21
Yorum
32
Beğeni
5,0
Puan
174
Okunma

Vakit, ömrün o mağrur, o yorgun kıyısıdır,
Sokaklar, adımların dilsiz haykırışı...
İçimizde bitmeyen bir veda sızısıdır,
Güneşin her akşamda, uykuya bir varışı.
Eski bir kapı vurur, rüzgârın nefesiyle,
Söner birer birer bak, o tozlu kandiller.
Hayatın o gürültülü, o hırçın sesiyle,
Susar artık içimde, o yeminli diller.
Bir yudum çayda demlenir, gurbetin rengi,
Dumanı mazi kokar, sızısı dünden kalma.
Ruhumun bu devranla bitmez ki hiç cengi,
Ey gönül! Bu hüzünle, sakın ha geç kalma.
Kırılır tuttuğun dal, gölgen bile darılır,
Hüzün bir hırka olur, omuzlara sarılır.
Kaderin o kördüğümü, sabırla çözülür de;
Yürek kendi kuytusunda, sessizce durulur.
Sitem etme rüzgâra, savurduğu yaprağa,
Herkes bir parça hasret, borçludur bu toprağa.
Vefa dediğin artık, tozlu bir rafta mühür,
Işık vurmaz olmuş bak, o karanlık otağa.
Salim ERBEN
5.0
100% (23)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.