6
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
69
Okunma

Âşığın huzurda döktüğü yaşlar
Nefs-i emmâreyi yener mi yener.
Şeytana atılan ufacık taşlar
Bâtılın başına iner mi iner.
Sevda bülbül ile güle yakışır
Muhabbet Hakk diyen dile yakışır
Dertleri anlatmak tele yakışır
Gönüle dokunmak hüner mi hüner.
Hû deyip ateşe girmeden olmaz
Hiçlik makamına ermeden olmaz
Dünyalık telaşla bu heybe dolmaz
Sabreden burağa biner mi biner.
Gönül incitmeden doğru lisanla
Sana verileni böl garibanla
Mevlâ diler ise lütf-u ihsanla
Kulun hayat bağı süner mi süner.
Kibrin kalesini yıkanlar gelsin
Benlik zindanından çıkanlar gelsin
Sadr’ı aşk oduna yakanlar gelsin
Itrı üstümüze siner mi siner.
Kapıyı çalmaya bahane gerek
Derviş, aşk nârında pervane gerek
Menzile varmaya merdane gerek
Müşküller feraha döner mi döner.
Nûrfânî kurbandır Hakk olan söze
Kusur eder isek vurmayın yüze
Bir gün Azrail’le gelip yüz yüze
Bütün acıları diner mi diner.
Nuriye Akyol
3/4/2026
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.