0
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
109
Okunma

Kapıyı kapatırken çıkan o hafif ses, sanki içimde yıllardır biriken her şeyin son yankısıydı.
Ne bağırdım, ne kırdım, ne de hesap sordum.
Çünkü bazı vedalar vardır, kelimeler taşıyamaz… insan sadece susar.
Seni ilk sevdiğim günü hatırlıyorum.
Gözlerinde bir ev bulmuştum kendime.
Sanki yıllardır aradığım huzur, bir bakışının içinde saklıydı.
Sen güldüğünde dünya biraz daha katlanılır oluyordu.
Ben, o gülüşe inandım… belki de en büyük hatam buydu.
Zaman geçtikçe değişti her şey.
Önce küçük yalanlar girdi aramıza. “Önemsiz” dediğin şeyler, benim içimde büyüyen bir uçuruma dönüştü.
Her fark ettiğimde sustum. Çünkü seni kaybetmekten korktum.
Çünkü insan bazen gerçeği bilmektense, yalanın içinde kalmayı seçiyor.
Ama yalan, en çok geceleri konuşur…
Ve ben her gece, senin sesinden çok suskunluğunu duydum.
Bir gün, gözlerine baktım…
İlk defa kendimi göremedim.
Orada artık ben yoktum.
Belki hiç olmamıştım.
İşte o an anladım; insan başkasında kaybolmadan önce kendini kaybediyormuş.
Yorgundum…
Sana değil sadece… kendime de.
Sevmenin bu kadar ağır olabileceğini bilmiyordum.
Birini taşımak değilmiş mesele… onunla birlikte kendini de taşımakmış.
Ben, ikimizi birden taşıyacak kadar güçlü değildim artık.
Kendimle yüzleştiğim o gece, aynaya baktım uzun uzun.
Gözlerimde tanımadığım bir adam vardı.
Seven, ama değersizleşen… bekleyen, ama hiç gelinmeyen… susan, ama içi çığlık dolu bir adam.
İşte o gece karar verdim.
Sessizce çekip gidiyorum şimdi…
Seni, nefesindeki o titremeyi biliyorum… ama yine de bırakıyorum.
Çünkü bazen sevgi yetmez.
Çünkü bazen gitmek, kalmaktan daha çok sevmektir.
Arkamda bıraktığım şey sadece sen değilsin.
Hayallerim, inandıklarım, “belki düzelir” dediğim her an… hepsi o kapının ardında kaldı.
Ve ben ilk defa…
kendim için gidiyorum.
Ne bir iz bırakıyorum, ne de bir sitem.
Sadece içimde yavaşça kapanan bir hikâyeyle…
Sessizce.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.