlık mı büyüyor?
Aslan pençesi dediler—
meğer kör bir dokunuşmuş,
kanı bile tanımıyor artık.
Sevinç çığlıkları—
petrol kokuyor.
Nerede?
Cevap yok.
Doğal gaz boruları
damar gibi döşenmiş şehrin altına,
ama ısıtmıyor kimseyi—
be yavrum, hani?
Gülüyorum—
içim değil bu,
başkasının yüzü takılı sanki bana.
Isınan bir şey var evet,
ama ateş değil,
yanlış bir gaz sızıntısı.
Arabam sıfır model diyorum,
yalan yeni,
enflasyon eski bir yara—
kabuk tutmuyor.
Vaatler tok,
biz açlıktan değil
alışkanlıktan susuyoruz.
Oylar—
masada kül oldu.
Para dediğin,
ağaç cesedi.
Ormanlar susuyor artık,
çünkü bağırmanın da değeri düştü.
Bir ev—
uzak değil,
imkânsızın komşusu.
Maaş kapıya gelmiyor,
kapı yok zaten.
Salon, mutfak, yatak odası—
tek göz,
tek nefes,
tek sıkıntı.
Gece…
uyku yok.
Kurt içimde dolanıyor,
dişleri düşünceye batmış.
Kawa—
ateşi unuttu sanma,
demir hâlâ akıyor bir yerlerde,
sessiz ama sıcak.
Ve ben—
bu cümlenin ortasında
devriliyorum.
Belki…
birisi anlar diye değil,
yanlışlıkla dokunur diye
bir buse bırakıyorum karanlığa.
Barış Taşdemir bt siirleri
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.