0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
136
Okunma

Bazen sana bakıyorum da, sanki hayatın bütün yükünü omuzlarına almışsın da bana hiç hissettirmemişsin gibi geliyor.
Ben büyürken, zaman akıp giderken, insanlar değişirken… sen hep aynı yerde kaldın. Sessizce. Güçlüce. Yorulduğunu belli etmeden.
Çocukken bunu anlamadım.
Her şey olması gerektiği gibiydi benim için.
Evde yemek vardı. Üstüm başım temizdi. Birisi beni seviyordu.
Ben bunu hayatın kuralı sandım.
Ama değilmiş anne…
Hiç değilmiş.
Sen yıllarca o küçücük odada, dikiş makinesinin başında otururken… ben bunun ne demek olduğunu bilmiyordum.
Gece olmuş, herkes uyumuş… ama sen hâlâ çalışıyordun.
İğnenin kumaşa girip çıkma sesi…
O ses aslında bizim hayatımızmış.
Sen uykusuz kalırken… ben büyüyormuşum.
Ve sen hiç şikayet etmedin.
Ellerin yorulmuş muydu anne?
Gözlerin yanıyor muydu geceleri?
Hiç “ben de yoruldum” demek istedin mi?
Bilmiyorum…
Çünkü sen hep sustun.
Ama ben sadece seninle büyümedim anne…
Bir de teyzem vardı.
Hatırlıyorum…
Elimden tutup bana topaç çevirmeyi öğrettiği günleri.
İpin nasıl sarılacağını, sabırla nasıl atılacağını…
Sanki sadece bir oyuncak değilmiş o…
Hayata tutunmanın küçük bir provasıymış.
Birlikte eskimo yapardık…
Sokak sokak dolaşıp satardık.
Gülerek, yorularak, ama hiç şikayet etmeden…
Çünkü biz birlikteydik.
Ben ona da sana baktığım gibi bakardım anne…
Aynı sevgiyle, aynı güvenle…
Sanki kalbimde ikinize de ayrı ayrı yer açılmıştı.
Ve aslında…
Ben sizinle büyüdüm.
Sizin sabrınızla…
Sizin emeğinizle…
Sizin sevginizle…
Ben de erken büyüdüm anne…
Çocuk olmam gereken yaşta çalıştım.
Hayatın içine erken düştüm.
Hatırlıyorum…
Bir kamyonetin arkasında, elimde kitap…
Tozun, gürültünün içinde ders çalışmaya çalışıyordum.
Belki kimse görmedi o anı.
Ama ben biliyorum.
Ben o kamyonetin arkasında sadece ders çalışmıyordum…
Hayata tutunmaya çalışıyordum.
Ve bunu sizden öğreniyordum.
Siz pes etmediğiniz için… ben de edemedim.
Bir gün…
Elimde pazar alışverişiyle eve geldiğim o günü unutamıyorum anne.
Kapıyı açtım…
Sen banyo sobasını yakmaya çalışıyordun.
Yorgundun. Sessizdin.
Beni gördün.
Elimdeki poşetlere baktın…
Sonra bana…
Ve hiçbir şey söylemeden sarıldın.
Sıkıca…
Öyle bir sarıldın ki…
Sanki içindeki bütün yük o anda döküldü.
Ve ağladın.
İşte o an…
İlk defa anladım anne.
Sen sadece güçlü değildin…
Sen her şeye rağmen ayakta kalmaya çalışan bir insandın.
Ve ben…
O güne kadar bunu hiç görmemiştim.
İçimde bir şey kırıldı o an.
Çünkü anladım ki…
Ben senin yükünü hafifletmeye çalışırken bile aslında ne kadar geç kalmıştım.
Bazen seni kırdım.
Bazen anlamadım.
Bazen seni, hep güçlü sandığım için hiç düşünmedim.
Ama şimdi…
Şimdi her şeyi görüyorum.
Senin uykusuz gecelerini…
Sessiz yorgunluklarını…
Kimseye belli etmeden verdiğin o savaşı…
Hepsini.
Ve şunu biliyorum anne…
Ben bugün ayaktaysam…
Bu senin sayende.
Ben düşmediysem…
Çünkü sen beni tuttun.
Ben vazgeçmediysem…
Çünkü sen hiçbir zaman vazgeçmedin.
Hayat bazen çok ağır geliyor anne…
İnsan yoruluyor. İçinden hiçbir şey yapmak gelmiyor.
Ama tam o anlarda…
Senin sesin geliyor aklıma.
Ve ben yeniden ayağa kalkıyorum.
Çünkü fark ettim ki…
Bu hayatta beni hayata bağlayan tek şey…
Senin sesin.
Senin varlığın.
Senin “ben buradayım” deyişin.
Belki sana bunu hiç bu kadar açık söylemedim.
Ama şimdi söylüyorum anne…
Benim gücüm sensin.
Benim sebebim sensin.
Benim hayata tutunduğum tek yer sensin.
İyi ki varsın…
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.