1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
127
Okunma
Gece yine omzuma çöktü,
sanki dünya biraz daha ağır bugün.
Gözlerim kapanıyor sürekli,
uyku değil bu — kaçış gibi, yarım, eksik, korkak.
İçimde bir yer var,
kimsenin bilmediği, kimsenin dokunamadığı,
orada sürekli bir şey fısıldıyor:
“bitir artık.”
Ama ölüm…
ölüm dediğin şey de karanlık,
ve ben karanlıktan bile korkuyorum.
Yaşamakla ölmek arasında
ince bir ipte sallanıyorum,
bir tarafım “yeter” diye bağırıyor,
diğer tarafım hâlâ bir umut kırıntısını saklıyor
avuç içinde, titreyerek.
İstemediğim yerlerdeyim,
istemediğim duygularla doluyum,
sanki ruhum yanlış bir hayata düşmüş
ve çıkış kapısını bulamıyor.
Bazen…
sadece hissetmek için yanlışlara koşuyorum,
bir şey hissetmek, bir şey olmak için,
sonra aynaya bakınca
kendimden utanıyorum.
Ama en çok…
en çok yorgunum.
Savaşmaktan değil,
sürekli içimde kaybetmekten.
Kimse görmüyor,
kimse duymuyor gibi
ama içimde her gün bir şey ölüyor zaten.
Ve ben…
her gece biraz daha eksiliyorum
ama sabah olunca yine uyanıyorum.
Belki de bu,
henüz tamamen vazgeçmediğimin kanıtıdır
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.