23
Yorum
37
Beğeni
5,0
Puan
263
Okunma
Atla gel Şaban…
Bir ıslık çal içimizde, eski bir sokak uyansın,
Tozlu perdeler aralansın, siyah-beyaz bir kalp gibi atsın zaman.
Bir yerlerde hâlâ gülüyor mu Kemal Sunal,
Yoksa biz mi sustuk, gülmeyi unutan?
Atla gel Şaban…
Çay buharında yüzler beliriyor şimdi,
Bir sandalye çekiliyor, bir kahkaha düşüyor yere.
Şener Şen göz kırpıyor mesela,
Bir bakışla anlatıyor dünyayı
Biz hâlâ cümle kuramıyoruz.
Halit Akçatepe geliyor sonra,
Mahalle arası bir dostluk gibi,
Çocukluğumun cebinde unutulmuş bilyelerle.
Ve Adile Naşit…
Bir anne şefkati gibi sarıyor içimizi,
Biz büyüdük sanırken, eksik kalmış yanlarımızı tamamlıyor.
Atla gel Şaban…
Tarık Akan da gelsin,
Rüzgârı saçlarında, umutla yürüsün sokağımızdan.
Münir Özkul bir köşede dursun,
Bir bakışıyla öğretsin hayatın terbiyesini.
Ve Ayşen Gruda kahkahayı atsın ortaya
Unuttuğumuz ne varsa yüzümüze çarpsın.
Atla gel Şaban…
Bu sadece bir film değil artık,
Bu bizim içimizde yarım kalmış bir sahne.
Bir yerlere yetişemedik, bir şeyleri kaçırdık,
Belki de en çok kendimizi.
Atla gel Şaban…
Biz o eski yaz akşamlarında kaldık,
Bir gazoz kapağında, bir sinema biletinde,
Bir tebessümün kenarında…
Şimdi şehir büyüdü, biz küçüldük,
Ama sen hâlâ içimizde en büyük kahramansın.
Atla gel Şaban…
Gel de yeniden gülelim,
Gülüşümüz biraz sana benzese yeter.
Gel de içimizdeki çocuğu kaldır ayağa,
Tozunu silsin kalbimizin.
Atla gel Şaban…
Bir daha dönmeyecek biliyoruz,
Ama insan yine de çağırıyor işte…
Bir umutla, bir sızıyla
Hem sana,
Hem o güzel yıllara:
Atla gel Şaban…
ALİ RIZA COŞKUN ©
Ustalara saygı ve rahmetle...
5.0
100% (28)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.