4
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
107
Okunma

“Bu sondu” demek zor geliyor,
elimde yaralar derinleşiyor.
Kırık bir kalemin acısı değil bu—
sensizliğin çaresizliği vuruyor.
Hani bu sondu…
Söz vermiş gibi kırmıştın kalemimi.
Şimdi zor olan ne sevgili—
sabretmek mi,
yoksa kırık kalemle seni yazmak mı?
Batan, kanatan satır aralarında
sustuklarım birikir içimde.
Arzuyla titreyen sesim,
kalbimin dilencisi gibi.
Özlediğim dünyanın kapısı aralık,
yoksa orası
cennete nispet saklı bir yer mi?
Kendime bile itiraf edemediğim acıları
sessizce sahipleniyorum.
Dar ağacında sallanan ruhum,
boğazıma düğümleniyor.
Suçunu üstlenen bir mahkûm gibi—
çaresizim.
İçimde açtığın boşluğa
bakmaya bile korkuyorum.
Bir ağacın köklerine âşık olunca
gölgesi huzur verir derler…
Ben senin gölgende bile
nefes alamıyorum.
Hükümsüz kalmış çukurlarda
düşlerimin yıkılışını izliyorum.
Teninde yurt tutmuş yıldızlar—
hâlâ yerli yerinde mi?
Özlemekten geçtim artık,
keşkeleri darağacına astım.
Susmak kaleme yakışırdı,
konuşan gözlerine yenildi.
Belki de bu,
kırık bir kalemin son çırpınışı
bu yalan ömürde…
İçimde açık kalan yarayı
iyileştirmek bile istemiyorum.
Urganın izini boynumda görmek isteyen kadın—
kaşlarında hilal,
gözlerinde bir ömür saklı.
Senin için yanmak,
aşkın en ağır hediyesi belki…
Ama ben,
içimde açtığın boşluğa
bakmaya hâlâ korkuyorum.
Yunus Özkan
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.